Heidegger'e göre, insan olmanın kaçınılmaz ve belirleyici bir yönünü çok uzun zamandır görmezden geldik: bizler ölümlüyüz, sonunda öleceğiz. Ölümle ilgili her şeyden kendimizi uzak tutmak ve dikkatimizi başka yöne çekebilmek için çok büyük işler yaptık. Her türlü ölümlülük kokusundan arındırılmış "sonsuza dek mutlu süren" peri masallarımız var. Hastanelerimiz ve yaşlı bakımevlerimiz, kordon altına alınarak izole edilmiş karanlık diyarlara dönüştü. Tanıdıklarımızdan neredeyse hiç kimse bir ceset görmüş değildir. Ölümü gizlemeye kalkıyoruz. Gelişini görmezden geliyoruz. "Hastalıklı düşünmeyi bırak!" diyoruz. Bu amaçla, hayatımızın büyük bir bölümünü, tüm insanları ilgilendiren ölümlülüğü gizlemek için tasarlanmış rutinlere ve dikkat dağıtıcı şeylere gömülü olarak geçiriyoruz. Yaşamdaki en önemli olayın üzerine metaforlar ve örtmeceler atıyoruz. Heidegger, son perde olan ölüm olmaksızın hiçbir şeyin anlamını bulamayacağımıza inanır. Hayatımızı, ölümsüz olduğumuzu düşünerek yaşarsak, seçimlerimizin ne kadar final seçimler olduğunu asla kabullenemeyeceğimiz gerçek dışı bir varoluş söz konusu olacaktır. Aldığımız kararların etkilerini değerlendiremeyiz. Her seçim bizi tek bir yaşam türüne bağlar ve bunun geri dönüşü yoktur. Yürümek için yalnızca bir yol seçebiliriz. Ölümün kıymetini bilmeden, hayatı asla olması gerektiği gibi yaşayamayız ve yapılacak şeyleri (ertesi güne bırakıp) yapabilecekmişiz gibi gelir bize ve bir şekilde yaşar gideriz.
Sayfa 52 - Orenda Kitap
Felsefe-Düşünce
Yüce yetileri olan insanlarin mutlu olabilmek için çok daha fazla şeye ihtiyacı vardır ve onlar şiddetli acılar çekmeye daha yatkındır; alçak tiplere kıyasla, acıyı kesinlikle çok daha fazla kez tadacaklardır; ama bütün bu ağır yüklere rağmen, aşağılıkça buldukları bir varoluş tarzına asla tenezzül etmeyeceklerdir.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ruhunun derinleri karanlık, nemli, yosunlu bir bataklıktı. Soludukça genzini yakar, burnunu sızlatır. Kaçamadığımız, dönüp dolaşıp geldiğimiz o bataklığı gelsin kurutun diye güzelce yalvarırız. Her tür b**u yer, günahtan çıkmayız. Korkumuzdan yok orada dualar yalvarmalar, yok burada mumlar haçlar... Yaradan'dan merhamet dilenmeye utanmayız. Yerin göğün sahibine, insan insana merhamet etmez. Gözünü oymaya yekinir... Hem de hiç utanmadan, korkmadan.
Sayfa 245·Kitabı okudu
Hayat böyleydi işte, önceden planlanan biçimde ilerlemiyordu. Eğer böyle yürüyecek olsa Hürrem kadar akıllı ve ihtiraslı birinin planları tutardı. 
Sayfa 88·Kitabı okuyor
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak… Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım?
Sayfa 52·Kitabı okuyor
İnsanoğlu tekdüze bir varlık. Çoğunluğu hayatı yaşamak için çabalamakla geçiriyor ve kendilerine kalan azıcık özgürlük ise onları o kadar korkutuyor ki ondan kurtulmak için her yolu arıyorlar.
Sayfa 13·Kitabı okuyor