Şark'ta büyümüş kimselere çok defa hanedanımsı bir kütük uydurmak istiyenler çıkar. Mustafa Kemal kendinden öncesine meraklı ve pek bağlı değildi. Gerçi 1876'da, ilk Kanun-ı Esasi'nin ilân edildiği güne raslıyan 23 Aralıkta Selânik'te kurulmuş Asakir'i Milliye Taburundaki gönüllü subaylardan biri babası olarak öne sürülmüştür. Resmi ötekilerden ayrılarak büyütülmüştür. İstanbul hürriyetçilerine yardım etmek için toplanan bir millî kuruluşta babasının da bulunmuş olması Mustafa Kemal'in hoşuna gidecek bir şeydi ama inanmış mıdır, sanmıyorum. hatta bir gün alaylıca bir dille:
- Bu bizim peder değildir, dediği kulağıma gelir.
KARANLIK DUVARLAR
Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda,
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum,
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse
elini uzatmıyor.
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya
boşalan
bir deniz gibi.
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.
Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme,
Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar.
Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda,
İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda,
Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar,
Biz bunun için mi geldik?
Kara ağaç gibi bağlıyım, katı bir çağ bu,
Her şey bir makine düzenine gidiyor.
- Düzen diyorlar beni
çağırıyorlar -
Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu.
Baktığımız herşeyde bir yalan kabuğu,
Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz.
Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa
bağlıyorsunuz.
Doğmadan ölüme yöneldik, gerisi yok
diyenler var.