Ariflerden birisi demiştir ki: "Kulun ömrü, Allah Teala’nın, kendisine verdiği ve ölürken ondan hesap soracağı bir emanettir. Eğer isyana dalarsa, Allah Teala’nın emanetini zayi etmiş ve ahde vefasızlık yapmış olur. Ama vakitlerini korur ve hiçbir zaman Allah’a itaatten ayrılmazsa; emanetini korumuş ve ahdine vefa göstermiş olur. Onun bu vefasına karşılık olarak Allah da ona vefa gösterir." Nitekim Allah Teala şöyle buyurur:
"Siz, benim ahdimi (bana verdiğiniz sözü) yerine getirin, ben de sizin ahdinizi (size olan müjdelerimi) yerine getireyim. Siz ancak benden korkun." [Bakara 2/40]
Din ve inanç gibi tertemiz duyguların siyasete alet edilmesi yanlıştı. Türkeş bu yanlışı ömrünün son günlerinde anlamıştı, kuruluş ayarlarına dönmek istedi ama atı alan Üsküdar’ı geçmişti, düzeltmek için ömrü vefa etmedi.
Öleceğimi öğrenince çok şaşırdım.
Azrail'i atlatmayı umduğumdan değil; bir gün herkes gibi ruhumu yetkili makamlara teslim edeceğimi elbet biliyordum. Ama o gün öyle uzak ve muğlaktı ki, galiba ölümümü görmeye ömrüm vefa etmez sanıyordum. Bilmek farkında olmama yetmiyordu.