Bak, hele bak şu kaşlara. Vay kahpe, nasıl da yolu yoluvermiş be! Nasıl da benzetmiş kendini İstanbul’un karılarına. O İmpala’lar, oChrysler’ler içine kurulmuş giden artist gibi karılarına. Ne benzetmesi canım? Düpedüz İstanbul bağının üzümü bu. Bak, hele bak şu gözlere. Fıldır fıldır. Çakır ela. Çakır ela ne kelime? Çavuşüzümü bunlar. Yemeli bunları Bayram. Dibine dek somurmalı, yutmalı.
O her ne kadar farkında olmasa da yabancı duyguların seyreltmediği güzellik duygusunu ilk kez hissediyordu.
"Vay canına, mutluyum be," dedi kendi kendine, farkına varmaksızın.
.
Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
O her ne kadar farkında olmasa da yabancı duyguların seyreltmediği güzellik duygusunu ilk kez hissediyordu.
"Vay canına, mutluyum be," dedi kendi kendine, farkına varmaksızın.
.
Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Memleket toptan kafayı yemiş, kendini eğlenceye vurmuş.
İyi işte babacığım. Sen de yapsan bir festival.
Sebep?
Bu işin zahirinde bir eğlence var, doğru. Lâkin altında başka şeyler var. Festival asıl onlar için yapılıyor.
Nedir?
İşler açılsın. Alış-veriş olsun. En önemlisi tanıtım. Ardından turizm geliyor. Yatırımlar falan.
Başkan kızına hayranlıkla bakar. Ulan ne iyi ettik de şu kızı okuttuk. Bak ağzından cevahir dökülüyor. Songül:
Daha da önemlisi var.
Şemsettin ve Şadiye birlikte:
Neymiş o?
- Sensin babacığım. Kim yapıyor festivali? İlk defa hem.
Şemsettin Bilen.
"Çamlıpınar Festivali". Vay be!
Bu seni Meclis'e bile taşır babacığım.