Puan vermedi·200 syf.··
2026 14. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:49
"Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar? Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?" Şermin Yaşar Söyleme Bilmesinler kitabında bu soruların peşinden gidiyor. Aile içindeki o görünmez bağları, herkesin birbirine karşı takındığı tavırları ve saklanan sırları anlatıyor. Kitapta her karakterin kendi hikâyesini anlatmasına izin verilmiş. Bu durum, sanki yan komşumuzun evinde yaşananlara kulak misafiri oluyormuşuz gibi hissettirdi. İnsanın her rolde mükemmel olamayacağını, bazen kendi hatalarını görmenin ve bunları kabullenmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir eser. Kitabı kapattığımda, ruhumuzu yoran ne varsa anlatmanın, en azından kendimize itiraf etmenin bir iyileşme yolu olduğunu düşündüm. İnsanları doğru anlamak ve doğru anlaşılmak dileğiyle...
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Puan vermedi·690 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:28
Harry Potter 11 yaşımdan beri çok sevdiğim bir seriydi ama bir türlü kitaplarını okumamıştım ve okuduktan sonra da filmlerin ne kadar eksik olduğunu fark ettim. Birçok yan karakter yok, birçok ana karakterin derinliği yok, çoğu "haa ondaan..." diye aydınlanacağımız detay yok. Tabii ki filme her şeyi sığdırmak mümkün değil ama 'kitaplar ne kadar farklı olabilir ki' adlı savım geri döndürülemez bir şekilde çürütüldü. Kitap serisi ve karakterler bende filmlerde olduğunda çok çok farklı yerlere sahip oldular. Sevdiğim karakterleri daha çok sevdim ve anlayamadığım ilişkileri anladım (ör. ginny&harry, hermione&ron) spoiler içerebilir!! Yazar yanlışlıkla mutlu falan olursak diye savaş sonrasını beş satır yazmış neredeyse. Açıkçası sonrası için merak ettiğim tonlarca şey vardı. En basitinden golden trio 7. sınıfı sonradan okudu mu, hangi meslekleri seçtiler, savaş sonrası insanlar nasıl toparlandı, neler yaşandı , travmalarını nasıl atlattılar, nasıl mutlu oldular? 19 yıllık zaman atlaması baya insafsızcaydı bana göre...Mesela George Fred'in ölümüne ne tepki verdi? Lupin'in oğlu nasıl büyüdü? Grimmauld meydanı kimsesiz kalmaya devam mı etti? gibi gibi. Tabii ki tüm sorularım cevaplanamaz ama bir Voldemort tehlikesi olmadan, korku ve endişelerinden özgür karakterlerin mutluluklarını biraz daha görebilirdik. Bu kitap serisine o kadar alıştım ki başka kitap okumak bana çok garip gelecek bir süre sanırım....
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·536 syf.··
2026 44. kitabı
Kinyas ve Kayra, hayattan kaçmayı yolculuk sanan iki insanın karanlıkta birbirine çarpma hâli gibi başlar. Afrika’dan Amerika’ya, uyuşturucudan şiddete, boşluktan daha büyük boşluklara savrulurlar; ama asıl gidilen yer harita üstünde değildir. İkisinin de derdi dünyayı gezmek değil, kendi içlerinden mümkün olduğunca uzağa düşmektir. Ne var ki insan nereye giderse gitsin içindeki çürük bavulu da yanında taşır. Daha ciddi bakınca, bu anlatı bir “isyan güzellemesi” değil; isyanın da nasıl kokuşabileceğini gösteren kirli bir ayna. Kinyas ve Kayra düzenin dışına çıkınca özgürleşmiş olmazlar, sadece başka bir hapishanenin kapısını açarlar. Toplumun ahlakına tükürürler ama yerine koydukları şey de tertemiz bir hakikat değildir. Bazen başkaldırı, insanın kendi kendini yüceltmek için kullandığı havalı bir zehire