İşte bu gizlenmelerin, mizaç ve inanç ayrılıklarının kendilerini bilhassa gösterdikleri yer saatlerimizdir. Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.
Kadınlık emellerinden vazgeçmiş bütün biçare kadınların kalbinde her türlü mahrumiyetlerin gözyaşları sükut edebilir; fakat bunlardan biri
analıktan mahrum kalmış olmak acısı, daima zehirden birer katre ile damlayan kapanmaz bir yaradır. Zannolunur ki tabiat kadınların ruhuna boş kalmaya tahammül edemeyen bir beşik koymuştur.
Özgür olmak için unutmamak zorundasınız. İnsanları isyan ettiren şey, özgürleşecek torunları hakkındaki düşler değil, köleleştirilmiş ataların anılarıdır.
Bence insan çoğuldur: Erkekler kadınsılığın izlerini taşır, kadınlardaysa bir erkek öğesi vardır. Ve her ikisi birden içlerinde çocuk öğesini taşırlar.