Ey rüzgâr, yolun dostların bahçesine uğrarsa, sevgiliye selamımızı arz et, sakın unutma ve tarafımızdan
De ki: Adımızı niçin anmıyor, neden bizi kasten hatırdan çıkarıyorsun? Zaten anılmayacağımız bir zaman gelecek!
Gönlümüzü alan sevgilimizin gözlerine sarhoşluk ne de güzel yaraşıyor. O cihetten bizim de irade ve ihtiyarımızı sarhoşluğa teslim etmişler.
"Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim, kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. Sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden.”
Bir genç kızda ne gençleştirici güç olurmuş meğer! Ne sabah havasının tazeliğinde, ne rüzgârın uğuldamasında, ne okyanusun serinliğinde, ne şarabın lezzetinde ve hoş kokusunda-dünyadaki başka hiçbir şeyde bu güç yok.
Etrafımdaki herkes benden ayrılmakta özgürdür ve benden ayrıldığında ne bana ne de başkasına ihtiyaç duyar, işte belki de bu yüzden kimse benden ayrılmıyor."