Lev Tolstoyun “İnsan Nə ilə Yaşayır?” adlı əsəri təkcə bir hekayə deyil, həm də insanı sevgi, mərhəmət və həyatın mənası haqqında dərin düşüncələrə sövq edən dəyərli bir əsərdir. Əsər oxucunu insanlığın əsl mahiyyəti və sevginin gücü barədə düşünməyə vadar edir. Kitab Tanrı, sevgi və mərhəmət kimi ali dəyərləri sadə, lakin təsirli şəkildə qeyd edir.
Əsərdən aldığım əsas nəticə odur ki, insanı insan edən ən böyük dəyər sevmək, mərhəmətli olmaq və başqalarına yaxşılıq etməkdir. Buna görə də bu əsər mənəvi dəyərləri və insanlığın əsl mənasını anlamaq baxımından çox təsirli və düşündürücü bir əsərdir.
Əsəri bəyəndim, hər kəsin oxumasını tövsiyə edirəm :)
Lev Tolstoyİnsan Nə İlə Yaşayır?
Binnur Şafak Nigiz-mənim ən sevdiyim yazıçılardan biridir. Qələmindən tutmuş kitabların qabaqlarına qədər gözəldir(Məncə)
Gül kuyusu 1- yazıçıdan oxuduğum ən safe, sakit hüzurlu bir kitabdır çünki yazıçı xaos sevəndir kitablarda. Gülçehre çox gözəl və nə qədər böyük olsanda təmiz ola bilərsən hissini göstərir. Ona görə də kitaba 10/10verdim. Siz bəyəndizmi? Sizcə bir əskiklik var idimi? Binnur Şafak NigizGül Kuyusu 1
Olaylar ve kişiler hem gerçek hem kurgu bu açıdan kitabın sonundaki yazarın notunu kitaba başlamadan okumak daha faydalı olabilir.
''Doktor Breuer son derece acil bir sorun için sizi görmem gerekiyor. Alman felsefesinin geleceği sallantıda. Yarın sabah saat dokuzda Cafe Sorrento'da buluşalım.'' -Lou Salome-
şeklinde notla başlıyor kitap. Bu aslında Lou Salome'nin Breuer'den filozof arkadaşı Nietzsche için bir yardım çağrısıydı. Üstelik hastanın kendisinin tedavinin farkında olmaması şartıyla.
Neden nietzsche kendisi başvurmamıştı doktora? Breuer hiç tanımadığı birinden neden böyle bir kart almıştı? Aldıysa da neden kabul etmeliydi bu teklifi? Kabul etse dahi hastanın haberi olmadan onu nasıl tedavi edebilirdi ki?
Bu soruların cevabını ve biraz da nietzsche yi merakla başladım kitabı okumaya. Irvin D. Yalom un da okuduğum ilk kitabı oldu bu ve anlatımını, kurgu yeteneğini daha doğrusu gerçekle kurguyu harmanlama şeklini çok beğendim. Psikoloji ile ilgili okuduğum kitaplar genelde biraz durağandı ama bu kitap oldukça akıcı.
Kitabı okurken Doktor Breuer ile Profesör Nietzsche arasında satranç mücadelesini andıran bir tedavi sürecine şahit olacak kendilerinin de sürekli karıştırdığı gibi tedavi edenin kim olduğunu ayırt etmekte zorlanacaksınız. Psikoterapi ile ilgili de bir ön okuma yapabileceksiniz aynı zamanda bu alanda pek kitap okumadıysanız.
''Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.'' diyordu Böyle Söyledi Zerdüşt kitabında Friedrich Nietzsche bakalım kimler zincirlerini kırabilecek bu kitap sayesinde. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Bir tuğla gibi klasiği daha bitirdik. Alexandre DumasÜç Silahşor dünyaca ünlü, hepimizin herkesin bildiği, filmlerinin dizilerinin yapıldığı balesinin oynandığı hatta bu romandan uyarlanan Türk filmi bile varmış, dünya Edebiyatına Klasiklere girmiş çok ünlü tarihi macera romanı...Tatbikî böyle bir roman elbette okuyucusuna akıcı, sürükleyici, heyecanlı etkileyici gelecektir. Üç Silahşor Masalsı bir Aşk ve macera Romanı olmasına rağmen bence ahlak, şövalyelik ruhu, Kardinal-Kral rekabeti ve çekişmesiyle geçmişten günümüze insanlık daha doğrusu Avrupa tarihine ışık tutmaktadır..
