Su

Su
@versmonesprit
“Mananın hudutlarında bir öfkeli süvari” Benzer okuma zevklerimiz varsa yazın, kitap konuşalım, yenilerini okuyalım, anavatanımda kitap arkadaşları bulamıyorum :’)
2/10
·384 syf.··
2022 7. kitabı
Hakkında uzun uzun yazmayı planladığım için bunca zamandır inceleme paylaşmadığım bir kitap da buydu. Vaktindeki popülaritesine rağmen hala Türkçeleştirilmemesi beni şaşırtmaya tüm hızıyla devam ediyor. Açıkçası kitabın yaklaşık ilk yarısını severek okudum. Sevilesi olmayan karakterleri genel olarak daha ilginç bulduğum için kitabın bana yine de yaşattığı minik sinir harplerini görmezden geldim. Ne var ki kitabın yaklaşık ortasından itibaren karakterlerin hepsi inanılmaz bir tahammül edilemezlik ve mide bulandırıcılık içine düşüyor. Yazar adeta kurgusal hayvanlara zarar vermek, bu sahneleri ucuz şok değeri için sömürmek adına kılı kırk yarıyor. Ayan beyan ‘self-insert’ü olan Cleo’nun her tür sülüklüğüneyse hiçbir zaman gerçekçi sonuçlarla yaklaşmıyor, normalde kendi kuyusunu kazacak bir karakter hiçbir noktada bir yetişkin olarak yaptığı berbat seçimlerden sorumlu tutulmuyor, aksine nedensiz yere çevresindeki herkes tarafından ödüllendirilmeye devam ediyor. Diğer karakterlerin duygusal manipülasyonu eleştirel bir ışıkla ele alındığında bile kitap kendinden şoke edici bir habersizlikle Cleo’nun iğrençliğini (duygusal manipülasyonun yanında fiziksel saldırıları unutmayalım) görmezden geliyor. Sorun biraz da bu — Coco Mellors’un bu davranış örüntüsünde hiçbir problem görmeyen bir insan olması. Tüm bu yazdıklarım size moralist bir okur olduğumu düşündürmesin, zira değilim. Ancak beyaz bir kadının başkalarına zarar veren davranışlarının sonuçlarıyla yüzleştirilmeyen, hep bir şekilde hakkında bahaneler bulunarak ödüllendirilen bir beyaz kadın karakter yazmasını, bunu beyaz gözyaşlarının özellikle siyahilere karşı silah olarak kullanıldığı bir ülkede yapmasını, üstelik bunu yaptığından bariz şekilde bihaber olmasını herhangi bir kitabın çok daha ötesindeki büyük bir sosyal
Roman
Cleopatra and FrankensteinCoco Mellors · Bloomsbury Publishing · 202263 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2/10
·563 syf.··
2023 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2023 17:10
Uzun bir zamandır Twilight incelememi yazıp paylaşmadığım için bu incelemeden benim katıksız bir Twilight-hater olduğumu düşünebilirsiniz. Açıkçası işim nedeniyle haddinden fazla genç yetişkin kitap okumak zorunda kalmış biri olarak bu serinin aslında kötü olmadığını bile gördüm. Bu kadar dalgaya maruz kalmasının nedeninin popülaritesi, biraz mizojini ve çoğunluğun hayli doğal olarak gerçekten berbat genç yetişkin kitaplar okumamış olması bence. Çünkü Stephenie Meyer kötü değil; istediğinde eğlenceli, heyecanlı, çarpıcı yazabilen, sahneleri ve karakterleri canlandırabilen bir yazar. Kısacası ilk kitaba yıllar sonra bir nostaljiyle döndüğümde beklediğimden daha iyi bir yazım ve öyküyle karşılaştım. Bunda özellikle atmosferin büyük bir rol oynadığına inanıyorum — Meyer orman tasvirlerini o denli başarıyla yapıyor ki Washington ormanlarının içinde hissediyorsunuz. Atmosfer eksikliği aynı zamanda bu kitabı hayal kırıcı yapan ana etmenlerden biri. Diğer ana etmense tahmin edilebileceği üzere toksikliği. İlk kitapta Cullenlar için oluşturulan sempatik portreyi yırtıp atıyor, geri dönülmez bir antipatiye dönüştürüyor bu durum. Her ne kadar artık bir yetişkin olan Bella’ya da davranışlarının çocuksuluğu yüzünden kızmamak imkansız da olsa kalbiniz karakter için kırılmadan edemiyor — belki bunu Meyer’ın bir başarısı olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Ve yine her ne kadar depresyonu eşsiz bir başarı ve sarsıcılıkla betimlediğine inandığım boş sayfaların geçtiği kitap olsa da ortaya çıkan mental sağlık problemlerini yeterince iyi ele aldığını düşünmüyorum. Halbuki bunlar derinlemesine işlense kitabı çok daha iyi yaparmış. Bella’nın artık yetişkin olmasından doğan bir problem de hala bir çocuk olan Jacob’ın ona duyduğu ilgiyi fizikselliğe dökmesine izin vermesi. Neden rahatsız edici
Roman
New MoonStephenie Meyer · Little, Brown and Company · 200619,5bin okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2023 23:37
