Çok güzel oynardı Dimitri, seyredenleri hayran bırakırdı kendine. Halay, zeybek, karşılama, çiftetelli... Kaşık havasını onun kadar iyi oynayan ikinci bir kişi yoktu Keskin’de. Zarif ve ölçülü ayak hareketleriyle, ellerini kollarını usulünce kaldırıp indirerek, müziğin ritmiyle bütünleşmiş yakışıklı bedeniyle gerçek bir seyir ziyafeti çekerdi izleyenlerine. Karşısına geçip ona eşlik etmek yürek isterdi. Ama o, oturdukları sandalyeye yapışıp kalmış misafirlerini ellerinden tutup kaldırarak oyuna ve coşkuya katılmalarını sağlamayı da ihmal etmezdi.
18. YÜZYILIN sonunda toplumun her kesiminden insan eskiden sa-dece yönetici sınıflara tanınan özgürlükleri talep etmeye başladı. Dünya giderek daha kalabalık, daha az dindar ve cinsel açıdan daha hoşgörülü oluyordu. Sonraki yıllarda toplumsal sınıflar gerek sokakta gerekse yatakta daha önce hiç görülmedik biçimde kaynaşacaktı. Öte yandan üst sınıfları bağlayan yeni yasal düzenlemeler ortaya çıktı. Buna göre üst sınıflar ilk kez alt sınıftan insanları cinsel açıdan suistimal ettiklerinde yüksek bedel ödemek zorunda kalacaklardı. Zengin bir adamın hizmetçi kızlarıyla veya erkek işçileriyle cinsel temas kurma ayrıcalığı eskiden hiç olmadığı kadar sorgulamaya tabi tutuldu. Alt sınıftakilere cinsel tacizde bulunan zenginlerin mahkeme serüvenleri boyalı basında alaycı bir anlatımla haber oluyordu. Genç bir kızın, patronu olsa bile yaşlı bir adamın seks talebini reddedebileceği ve yakışıklı genç bir adamın herhangi bir centilmenin avı olmadığı anlayışı yavaş yavaş kabul görmeye başladı. Elbette bu süreç düzgün ilerlemiyordu ve eski âdetler çetin cevizdi, ama 20. yüzyılın başında rağbet gören özgürlük fikri artık cinsel av olmaktan kurtulma yolunu açtı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Çünkü sen cidden yakışıklı bir adamsın. Ya da bir zamanlar öyleydin. Bunu hiç fark etmemiş olsan da. Birçok genç kadının hayallerini süsledin... Ama sen yalnızca birini hayal ettin..."
Kadınların erkek himayesinde yaşayan sindirilmiş zavallılar değil, kendi sözünü söyleyen, bağımsız, güçlü varlıklar olması gerektiğine inanıyordu, kendisi de öyleydi. Buna karşılık ömrünü sığıntı olarak geçirmiş ama bu gerçeği inkar etmeye kendini adamış olan “paşa kızı” anneannem bağımsız olmak için didinmenin aptallıktan başka bir şey olmadığına inanıyordu. Ona göre yüzüne bakılmayacak kadar çirkin ve bet sesli olmadıkça hiçbir kadının dik duracağım diye didinmesine gerek yoktu. Hele halamın hiç yoktuZ Allah cömertçe güzellik bahsetmiş olmasa da eli yüzü düzgün bir kadındı, üstelik şanslıydı, hem yakışıklı hem kendisini el üstünde tutan aslan gibi bir kocası vardı, böyle bir kadının sabahın körlerinde kalkıp işe gitmesini, bütün gün elin işi için kan ter içinde çalışmasını anlamıyordu.