Merhaba sevgili okurlar,
Geri bildirimleriniz doğrultusunda önemli bir güncelleme yaptık. Artık akışınızdaki öneriler çok daha isabetli.
Yeni Akış İçerik Tercihleri sayesinde hangi tür paylaşımları ne kadar görmek istediğinizi kendiniz seçebilirsiniz.
Hiçbir ayar yapmasanız bile, etkileşimlerinize göre önerileriniz otomatik olarak kişiselleştiriliyor.
1000Kitap’ın kuruluş amacı her insana 1000 kitap okutmaktır. Bu yüzden kimsenin platformu kullanmasının önüne geçmek istemiyoruz.
Aksine, kitap okumayan insanların bile burada keyifli vakit geçirip zamanla kitaplara yönelmesini istiyoruz — çünkü ancak böyle hedefimize ulaşabiliriz.
Öte yandan, herkesin rahatsız olduğu içerikleri akışında görmemesi en doğal hakkıdır.
Bu yüzden akışınızı size özel hale getirmek için sürekli çalışıyoruz. Şu anda öneri sıralamasını etkileyen yaklaşık 40 farklı parametre bulunuyor.
Umarız bu güncelleme ile akışınızdan daha fazla keyif alırsınız.
İyi okumalar,
1000Kitap ekibi
Yıllar akıp gittikçe en çok eksildiğiniz kelimelere muhtaç bir haldeyken, karşınızdakinin kim olduğundan, ne kadar inandırıcı göründüğünden ziyade, söylediği o efsunlu kelimenin büyüsüne kapılırsınız.
Mark Twain'in "Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık." bu sözünden esinlenerek yazılmış bir eser. Eser hakkında pek diyebileceğim bir şey yok gençlere hitap eden bir kitap. Sanki bir şeylerin taslağı gibi olmuş ama tamamlanmamış gibi. Tamamlanmış hali sinema uyarlaması sanırım. Sinema uyarlamasını daha çok sevdiğim ilk ve tek eser. Peki neden 8 puan verdim? Sadece hayatın tersten yaşanması fikri ve bunu aktarmak istemesi fikrini sevdiğim için bu puanı verdim. Filminde kaptan Mike karakteri beni en çok etkileyen karakter olmuştur sanatçı olmak isteyen ve baba baskısıyla baba mesleğini yapmaya zorlanan kaptan bir sanatçı olmak istemesi ve zorunlu olarak kaptan olduğu halde kendi dövmelerini kendi yaparak her şeye rağmen bir sanatçı olan güçlü bir karakter. Aynı zamanda film uyarlamasında kaderin tanımının yapılması vs aslında film hakkında uzun uzun konuşulabilir ama burada noktalıyorum filmi izlemediyseniz hemen izlemelisiniz kitap boşa para vermeyin derim keyifli izlemeler.
Bu esere şöyle başlamak istiyorum. Türkiyede cinsel içerikler sebebiyle toplatılması için şikayet edilmiş ardından eserin çevirmeni Funda UNCU için müstehcen yayınların yayınlanmasına aracılık etmekten 6 ay ile 3 yıl arasında dava açılmış. Ülkemizin gerçekleri malesef onlara Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi eserinin ön sözünde söylediği bir cümle ile cevap vermek istiyorum. "Ahlaksız kitap yoktur, iyi ya da kötü yazılmış kitap vardır." Yeraltı edebiyatının amacı zaten budur "Dünyada böyle şeyler de vardır. Herkes bilmemezlikten gelse de." demektir yeraltı edebiyatı.
Yazar Chuck Palahniuk'dan Dövüş Kulübü eserinden sonra okuduğum ikinci eseri. Yazarın kalemi harika bir anlatışa sahip. Porno gibi bir konu hakkında herkesin "ne anlatabilir ki?" dediklerini duyar gibiyim. Gelin size ne anlattığından bahsedeyim.
Öncelikle romanda her bölümde farklı karakterlerin gözünden olayları görüyoruz. İnsanların birbiri hakkında içinden ne düşündüğünü ve dışından size ne konuştuğunu anlatmak istemiş sizler insanların yüzüne içinizden geçirdiğini söylemediğiniz gibi onlar da size söylemiyor. Porno filmi çeken insanların son çare bu işe girdiklerinden hayatını mutsuzluk ağıyla örmelerinden son bir umut ile hayatlarını temize çekmek istemelerinden bahsediyor. "Ne kadar zeki iyi çalışkan olursanız olun" diyor. "Yaptığın hata ile anılırsın. Hata yap ve sonsuza dek ölmüş ol." Bunu günümüzde ve geçmişimizde ünlü dediğimiz kişilerde sıkça gördük. Kendi hayatlarımız da böyledir. Bu böyleyken kendi yaptığımız kötü bir hata yüzünden insanlar tarafından ölene kadar öldürülmüşken, başkalarının bize karşı yaptığı hataları yaşamamamız gerektiğini bize öğretiyor. Tecavüz edilmiş bir kadın. Alkolik bir babanın dayakları. Bu gibi başkalarının yaptıkları kötü hatalar yüzünden hayatını harcamamalı insan.
Porno sektöründe