Puan vermedi·216 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:24
William March – Kötü Tohum Sekiz yaşındaki Rhoda Penmark, dışarıdan bakıldığında herkesin sahip olmak isteyeceği kadar kusursuz bir çocuk. Kibar, düzenli, olgun ve neredeyse rahatsız edici derecede sakin… Ancak bir okul pikniğinde yaşanan trajik olay, bu kusursuz görüntünün altında saklanan karanlık ihtimalleri gün yüzüne çıkarmaya başlıyor. Kitabın en etkileyici yanı, cinayet gizeminden çok bir annenin yaşadığı çaresizliği ve inkâr sürecini anlatmasıydı. Christine’in, hem gerçeklerle yüzleşmeye çalışıp hem de annelik içgüdüsüyle kızını koruma arasında sıkışıp kalışı, hikâyeyi psikolojik açıdan oldukça güçlü kılıyor. Rhoda’dan korkarken bir yandan Christine için üzülmemek de mümkün olmuyor. William March, masumiyet kavramını ters yüz ederek okuru rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakıyor: Kötülük öğrenilen bir şey mi, yoksa insanın doğasında mı var? Kitap boyunca bu sorunun kesin bir cevabı verilmiyor; tam aksine, her sayfada yeni şüpheler ve yeni ikilemlerle karşılaşıyoruz. Yıllar önce yazılmış olmasına rağmen yarattığı tedirginlik ve psikolojik derinlik bugün bile etkisini koruyor. Gerilim dozu yüksek olsa da beni asıl etkileyen şey, korkunun bir canavardan ya da karanlıktan değil, en güvenli hissettiğimiz yerden, yani aileden doğabilmesi oldu.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026121 okunma
7/10
·496 syf.··
2026 56. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:41
Hellooo Sizlere kalemini severek okuduğum yazarın Tozlu Pembe serisinin ikinci kitabını getirdim. Kitabın içeriğinden önce baskısını çokça methetmek istiyorum. Arkadaşlar içi dışı, ayraçları, posteri, stickerları, karakter kartları herşeyiyle dört dörtlük bir baskı. Diğer herşeyin yanında yayınevine bu emekleri için sonsuz teşekkürler. Şimdi gelelim kitabımız; Ayperi küllerinden yavaş ama emin adımlarla yeniden doğuyor. Ömer Seyirhan gibi bir karakter varken küllerimizden en güzel haliyle doğmamak söz konusu dahi olamaz tabi İkisinin yanyana geldiği her anları üzülerek, aşkı yaşayarak ya da kahkaha atarak okudum. Ki bence Ayperi de Ömer'de mutlu olmayı sonuna kadar hak eden iki yaralı kuş. Bakalım mutlu son onları bulabilecek mi? Bir de garanti ediyorum, etrafında Melike ve Şeyma gibi kankan varsa sırtın sittin sene yere gelmez. Ayperi tüm o yaşadıklarına onlarsız dayanamazdı! Şimdi Ayperi'nin kendi dünyasını güçlendirirken Ömer'i kendisinden uzaklaştırması aramıza bir miktar mesafeleri soksa da bir yanım yine ona kızamıyor. Bakalım üçüncü kitapta bizi neler bekleyecek! Evet ben hâlâ kararlıyım wattpad'den okumayacağım okuyanlara da sormayacağım! Baskısını beklemeye devem! Yazarın kitapları okunmaya ve o şahane baskıların kitaplığınızda yer almasına değer. O sebeple alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026204 okunma
Reklam
İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,180 okunma
Mutsuzluğa dair
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:05
Modern dünya bize sürekli "mutlu olma" sorumluluğu yüklerken, kitap bu dayatmaya bir başkaldırıyla yaklaşır. Eser, mutsuzluğu bir zayıflık ya da kaçılması gereken bir hastalık olarak değil; insanın varoluşsal bir gerçeği, ruhun en dürüst çıplaklığı olarak masaya yatırıyor. Okuru sahte bir teselliyle avutmak yerine, acının kalbine doğru cesur bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın güzel yanı, hüznü acı ve kederi dramatize etmeden, onun sarsıcı gerçekliğini ortaya koyabilmesi. Yazar, bireyin iç dünyasındaki o tanıdık ama kelimelere dökülmesi zor olan boşluğu ilmek ilmek işlemiş. Sayfaları çevirirken hissettiğiniz şey yıkıcı bir depresyondan ziyade, derin bir anlaşılma hissi. Kitap size, "Yalnız değilsin, bu karanlık da insana dair," diye fısıldıyor. "İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki, onu ayakta tutan şey umutları değil, mutsuzluğuna duyduğu o tuhaf ve sadık aidiyettir." Neden okumalıyız? Bu eseri şahane kılan şey, okuyup bitirdiğinizde içinizde bıraktığı hafifleme duygusu. Kitap, mutsuzluğun da tıpkı coşku gibi, insanı dönüştüren, derinleştiren ve olgunlaştıran bir yakıt olduğunu söylüyor. Sonuç olarak yazarın ifadeleri gerçek dünya ile çok uyuşmasada mutsuzluğun kaçılması gereken bir canavar olmadığını anlatması açısından okunmaya değer. Boris Cyrulnik
İnceleme
Şahane Bir MutsuzlukBoris Cyrulnik · Monografi Yayınları · 2023108 okunma
O Duva Cadısı neydi öyle ya?
8/10
·448 syf.··
2026 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:38
Benim bu kadar uzun sürede bitirdiğimde bakmayın kitap gayet akıcı. Sadece harita ile biraz sorun yaşadık. Kitapları normalde tahmin edemem ama bu kitabı garip bir şekilde tahmin ettim🫪 Birde o Duva Cadısı neydi öyle ya. Artık kurabiyelere eskisi gibi bakamayacağım. Her neyse işin özünde kitabı beğendim. Görsel hafızanız iyiyse haritayla sorun yaşamazsınız. Yaş sınırı: +14
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20247,5bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese selam Bugün yeni bir kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Karşımızda tam anlamıyla aşkın, sabrın ve kavuşamamanın kitabı var diyebilirim. Umut, henüz küçük bir çocukken gönlünü Elif'e kaptırıyor. Büyüdüğünde kalbindeki bu yoğun hisleri ona itiraf etse de bu aşk, önünde büyük engeller olan "imkânsız" bir bağa dönüşüyor. Umut, Elif'i uzaktan, sessizce ve incitmeden sevmeye devam ediyor. Elif ise babasının kendi ruhunda açtığı derin yaralarla ve travmalarla mücadele eden, hayata tutunmaya çalışan çok yaralı bir kadın. Yaşadığı bu ağır duygusal yüklerden dolayı bir gün her şeyi geride bırakıp, habersizce çekip gidiyor. İşte bu noktada hikâye; Elif için zorlu bir "kaçış", arkada kalan Umut için ise upuzun bir "bekleyiş" sürecine dönüşüyor. Kitapta geçmiş ve şimdiki zaman o kadar güzel harmanlanmış ki ortaya gerçekten çok akıcı ve etkileyici bir kurgu çıkmış. Doğruyu söylemek gerekirse finalde daha farklı bir durum, belki biraz daha farklı bir ters köşe beklerdim. Ama ne diyelim; her aşk kavuşmayla bitecek değil ya... Bazı hikâyeler de yarım kaldığı için bu kadar iz bırakır.
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202671 okunma
Reklam
Reklam