10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:37
Bu kitap beni perişan etti. Kahroldum okurken. Hele son bölümler... Sanırım bu kadar çok etkilenmemin en büyük sebebi benim de bir kız kardeşimin olması. Okurken kendi anılarım gözümde canlandı. Kardeşimle saçma sebeplerle küsmelerimiz, bazen sinirlenip kalbini kırdığım zamanlar... Her biri o an gözümün önündeydi ve ben onunla geçirdiğim kötü olan her andan pişmanlık duydum... Gerçekten içerisinde bolca ders çıkarabileceğimiz yerler vardı. Daha romantik, sevgi ve aşkın olduğu bir kitap beklerken bu kitap beni yerden yere vurdu. O sonun geldiğini fark ettiğim an durup sindirmek için bir gün ara vermek zorunda kaldım. O kadar güzel ve hüzünlü bir kitaptı ki... June, bir gün aldığı mektupla çok sevdiği teyzesi Ruby'nin vefat ettiğini ve çocukluğunu geçirdiği Mavi Kuş Kitabevini kendisine bıraktığını öğrenir. Orayı satma amacıyla giden ve anıları içinde kaybolan June, çocukken elinden düşürmediği ve en sevdiği kitap olan İyi Geceler Aydede kitabının yazarıyla teyzesinin çok yakın arkadaş olduğunu öğrenir. Teyzesi onun için mektuplardan oluşan bir gizem bırakmış ve bu gizemle birlikte kitabevini kurtarmasını ümit etmiştir. Bu esnada aşkı bulan ve çocukluğuyla yüzleşen June, ne yapacağına karar vermeye çalışırken yıllardır küs olduğu kardeşi, onunla iletişime geçmeye çalışır. Her şey üst üste gelmişken June nasıl bir yol izleyecek? Mutsuz olduğu bir işe mi dönecek, yoksa tüm kalbiyle işleteceği kitabevini mi işletecek? Peki kardeşiyle arasını düzeltmeye hazır mı?.. Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Elveda HaziranSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201911bin okunma
İnsan yaşamına çok boyutlu bakış
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
William Roseberry, yazıktır ki hızla gelişen kansere yenik düşerek 50 yaşında vefat etmiş değerli bir Amerikalı Marksist antropolog. Klasik bir marksist değil, evrimci ya da aşamalı gelişimci tarihsel materyalizmin kusurlu olduğunu, insanların yaşam deneyimlerin üreyen öznel değerlendirmelerinin ve yaşamlarındaki etkinliklerinin önemini, bu doğrultuda tarihsel değişimin öngörülemezliğini düşünen ve bu yaklaşımına uygun incelemeler yapan bir bilim insanı. Makalelerinden derlediği bu kitabının başlığından da anlaşılabileceği gibi, bütün toplumların er veya geç uyduğu tek bir tarih değil, "tarihler" vardır. Bu kitaptaki makaleler daha çok kapitalizmi ve bununla bağlantılı olarak işçileri ve antropolojinin klasik araştırma öznesi köylüleri ele alıyor. Tek yönlü, mutlak sömürü gibi etkinlik değil, buna verilen karşılıkları da hesaba katınca çift yönlü bir etkileşimin gerçekleştiğini, kısaca kapitalizmin düzensiz bir gelişme gösterdiğini ortaya koyuyor.
İnceleme
Anthropologies and HistoriesWilliam Roseberry · Rutgers University Press · 19891 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·116 syf.··
2023 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2023 00:00
uzun zamandır okuma listemde olan o kitap, evet sonunda okudum. üstelik bu kadar minik bir kitabı neden bekletmiştim bu kadar bilmiyorum. kitap, gerçekten çok güzel, akıcı. yazarın kendi içsel yolculuğu, vefat etmiş karısı ile kısa sohbetleri gibi. ama bir yas süreci aslında, bir özlem pınarı. bilmiyorum birçok yeri bana inanılmaz naif geldi. yazarın tarifine göre, bu kadar bencil bi adamın böylesine sevebiliyor oluşu gözümü yaşarttı. uzun bir yolculuk sonrası, eşi durakların birinde inmişte, o onun özlemi ile devam etmek zorundaymış gibiydi. okuyun okutturun efendim, ve yazarın itiraf ettiği gibi güzel sözler söylemek için insanların hayatınızdan çıkmasını beklemeyin.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
Sait Faik Neden Eşsizdir
10/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 05:08
Yüz sene öncesi insanlarının hayatları ve Yüz sene öncesinin İstanbulu ve Adapazarı. Yazar en alt kademedeki insanların hayatlarını bize olduğu gibi , kompleksi, samimi , düz anlatıyor. Hiç bir ego, kibir ve bilgi dayatması bulunmuyor. Orhan Pamuğu sevmeme ve Sait Faiği sevme sebebim bu sanki. İçine kapanık bu iki insanın arasındaki fark insanların bozulması mi? Bize ne kadar çok bildiğini dayanmayan bir yazarın hayatı olduğu gibi aktarması ne kadar güzel. Samimi, içten ve dogalsa Orhan Pamuğun Edebiyatı bir o kadar kusturucu. Kitapta yine Istanbulda yaşayan insanları anlatıyor. Muhabirken röportaj yaptığı insanlar,kendisi, sokak çocukları, balıkçılar, Burgazada sakinleri, hayvan sevgisi, insan sevgisi, doğa sevgisi her şey var. 1955 İstanbul Pogromu yani 6-7 Eylül olayları öncesi vefat etmiş olan Sait Faik, bu kitabında da Burgazada Rumlarindan, onların hayatından bahsediyor. Bazen Rumca kelimeler katıyor hikayelerine.
Seçme HikayelerSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20206,9bin okunma
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022700 okunma