biyoloji dersinde, öğretmen kertenkelenin böcekle beslendiğini anlatacak olsa, devamını dinlemeyi reddederek öfkelenirdi; tarih dersinde, bir imparatorun ölümü anlatıldığında ağlardı; matematikte xy ya da y harfleri sayılara karıştığında kahkahalarla gülerdi.
bu yanılgılarını ona aşırı bir duygusallıkla anlatırdım; eşimse onu kıt akıllı olmakla suçlardı.
''herkesin gördüğünü görmeyen ama kimsenin görmediğini gören bu veledi nerede okutacağız?''
gençliğinde, turnuvalar sırasında rakiplerinin kartlarının gerisini görecek, kendini zafere ulaştıracak umuduyla poker oynamaya giderken onu da yanında götürürdü.
bir işe yaramazdı.
Bizim dönemin annelerinin çoğunun, XY adaylarında gördüğü "iyilik" memuriyet ve ev sahipliği idi. Aday okumuş olmalıydı, üniversite veya lise fark etmezdi. Acaba ahlaklı mıdır? Kızımıza güzel davranır mı? Olayları çözme becerisi nasıldır, öfkeyle mi yoksa mantıkla mı hareket eder? Torunlarıma iyi bir baba, kızıma iyi bir eş olur mu? Bunları hiç düşünmezlerdi. Bu soruları kız anneleri ne zaman soracak merak ediyorum gerçekten.
Wextê Emer ji leşkeriyê tê, ku leşkerî merheleyeke girîng e di ferhenga mêraniyê de lewre navê leşkeriyê di bin peyva kamilbûnê de tê nivîsîn û têra xwe jî tirtire ye²- ji kamilbûnê wêdetir hinek xûy û xisletên elewatî lê zêde bûne. Di nav xeberdanên xwe de peyvên tirkî derbas dike, di kirasê pozbilindiyekê de bi hevokên tirkî diajo ser jina xwe ya nexwendî û tirkînezan. Şevekê dîsa Emer bir tirkî-mirkî xeber dide, bê şansî ceryan diçe, di cî de dengê wî qut dibe. Di tariyê de dimînin. Jina reben bê hemdî, li bêdengiya Emer vedigere û dibêje: "Emê Emê Xwedê kî tu dikarî di tariyê de jî bi tirkî xeber bidî!?
Kadının doğal fonksiyonunun çocuk doğurmak olduğunu, eşcinselliğin doğal olmadığını iddia etmenin bu yüzden pek bir anlamı yoktur. Erkekliği ve kadınlığı tanımlayan yasaların, normların, hakların ve zorunlulukların çoğu, biyolojik gerçekliklerden ziyade insanın hayal gücünü yansıtır. Biyolojik olarak insanlar erkekler ve kadınlar olarak ayrılmıştır. Homo sapiensin bir X, bir de Y kromozomu olanı erkek, iki X kromozomu olansa kadındır. Ama “erkek” ve “kadın” biyolojik değil, toplumsal kategorilerdir. Her ne kadar insan topluluklarının çok büyük bölümünde adamlar erkek ve kadınlar dişiyse de, toplumsal kavramlar biyolojiyle zayıf bağı olan pek çok anlam içerirler. Bir adam sadece XY kromozomları, testisleri ve bolca testosteronu olduğu için Sapiens değildir, bundan ziyade kendi toplumunun hayali insan düzeninin bir parçasını oluşturmaktadır. Kültürünün mitleri onun bazı erkeksi rollerle (siyasete girmek gibi), haklarla (oy kullanmak gibi) ve görevlerle (askere gitmek gibi) donatılmasını sağlar. Benzer şekilde bir kadın da iki X kromozomu, rahmi ve östrojeni olan biri değildir. O da hayali bir insan düzeninin bir dişi bireyidir. Toplumunun mitleri ona bazı kendine özgü kadınsı roller (çocuk büyütmek gibi), haklar (şiddete karşı korunma gibi) ve görevler (kocasına itaat gibi) atfeder. Erkeklerin ve kadınların rollerini, haklarını ve görevlerini biyolojiden ziyade mitler belirlediğinden, “erkeklik” ve “kadınlık” kavramları bir toplumdan öbürüne çok ciddi ölçülerde değişiklik gösterir. Bütün bu karmaşayı hafifletmek için akademisyenler biyolojik bir kategori olan “cinsiyet”le kültürel bir kategori olan “toplumsal cinsiyet”i ayırırlar. Cinsiyet erkekler ve dişiler arasında ayrılır ve bu ayrımın ölçüleri tarih boyunca aynı kalmıştır. Toplumsal cinsiyetse erkekler ve kadınlar
Bahse girerim sizler cinsiyetin sadece X ve Y kromozomlarından ibaret olduğunu düşünüyorsunuzdur. En azından okulda, biyoloji dersinde öyle öğrenmişsinizdir. Bir noktaya kadar doğrudur da bu: sıradan memelilerizdir biz ve cinsiyetimiz, annemizden gelen X kromozomu-nun yanında, babamızdan X mi, Y mi kromozomu aldığımızla bağlantılı, tesadüfi bir konudur. XX olunca kız, XY olunca erkek oluruz. Ne basit değil mi? Eh, bir yere kadar öyle. Oysa gerçekte konu, insanlarda bile, bundan bir parça daha karmaşıktır. Cinsiyet belirleyen kromozomlarımız hikâyenin sadece bir kısmıdır. Örneğin, sizde XY çifti olabilir ama sonunda erkek olmayabilirsiniz. Aslına bakarsanız ancak ve ancak bir dizi olay, doğru zamanda gerçekleştiği takdirde erkek olabilirsiniz. Aksi takdirde cinsiyet kromozomlarınız ne olursa olsun, dişi olursunuz. Sözünü ettiğimiz kilit olaylardan biri "erkek olma yarışı” diye anılır. Fetüs henüz erken dönemde belli tipte bir yağ hücresi oluşturur ve bir XY kromozomunun, başlangıçtaki dişi formundan erkeğe geçiş yapabilmesi için, söz konusu yağ hücrelerinin belli bir yoğunlukta olması gerekir. Doğru yoğunluktaki yağ hücreleri testosteron salgılanmasını tetikler, testosteron da fetüs beyninin erkek beynine dönüşümünü sağlar. Ardından tüm diğer önemli parçaların dönüşümü başlar.
Doğrusu kromozomal cinsiyetin kendisi bile hayli karmaşık bir hale dönüşebilir. Genetik kazalar kimi zaman çeşitli kombinasyonlarla sonuçlanabilir: X0 (bir X kromozomu var, başka bir şey yok), XXY, XXYY, XXXYY, XYY ("süper erkek" diye anılan şey). Olamayacak tek şey Y0'dır (hiç X kromozomunun olmaması). Y kromozomu çok küçüktür ve DNA'sının sadece çok küçük bir kısmı işlev sahibidir ki o kısım da başlangıçtaki dişi formunu erkeğe dönüştürme işiyle ilişkilendirilir. Tabii baştan dişi kısmına sahip