Kendi bölümümdeki büyük, boş, yalnız odamda, çaprazlamasına volta atıyorum; bir kapıya, bir pencere ye, sonra yine kapıya. Bu zemini boydan boya daha kaç kez adımlayabilirim?
Geçiyor önümden sirenler içinde,
Ah, eller üstünde,
Çiçekler içinde.
Tabutunda mor dağların büyüsü,
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü;
Aslan gibi göğsü türküler içinde.
Rastlardım avluda hep volta atarken,
Cıgara içerken yahut coplanırken.
Sırtını duvara verip öyle tünerdi,
Kimseyle konuşmaz, dal gibi titrerdi;
Çocukça sevdiği çiçeğini sularken.
Diyarbakırlıymış, kod adı Bahtiyar.
Suçu saz çalmakmış, öğrendiğim kadar.
Hadi oradan! Naş! Yaylan! Volta volta! Burnu büyümüş insan ne hâllere düşüyor Ya Rabbi! Allâh insanı yükseklerden düşürmesin! Allâh ana baba sözü dinleyenlerden eylesin! Âmin!
Hitler, Oberalbeg’in bahçesinde huzursuz bir şekilde volta atıyordu. "Ne yapmam gerektiğini hakikaten bilmiyorum. Bu çok zor bir karar. En çok İngilizler ile ittifak kurmak isterim. Ama İngilizler tarih boyunca çoğu kez güvenilmez olduklarını gösterdiler. Onlarla iş birliği yaparsam İtalya ile aramız sonsuza dek bozulur. İngilizler beni sonra yüzüstü bırakır ve iki cephe arasında kalırız."
Genelde okurun önünde İki Yol bulunduğunu söyleyebiliriz
1-Kendi kanaatlerini pekiştirecek türde eserler okumak yani volta atmak veya yerinde saymak
2-Başka başka düşüncelere açılmak suretiyle kendini yenilemeye yönelmek, farklı ve mümkünse daha iyi birine dönüşme umuduyla ilerlemek...
İnsanların uyanmaları için daha kaç yüzyıl geçmesi gerekecek?İnsanlık ilerleyebilmek için kaç bin hapishane hücresinde volta attı acaba? Ve daha kaç bin hücrede
volta atması gerekecek?