Yolculuk sadece içindeki sese kulak verip, sonra da onu susturmak için açıp kapıyı gitmek midir? Yolculuk biraz da çağrılmaktır, beklenmektir, özlenmektir.
"Söyledim sana aşk da kalp de durduğu gibi durmuyor/ En kısa iç çekiş dahi 'Afrika'ya dahil'/ Vedalarda mavi bir suskunun göçebe tarifi/ Kadınlar bunun için mi uzun konuşur?"
Cafer-i Sadık (Radıyallahu Anh) bir müddet halvete çekildi, evinden dışarıya çıkmaz oldu. Evliyanın büyüklerinden Süfyan-ı Sevri evine gelip:
"Ey Resulullah'ın torunu! İnsanlar bereketli nefesinizden, faydalı sohbetinizden mahrum kaldı. Niçin uzlete çekildiniz?" deyince şöyle buyurdu:
"Şimdi böyle gerekiyor. Zaman bozuldu ve dostlar değişti. İnsanlar arasındaki dostluk, vefa görünüşte kaldı, kalpler akreplerle doldu, işte onun için, pek dışarıya çıkmıyorum."
Ne kadar abesti aşkın yüzü.
Dahası, ne kadar çok yüzü vardı. Aşkın bir yüzü, iki yüzü. Aşkın yüzsüzlüğü.
Vefa, ihanet, ahd. Hepsi birbirine karışıyordu.