Sevimsiz Bir Tanışma
7/10
·432 syf.··
2026 6. kitabı
*Slowburn *Fake date *Grumpy & Sunshine *Romantik komedi Lottie Gardner, en yakın arkadaşı olduğunu sandığı kadın tarafından yıllardır emek verdiği işinden kovulduğunda hem işsiz hem parasız hem de aile evine geri dönmek zorunda kalmıştı. Kız kardeşiyle kafa kafaya verip ne yapacaklarını düşünürken, karşısına geri çevirmeyeceği bir teklif gelir. Huxley Cane'in sahte nişanlısı olacaktı. Ha tabi bir de hamile olması gerekiyordu. Çok keyifliydi. Bu ara gülme ihtiyacımı fazlasıyla karşıladı. Her paragrafa kahkaha attım. Zaten Lottie bütün kitabı sırtladı götürdü, inanılmaz bir kadındı. Patavatsızlığı mı yoksa açıksözlülüğü mü diyeyim bilemedim kitaba renk kattı. Aklına ne geliyorsa pat pat söylüyordu sanırım saf salak yazılmamış kadın karakterlere hasretimden yedim yuttum hatunu jdjd Huxley. Erkekti. Bildiğiniz, kadınların enerjilerini sömürmek için yeryüzüne gelmiş xy kromozomuydu. Yontulmamış odun, kesme talaş, her gün doksan santim boy atan bambu ağacı formunda gösteriş için nefes alan bir yaratıktı. Fotosentez yapmak için var olmuş gibiydi. Bebeğim Lottie ona nasıl dayandı inanın bilmiyorum ama sonunda hızlı bir karakter gelişimi olsa da onu sürünürken görmek keyifliydi. Benim erkeklere max tahammül şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek kitapla kalın efenim Meghan Quinn
1000Kitap
Sevimsiz Bir TanışmaMeghan Quinn · Ren Kitap · 20221,239 okunma
Detroit Become Greek
10/10
·605 syf.·
2026 6. kitabı
Hayır kitabı bir feminist ile kaybettiğim bahis sonucunda okumadım. Kitap cinsellik ile değil cinsel kimlik/kendini tanımlama açısından ele alınmıştır. Bir kız çocuğu olarak yetiştirilen bireyin, hemcinsleri sandığı kişiler ile yaşadığı farklıktan ötürü yaşadığı kimlik çatışmasını ve bu kimlik çatışmasının oluşumundan önce yaşadığı gen problemi'nin neden kaynaklandığını, geçmişten günümüze doğru aile bireylerinin aldığı kararlar sonucunda meydana geldiğini anlatır bize. Çayınızı, kahvenizi hazırlamanıza gerek yok çünkü çok uzun sürecek bir inceleme yazısı olacaktır. Genel özeti ve kişisel görüşlerimin de yer alacağı, biraz biyoloji biraz da psikoloji odaklı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Kitabın ilk cümlesi: "Ben iki kez doğdum" olarak başlıyor. 5-alfa redüktaz nedir? testosteronun erkek cinsel farklılaşmasında rol oynayan güçlü bir androjen olan 5-alfa dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülmesinden sorumlu enzimdir. Kel adamların, kel olmasının nedeni diyebilir miyim bilmiyorum bunu uzmanlar daha iyi bilir. Neden direkt bundan bahsettim? O konuya gelecek olursak az da olsa biyolojik olarak kadınların XX erkeklerin ise XY kromozomlara sahip olduğunu biliriz. İşte 5-alfa redüktaz ise XY kromozomlarına sahip olan kişilerin bunun eksikliğinde farklı bir şekilde erkeklik yaşadığını söylemek doğru olacaktır. Bu tür vakalarda ergenliğe kadar non-binary yetişen bir birey; Ergenlik döneminde testosteron seviyeleri artar ve bu da daha fazla kas kütlesi, daha kalın bir ses ve cinsel organ büyümesi gibi değişikliklere yol açar. Bu kitap bilimsel nitelikten ziyade 3 kuşağın anlatıldığı ve kendi hikayesini anlatan "Calliope Helen Stephanides" daha sonra kendi kimliğini tanımlayacak olan "Cal" adlı bireyin daha ilk sayfalarında yaşadığı
