Nuran yatağına yattı.Tavana bakıyor. "Hani işin vardı ?" dedim. Kızdı bana. "Düşünüyorum ya,bu da iş," dedi. Düşünmek ciddi bir işmiş.Hatta Nuran'ı düşündüğü için atmışlar buraya.Öyle söyledi. "Yanına yatıp senle birlikte düşüneyim mi? diye sordum.. Güldü o zaman.Büyüyünce beni de içeri atarlarmış,çok düşünürsem.Sahiden atarlar mı İnci ?
Sayfa 25 - Barış·Kitabı okuyor
Alıntı
Oysa insanın bir başkasını küllerinden bile olsa yeniden yarat­mak istemesi, sonsuz bir yetki üstlenmeyi, bir tanrı olmayı arzu­lamasıdır. Bu da onun acı çekmesini ya da ölmesini istemekten daha masum değildir.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yirminci yüzyıl boyunca şenlik ortamında enerjinin dışa vurulduğu özel mekânlar sürekli değişse de temel özellikler: hep aynı kalmış, merkezde hep dans etmek üzere bir araya gelen bedenler olmuştur. Bir araya gelmek, azami, bazen asgari sayıda insan ve müzik demektir, her zaman olmasa da buna rahatlama, kendinden geçme, tahrik olmayla bağlantılı başka bedensel pratikler de eşlik eder: Sözlü ve hareketli ifadeler her türden uyarıcı kullanımı, teşhircilikten cinsel ilişkiye çeşitli erotik oyunlar. Mekânın kendisi de çoğu zaman kapalı bir alandan oluşur, ama bu şart değildir. Fransızcadaki "kutu" ("boîte") metaforundan da anlaşıldığı üzere -iki dünya savaşı arası dönemde ilk başta zengin sınıfin rağbet ettiği gece kulüplerine Fransızcada "kutu" denir, hatta ilk anda çelişkili gelen "kutuya çıkmak" gibi bir deyim de türemiştir- çoğunlukla kapalı mekânlar tercih edilse de (balo salonları, dansingler diskotekler vb...) rock konserleri ya da folk müzik festivalleri bize bedenlerin zincirlerinden boşanmak için bazen açık havayı tercih ettiğini hatırlatır.
Sayfa 191 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
"Bir insan ne kadar kötü dövülürse dövülsün, içeriden ya da dışarıdan, bedeni ya da ruhu ne kadar incinmiş olursa olsun, ya­şamı yeniden sevebilir. Yeter ki kafasını hep aynı duvarlara vur­maktan vazgeçsin."
Sayfa 54·Kitabı okuyor
İnsan, sevdiği birini kaybedince gün ışığını da kaybeder, hayat puslu bir kederin gölgesi altında kalır. Hele vicdan kör bir bıçak gibi yüregin orta yerine saplanıp kalmışsa ne ölmek mümkündür ne de iyi olmak. Bir gün, bir şey ya da birini bekler hep, ne zaman ne ya da kim olduğunu bilmeden. Şifalı bir dokunuş, sihirli bir öpücük ya da bazen sadece sıradan bir tesadüf...
Sayfa 273
Ah, ah! Ne çok haksızlık ediliyor yaşamda! Bir bacağı ya da kolu kesik birini görünce kimse kınamıyor, herkes adama acıyor; ruhu sakat adamaysa kimse acımıyor, herkes ondan kaçıyor!..Oysa o zavallı, yaşamın ortadireğinden yoksun.
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları