En son hangi acı seni uykusuz bıraktı, en son hangi coğrafyaya gözyaşı döktün, en son hangi cümle beynini darmadağın edercesine odanın duvarlarında yankılandı, söylesene? Yüz soruda hayatı öğreten kitaplarla ahkam kesiyorsun ortalıkta. Aptal şarkı sözlerinden aşkı öğrenme hevesindesin. Sen hormonlu çocuklardansın anladın mı ?Bilincini dengeli beslemeyi bilmiyorsun.Komplekslerin ve utancın öldürecek seni. Her gün bir yerde gevezelik edip, yüce insanlık idealine ait söylevler veren baban dinlesin seni.Başkalarına kitap kurgularıyla asla yaşanamayacak modeller sunup kendi evine sağır kalan zavallı baban dinlesin seni. Ucuz zevklerini kutsayarak kendini ispat etme çabasındasın ama küçücük beynin Buscaglia'dan öteye geçmiyor.
255
Sharon Tate suikastını hatırlıyorum.
256
Sinema sektöründe McCarthyciliğe kurban giden ilk isimlerin yapımcılar Cyril Entfield, John Berry, Jules Dassin, Joseph Losey ve senarist Dalton Trumbo olduğunu hatırlıyorum. Uzun yıllar boyunca farklı mahlaslarla çalışmak zorunda kalan Dalton Trumbo dışında hepsi sürgün edilmişti.
257
Audie Murphy'nin II. Dünya Savaşı'nda en fazla madalyaya layık görülen Amerikan askeri olduğunu ve kendi kahramanlıklarını konu alan (vasat) bir filmde bizzat rol aldıktan sonra tümden aktörlüğe geçiş yaptığını hatırlıyorum.
258
James Stewart'ın, Moonlight serenade şarkısıyla meşhur olan caz müzisyeni Glenn Miller'ın hayatını konu alan bir filmde Miller'ı canlandırdığını hatırlıyorum.
Bu hususun daha iyi anlaşılması için 'kitle psikolojisi' ile alâkalı bazı tespitlerden istimdâd edebiliriz: Umumiyetle bilinen bir duruma göre, bir kalabalık içerisinde nihai efkâr; kalabalığı teşkil eden fertler tarafından ileri sürülen fikirlerden, vasat seviyede olanlara göre bile değil, en aşağı seviyede olan fikirlere göre teşekkül etmektedir.
Kişi gerçekten evli olabilmek için yapısal bir çelişkiyi idrak etmeli, kendisini ve sevdiğini hem çok verici hem de engelleyici; hem yaratıcı hem de vasat; hem sevecen hem de zalim olarak görüp kabul etmelidir. Kendimize ve partnerlerimize dayattığımız kısıtlı ve kısıtlayıcı hikayeleren kurtulmaya çalışmamız bu bağlamda çok önemlidir.
"Bizden güçlü olan her şeyden illa ki nefret edeceğiz diye bir kural yoktur. İrademize meydan okuyan şeyler öfke ve nefret uyandırabildiği gibi saygı ve dehşet de uyandırabilir. Karşımıza çıkan engelin hangi duyguyu uyandıracağı, söz konusu engelin karşı çıkışında soylu mu davrandığına yoksa yaygaracı ve küstah mı davrandığına göre değişir. Kapı görevlisinin küstahça karşı çıkışını aşağılarız ama zirvesi sislerle kaplı dağa saygı duyarız. Güçlü ama vasat şeyler karşısında aşağılandığımızı hissederiz; öte yandan güçlü ve soylu şeylere korkuyla karışık bir hayranlıkla bakarız."