İnceleme
MiddlesexJeffrey Eugenides · Domingo Yayınevi · 20151,358 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·414 syf.·
2025 14. kitabı
pekkk kıymetli bi kitap. bu platformda az okunmuş olmasına üzüldüm. neyseki ben şanslı kesimdenim ki muhteşem bir hocayla yolum kesişti ve o hocam da çeviri ekibinde. önsözde onun cümlelerini görmek sesinin kulağımda yankılanmasına sebep oldu :) çevirisi harika (şu an bu incelemeyi yazıyor olma sebebim Hayli Duyarlı Kişi kitabına başlamış olup acı çekiyor olmam, daha iyi bi çeviriyi hak ediyordu o kitap bence) kıymeti hak ettiğine verelim diye bişiler yazmak istiyorum ama, çok geçti üstünden kitabı okuyalı. çok parçalı okudum. ders gibi çalışmak istediğim kitaplardan. yazara hayranlığımı da belirtmiş olayım. ilk bölümler oldukça açıklayıcı, biraz da altyapınız varsa kolayca anlıyor ilişki dansına bakmaya başlıyorsunuz. Lisa ve Erik çifti üzerinden bu dansın inceliklerini öğreniyor ve bağ kurmanın ancak yeniden onarmayla mümkün olduğunu, ilişkiyi asıl yıpratan şeyin onarılmamış küçük travmalar olduğunu öğreniyorsunuz. "Çiftler bağdaşmama anlarından güven ve anlayış geliştirmeyi öğrenebilirler" diyor ve ekliyor "Mutlu çiftlerin işbirlikçi bir zihniyetleri olmasına karşın, birbirine güvenleri düşük olan mutsuz çiftler kendilerini korumaya odaklanırlar." İlişkisel güçlenme kısmındaki detaylı açıklamalar (power to, power with kavramları özellikle) tepkiselliği gözden geçirmemize ve sorumluluğa odaklanmamıza yardımcı oluyor. hep karşımıza çıkan "o değişse harika olucak" yanılgısından böylelikle arınıyoruz. Özellikle Erik'in duygusal gelişimini görmek göz yaşartıcıydı... aynı zamanda TBBT izliyorum, Sheldon'ı izlemek de bambaşka bi keyif veriyor. ama hayatına duyguları almadaki en iyi örnek Boşluk Hissi kitabındaki Cal .. asla geç değil diye haykırıyor onun hikâyesi.. neyse. işte özellikle xy bireyleri ilişkideki sorumluluktan kaçıp Lisa'lar çıldırmasın diye böyle kitapları yaymamız
İlişkilerin NörobiyolojisiMona DeKoven Fishbane · İmge Kitabevi Yayınları · 202125 okunma
Hep bu prefrontal korteks yoksa benim bi suçum yok
6/10
·224 syf.·
2025 12. kitabı
Yazara karşı nerden edindiğimi bilmediğim negatif bir bakışım var. Birini ilk görüşten itibaren beğenmeme ama sebebini de anlayamama gibi bir durum. Bolca olumlu yorum sebebiyle okumak için biraz kendimi zorladım. Kadın Beyni Erkek Beyni kitabı lise biyoloji derslerinin eğlenceli bir tekrarı tadında olmuş. XX, XY kromozomlarının insana getirdiği farklılıklar, testosteron - östrojen gibi hormonal farklılıklar gibi muhtemelen daha önce duymuş olduğunuz belki zamanla çok ihtiyacınız olmadığından yavaş yavaş unutulmuş bazı bilgiler kitapta yer almakta. Aynı zamanda başlıktan da anlaşılacağı üzere kadın ve erkek beyninin farklı işlediği bazı yönler ve bu yönlerin günlük yaşantımızda ne gibi davranışsal farklara yol açtığı irdelenmekte. Bilimsel bir kitaba eğlenceli bir hava mı katılmaya çalışılmış yoksa mizahi bir kitaba bilimsel bilgiler mi serpiştirilmiş soruları okuyanın takdirine kalıyor. Birçok okur gibi benim de fark ettiğim ve rahatsızlık hissettiğim bazı durumlar var. Okuru sıkmamak adına kitap boyunca paylaşılan bilgiler