(İngilizce çevirisini okudum, Türkçe çevirisi hakkında bir şey diyemem.) Kitabı o kadar sevdim ki her ne kadar StoryGraph ve Instagram için değerlendirme yazmış olsam da buraya bir şeyler yazmayı bir türlü beceremedim, kelimeler yetersiz kalacak diye. Keşke bu kadar beklemeseydim, çünkü yazarın diğer kitabı Girls Against God o kadar berbattı ki retrospektif olarak bu kitap için duyduğum tapınma seviyesindeki sevgi ve hayranlık da zedelendi. Hislerimin samimiyetine inanmıyorum artık, ama Sezar’ın hakkı Sezar’a diyerek elimden geldiğince bir zamanlar bu kitaba neden bu kadar aşık olduğumu anlatmaya çalışacağım. E-Kitap olarak okumama rağmen elimde sanki nefes alıp veren, göğsü ve karnı şişip inen bir canlı tutuyormuşum gibi hissettim. Çünkü Hval, betimlemelerinde öyle keskin bir göze sahip ki yegane bir atmosfer oluşturmayı da okuru bu atmosferin ortasına çekmeyi de rahatlıkla başarıyor. Büyüleyici, hipnotik bir anlatımla Hval adım adım doğanın uyanışını takip ediyor anlatıcının sapphic uyanışı üzerinden: önce görsellerle başlıyor kitap, daha sonra bu görselliğin yüzeyi altında kıpırdanmalar başlıyor, bir anda hareketleniyor kitap, nihayetinde sesler de deliyor bu uyanışı, adeta bir koro gibi canlanıyor kitap. Ve her şeyin temelinde öyle nefes kesici bir güzellik yatıyor ki! Belki kitabı da yazarı da başta bu kadar sevmemin esas nedeni de buydu: çürümenin bir son değil, yeni bir yaşam için bir başlangıç olduğunun farkında çünkü Hval. Mantarlar, likenler bürüyor kitabı, ve her şey o denli güzel anlatılıyor ki eriyip bunlara karışmak için büyük bir özlem duymamak elde değil! Bir de bakıyorsunuz ki eski birahanenin, mantarların, yosunların, bedenlerin arasına siz de karışmışsınız, tek bir vücut olmuşsunuz, simbiyotik bir yaşam formuna dönüşmüşsünüz, birlikte nefes alıp birlikte
Roman
Paradise RotJenny Hval · Verso Books · 201885 okunma
1/10
·168 syf.··
2023 55. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2023 15:20
Erkeklerin kadın anlatıcı yazması yasaklansın. Erkeklerin kadın anlatıcı yazması yasaklansın. Erkeklerin kadın anlatıcı yazması yasaklansın. Ayrıca okuduğum en sıkıcı kitaplardan biriydi. Hiçbir zaman en ufak bir gerginlik hissi dahi yaratmayı başaramayan bir kitap olmanın da ötesinde gülünçtü. Bir de bazı yazarlar öyle inorganik yazıyor ki hayatları boyunca tek bir insanla tek bir konuşma bile yapmadıklarını düşündürüyor. Kimsenin okumayı düşündüğü bir kitap olduğunu zannetmiyorum, o yüzden çok bir şey söylemeye gerek yok. Ama erkeklerin kadın anlatıcı yazması yasaklanmalı kesinlikle. Midem kalkıyor artık yeter.
Korku-Gerilim
Curse CorvusAlex Ebenstein · Dread Stone Press · 20231 okunma
1/10
·384 syf.··
2023 94. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2023 21:24
Öncelikle olur da okumaya karar verirseniz önerim Helen Oyeyemi’nin sunuş yazısından uzak durmanız. Birinci nedeni, Jorge Luis Borges’in tanıtım yazısından kopyala yapıştır yapılmış olması. İkinci nedeni, sıfır utanmayla hikayeleri tamamen anlatarak mahvetmesi. Oyeyemi’den o kadar nefret ettim ki okumak istediğim kitabını listemden çıkardım. Borges’in yazısı ise başka birinden çalıntı değil; sevgiyle kalpten yazılmış. Ocampo’yla arkadaşlığı gözlerimi dolduracak kadar şefkat dolu bir yazı haline getirmiş sunuşunu. Ocampo’nun kendi sunuşu ise bana Clarice Lispector havası verecek kadar feminen mistik ve lirisizmle doluydu. Daha hiçbir hikayesini okumadan Ocampo’ya aşık oldum. Bu nedenle ilk iki hikayeden hoşlanmayınca hemen bir umutsuzluğa kapılmadım. Ve açıkçası takibindeki The Impostor ve Autobiography of Irene hikayeleri nefes kesecek kadar fevkaladeydi! İstediğim, aradığım her şeydi bunlar. Sonra yere çakıldı. Hemen her hikaye birbirinin aynı formata sahip. Çoğunluğu birinci şahıs anlatıma sahip olsa da anlatıcılar arasında en ufak bir ton farkı bile yok. Konular birbirinin kopyası haline geliyor, sanki aynı hikaye tekrar tekrar baştan yazılmış gibi. Öyle ki, üç tanesini falan okusanız hepsini okumuş sayılırsınız. Mariana Enriquez’in neden sıklıkla Ocampo’yla karşılaştırıldığını anlamak çok kolay: her iki yazar da sanki bir yere gidecekmiş gibi hissettiren konular kurgulayıp bunları olabilecek en baştan savma hızla, en orijinallikten ve heyecan vericilikten uzak, en yavan, en antiklimaktik sonlarla noktalıyor. Geriye koca bir hüsran kalıyor.
Hikaye-Öykü
Thus Were Their FacesSilvina Ocampo · NYRB Classics · 20151 okunma