relax

relax
@walhors
6/10
·123 syf.··
2018 57. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2018 16:34
Diyelim ki Sartre okumak istiyorsunuz ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. İnternete yazdınız “Sartre okumaya nereden başlamalıyım” diye, karşınıza binlerce farklı öneri çıktı. Biri diyor ki Kierkegaard oku, başkası diyor yok efendim Hegel oku, daha ne oluyoruz demeye kalmadan daha da başka biri çıkıp diyor ki Karl Marx oku. İşte burada “ Varoluşçuluk “ devreye giriyor. Sartre’nin varoluşçuluk anlayışını yine Sartre’nin tanımıyla ve örneklemeleriyle okuyoruz. Benim okuduğum üçüncü Sartre kitabıydı ve “Keşke ilk bunu okusaymışım” dedim çünkü yaptığım ön araştırmada varoluşçuluğun konseptini çok yanlış anlamışım :/ Kitabı okurken yer yer de Bulantı da anlam veremediğim birçok şey için bu kitabı okurken “ahhh demek böyle demek istemiş Sartre” dedim. Kitap birkaç bölümden oluşuyor ama bana kalırsa ilk iki bölüm (önsöz dahil) varoluşçuluğu anlamak için yeterli, zira ilerledikçe Sartre’nin Marksizmle bağlantısına geçmeye başlıyoruz ve benim Marksizm hakkında pek de bilgim olmadığı için açıkçası beni biraz sıktı. İncelememi biraz kısa tutacağım bu sefer, son olarak Sartre’nin kaleminden Varoluşçuluğun temel ilkesini bırakmak istiyorum şuracığa: İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır.
Felsefe
VaroluşçulukJean-Paul Sartre · Say Yayınları · 20173,859 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
...ayağa fırladı ve tam bir saat soluk almadan ana avrat sövdü, küfürler savurdu. ... "Uuuuu...dinini, imanını... eşiktekini, beşiktekini, yedi ceddini, sülalesini.." Yüzü tebeşir gibi bembeyaz olmuş nöbetçi er, bunalıp korkudan ağlayarak tüfeğin namlusu ile kapıyı dürtüyor, ne yapacağını şaşırarak ikide bir bağırıyordu: "Vuracağım! Vallahi de vuracağım, billahi de vuracağım! Duyuyon mu lan? Ama ateş etmiyordu, edemezdi de. Hapishanede isyan çıkmadıkça idama mahkum edilmiş olanlara ateş etmek yasaktı. Çingene ise dişlerini gıcırdatıyor, küfür ediyor, tükürüyordu. İnsan beyni ölüm ile dirim arasındaki anlatılamayacak kesinlikte bir sınırda olmasına dayanamıyor ve rüzgarın kuruttuğu bir kil toprağı gibi bin parça oluyordu.
O sezonun Ocak ayında Türk spor tarihinin en büyük facialarından biri yaşandı. Samsunspor kafilesi Malatya'ya giderken trafik kazası geçirdi. Olayı öğrenince neler hissettin? Bir Yugoslav oyuncu da o kazada vefat etti, biliyorsun. Yugoslav, Türk fark etmez... Böyle bir faciada kim normal hisseder? Ancak vicdansız insanlar. Senin, benim, herkesin başına gelebilir. Moralim çok bozuldu öğrenince. Tanıyordum o futbolcuları. Düşünebiliyor musun, karşılıklı oynadığın insanlar ölüyor, yaralanıyor. Tanju'yu bize vermelerine rağmen iyi takımdı Samsunspor. O kazaya kadar kendi sahalarında çok zordu onları yenmek.
Sayfa 137 - Mylos Kitap
Futbol
“Sartre’da olmalıydı, onun kitaplarının birinde okumuş olmalıydım; Özgürlüğe mahkûm edildik. Mahkûm edildik. Oysa ben özgür olmak istemiyordum, yorulmuştum, biri beni kollarımdan tutup kaldırsın istiyordum, daha önce hiç girmediğim, rüya görmeksizin uyuyabileceğim serin odaya taşısın istiyordum.”
Sayfa 74 - Metis Yayınları, 1.Basım (Ocak 2020), Ç: Banu Gürsaler Syvertsen·Kitabı okudu
Edebiyat
Daha Adil Bir Türkiye Mümkün, Tabii Siz Gittikten Sonra
2/10
·216 syf.·
2021 60. kitabı
Yıllardır başarıyla sahnelenen; Batı tarafından hor görülen mazlum Müslüman halkların sesi olmuş “cesur lider” rolüne angaje, yazılan kişi -ya da kişiler- tarafından oldukça iyi tasarlanmış bir kitap.Okurken insanın milli duygularına hitabeden, hafiften gururunu okşayan bir tarafı aşikar, gel gelelim işin iç yüzünde kazın ayağı öyle değil.(Arka fonda Dombra çalıyor.) Birleşmiş Milletler Topluluğu’nu muhattap alarak, Dünya’daki bir çok küresel sorunu suya sabuna dokunmadan ele almış, kendisinin yaptığı hatalara göstermesi gereken özeleştiri ve cesareti -her zamanki gibi- başkalarına karşı oldukça cüretkar bir şekilde dile getirmiş.Sonraki bölümlerde de çözüm önerilerini sunmuş. Diyeceksiniz ki; (haklı olarak) yazılanlar yanlış mı? Dünya’daki Müslüman karşıtlığından tutun, Suriye’deki iç savaşın akabinde yaşanan mülteci krizine kadar değinilmiş bir çok konuda doğruluk payı var.Hatta Birleşmiş Milletler’in doksanlarda tarihe kara bir leke olarak geçen Bosna ve Ruanda’daki katliamları önlemede yetersiz kalışındaki gerçeği bile -takdir toplayacak denli- açık yüreklilikle dile getiriyor.Ama ne yazık ki bozuk saat misali bir doğruluk bu, üzerine derinlemesine düşünülmüş, sorunları ortadan kaldırmaya yönelik değil, hamasetle kendi yönetim krizindeki sorunları hasıraltı etmek adına dile getirilmiş bir doğruluk.Haliyle insanda saygınlık uyandırmaktan çok, iktidarın kendi ülkesinde yarattığı krize karşı tepkiselliği ve öfkeyi besliyor.Evde çocuklarını döven bir adamın, komşusunun çocuğunu her gördüğünde sevmesine tanık olmak gibi.Bu iktidarın dönemine denk gelmiş talihsiz bir genç olarak, ‘haksızlığa uğramış olma’ hissini perçinliyor. ”Ne okuyorum, neler yaşıyorum!” hezeyanını benliğinizde duymanız, oldukça mümkün.Sorulması gereken asıl soru şu; Avrupa ve Dünya’nın diğer
Daha Adil Bir Dünya MümkünRecep Tayyip Erdoğan · Turkuvaz Kitap · 20211,303 okunma