günlük hayat örnekleri ile eğlenceli şekilde pekiştirilmek istenmiş. Ancak bu yapılırken temel alınan olay kadın erkek sürtüşmeleri olduğu için her konu özelinde bir taraf gözetilmek zorunda gibi yorumlanmış. Doğal olarak bilimsellik ile başlanan konular bilimsellikten çok uzak yorumlarla harmanlanmış. Yazarın "ben kadın beyinli bir erkeğim" yorumuyla kendini çoğunlukla haklı görmesinden midir, yoksa satış adedini artırmak amacıyla hedef kitlenin kadın okurlar olmasından mıdır bilinmez, kadınlara karşı açık şekilde bir güzelleme varken, erkek tarafına ise baya baya aşağılama kitap boyunca gözlemlenmekte. İşin içine genellemeler de girince beğenilen bilimsel konuların bir anda ben ne okuyorum kıvamına gelmesi pek yerinde olmamış gibi. "Ya işte
İnsan ve Duygular
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
3/10
·206 syf.··
2025 58. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 20:59
bu kitaptan beklentim yoktu, fazla bilimsel bir sey beklemiyordum zaten konusuna baktigim icin ama bu kadar sallama bir sey de beklemiyordum. hepsini bilimsellige dayanarak anlattigini saniyor da bilimin kanitladiklarina bire bin katarak anlatmis cogu kendi kisisel yorumu ve her ne kadar bir kismi dogru olsa da dedigi bazi seyler cok absurt ve mumkun degil. insanin hayatinda bazi seylere dusunce yoluyla yon vermesi mumkun olabilir ama bu da mucize seklinde gerceklesmez zaten. mutlu ve pozitifken yolculugun daha kolay olmasi normaldir. ama pozitif dusundugu icin kelligin gecmesi, kanserin duzelmesi ya da omurilikteki duzelmesi imkansiz olan iltihaplanmanin yok olmasi mumkun olamaz. o bunlari yasanmis olarak soylese de inanmiyorum. bir de bu dusunerek gerceklestirmenin sadece kisinin kendisi icin degil baskalarinda da ise yarayacagini soylemis. o zaman neden dunyada kimse bunu yapmiyor? neden insanlar birbirlerine bu yolla yardim etmiyor, neden yoksullarin hayati bu sekilde duzeltilmiyor, neden bir suru insan hastaliktan ölüyor ve neden savaslar durdurulamiyor? sacmaliktan baska bir sey degil bu kitap. kalbin elektromanyetik dalga isini de fazla abartmis. impulslarla calisan bir organda elbette elektromanyetik dalgalar olacak, elbette hormonal degerler bu dalgalari etkileyecek, elbette dna titresecek ama dna degistirmenin mumkun olabilecegini dusunmesi cok absurt. ben simdi uyuyorum o zaman kromozomlarimin xy oldugunu dusunecegim yarin biyolojik olarak erkege donusmus uyanirim
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 21:48
Öncelikle kitabın türü polisiye olarak belirtilmiş, bunun üzerine 11 farklı ölüm şekli ile bulunan cesetler olunca her ne kadar ana karakterler rahip ve psikolog olup felsefi bir içeriğe sahip olduğu belirtilse de polisiye ile bu kadar alakasız olacağını beklememiştim. Kitap yoğun olarak psikoloji ve felsefe içeriyor. En başta ilgi çekici olarak verilen cinayet konusu bakalım nasıl sonlanacak diye merak ederek devam ettim fakat sonu muğlak bırakılmış, sadece kitaba psikolojik ve felsefi ortam hazırlanması amacıyla oluşturulmuş bir girizgah olarak kaldı benim gözümde. Bana göre kesinlikle kitabın türü güncellenmeli, okuyacak olanlar da psikoloji ve felsefe tarzında olduğunu bilerek başlamalı.
XYSandro Veronesi · Pegasus Yayınları · 201596 okunma