Roman 1625 yılında Kral XIII. Louis zamanı Fransa'sında silahşor olmak isteyen genç bir delikanlının (d'Artagnan), babasının arkadaşı olan silah kullanmakta çok yetenekli, usta olan silahşor (Mösyö de Trêville) ve onun üç adamının (Athos, Portos, Aramis) yanına gitmesi ve kardinalin kaçırttığı bir kadına aşık olmasıyla yaşanan heyecanlı ve sürükleyici maceralar konu ediliyor... Ayrıca 17. yy Avrupası'ndaki Fransa İngiltere rekabeti ve siyasi sosyal yapıyı da kısmen anlatıyor.
Üç Silahşor e veda ederken kendimce tüm romanı kapsayan ana fikir alıntıyı paylaşıyorum.
"Alçak ve iğrenç insanların yanı sıra, soylu ve yüce kişilikler de vardır." sayfa 649 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları..
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
Tıp öğrencisi Amy, bir gece boyunca yüksek güvenlikli psikiyatri servisi olan D Koğuşu’nda nöbet tutmak zorundadır. Ancak bu sıradan görünen nöbet kısa sürede bir kâbusa dönüşür.Kapılar kilitlidir.Dışarı çıkmak mümkün değildir.Üstelik hastalar ve personel gizemli şekilde ortadan kaybolmaya başlar.Amy bir yandan koğuştaki korkunç olayları anlamaya çalışırken, diğer yandan yıllardır kaçtığı geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.
Freida McFadden son yılların en popüler psikolojik gerilim yazarlarından biridir. Beyin hasarı alanında çalışan bir doktor olması, tıbbi ve psikolojik gerilim atmosferini oldukça inandırıcı kurmasına yardımcı oluyor. D Koğuşu (Ward D), yazarın en çok konuşulan “kapalı mekân gerilimlerinden” biridir. D KoğuşuFreida McFadden
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,569 okunma
Birinci kitabımızda; sıradan bir hayat süren İngiliz Arthur Dent, bir gün evinin yıkılacağını öğrenir. Aynı gün Dünya da galaktik bir otoyol inşaatı için yok edilir :D
Arthur son anda yakın arkadaşı Ford tarafından kurtarılır. Ford aslında uzaylıdır ve galaksiyi gezen bir gezgindir.
İkili uzay gemilerine otostop çekerek galakside yolculuğa çıkar.
Derin Düşünce bilgisayarı, (spoiler alert) Dünya'nın aslında dev bir biyolojik bilgisayar olduğu gerçeği gibi absürt şeylerle karşılaşırlar.
Bürokrasi, insanın anlam arayışı ve evrenin büyüklüğü yanında insanın acizliği gibi konularla dalga geçer. Bence serinin okuması en zevkli kitaplarından biriydi. Hayatınızda hiç bilimkurgu-komedi okumadıysanız girmeniz zor çıkmanız daha zor olacak muhtemelen bir iştahla ikinci kitaba başlayacaksınız.
İkinci kitabımızda ise maceralar devam eder. Zamanda yolculuk teması işlenir. Bence zamanda yolculuk temasını en absürt, en eğlenceli ve en okunaklı işleyen kitaplardan birisi.
Burada da kitabımız zaman yolculuğundan yola çıkarak zamanın anlamsızlığıyla, özgür iradeyle ve kaderle dalga geçer. Bu kitabı da bir iştahla bitirebileceğinizi düşünüyorum.
Üçüncü kitap.. Maalesef serinin karanlıklaşmaya başladığı kitap. Douglas Adams'ın bu kitapla birlikte depresyona girip seriyi 180 derece döndürdüğü söylenir. Yine mizah ağırlıklıdır ama daha alaycı ve karamsar temalar girmeye başlıyor. Kitabın içeriğinden pek bahsedemeyeceğim fazla spoiler olur fakat savaş teması üzerinden ilerleniyor.
Bu kitap, savaşın anlamsızlığı ve yabancı düşmanlığı gibi konuları ele alıyor.
Dördüncü kitabımız bence serinin çok daha sakin, melankolik ve en kişisel kitabı. Karakterimiz bir şekilde yok olmuş Dünya'ya geri döner ve gezegenin yeniden var olduğunu keşfeder. Birkaç gizemli olay araştırılır.