dönüşür. Buradaki mesele budur biraz: çürümüş dünyadan nefret ederken, o çürümenin başka bir biçimine dönüşmek. İkisinin ilişkisi dostluk gibi görünür ama daha çok birbirini besleyen iki karanlık damar. Biri düşerse öteki de düşsün ister gibi, biri susarsa diğeri içindeki gürültüyü onun üstüne boca eder. Aralarında sevgi var mı, var belki ama sıcak değil; daha çok gece yarısı soğuk duvara yaslanmak gibi bir yakınlık. Birbirlerini anladıkları için mi yan yanalar, yoksa yalnız delirmek daha korkunç olduğu için mi, işte orası bilerek bulanık bırakılmış sanki. Dili en çok burada çalışıyor: cümleler bazen yumruk gibi, bazen kusmuk gibi, bazen de insanın alnına yapışan ateşli bir bez gibi geliyor. Temiz, parlatılmış, uslu bir anlatım yok; aksine kirini saklamayan bir akış var. Bu yüzden okurken yalnızca olaylara bakmıyorsun, kelimelerin nefesi de üstüne siniyor. Bazı satırlar “beni anla” demiyor, “dayanabilirsen bak” diyor. Güzel olan da biraz bu hoyratlık zaten; süslenmiş
Alıntı
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
10/10
·336 syf.··
2026 72. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:09
Sonunda 10 puan verdiğim bir kitap, gerçekten özlemişim bu kadar hypelanmayı. İlk başta klasik +18 sahneler falan filan boş bi kitap olur diye düşündüm. Ama öyle bir sonu var ki... ÖYLE BİR SONU VAR Kİİİİİ O ilk rüya sahnesinde yalan yok Adrian'a aşırı sinirlenmiştim ve kitaptan soğumuştum. Benim kaldırabileceğim, okuyarak destekleyebileceğim bir sahne değildi ama çok şükür ki rüyaymış. Gerçi Adrian'a Yan'a olan tavrından dolayı hala sinirliyim. Ama olsun. Bu arada Yan gerçekten çok tatlı biri bence umarım hain çıkmaz ya da ölmez genelde sevdiğim yan karakterler ya kötü çıkıyo ya ölüyor
Yalanın YeminiRina Kent · Ren Kitap · 20231,568 okunma
Kısacası, Arsen Lüpen demeye bin şahit ister...
6/10
·272 syf.··
2026 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:39
Yine içinde Arsen Lüpen olmayan bir Arsen Lüpen kitabı... Hani alışığım aslında buna, adam zaten gelende kitabın sonuç bölümünde karşımıza çıkardı ama bunda daha da farklıydı. Daha da alakasızdı. Arsen Lüpen'in yalnızca 5 sayfada adı geçiyordu, baş kahramanımızın başından geçen bir olayı anlattığı kısımdı o da. Karakterin kendisini bile okumadık biz, başka bir adamın ağzından anlatılmış 5 sayfa içerisindeki iki üç diyaloğunu okuduk yalnızca. Kısacası biz, polisiye bir roman okumak yerine yalnızca bir kadının hareketlerindeki sır perdesini aralayan bir savaş romanından başka bir şey okumadık. Kaldı ki savaş romanı sevmem, kaldı ki adam Arsen Lüpen olmadığı halde Arsen Lüpen'in yalnızca bir iki cümlesiyle bütün gizemli noktaları çözmesi, bir anda müneccime dönüşmesi olaylarını görmezden geliyorum. Ve ayrıca, madem Arsen Lüpen kendini ölü göstermiş, neden "Ben Arsen Lüpen'im!" diyerek kendisini ifşa etti ki? Tüm kitap boyunca bir yan karakter kılığında kurguya dahil olmasını beklemiştim ama beklentilerimi karşılamadı. Ha, unutmadan, başrolümüz de Arsen Lüpen'i başından geçen önemli bir olay olduğundan değil de, kayınçosu onun adını söyleyince hatırına geldiğinden anlattı Kurguya gelirsek, güzel noktalar vardı belki, evet. Ama benim sevmediğim bir çok durum mevcuttu. Kısacası pek de beğenmedim. Hatta doğrudan beğenmedim. Bir daha okuyacağımı sanmam, polisiye rafında bulundurulması gereken bir kitap olduğunu da kesinlikle sanmam. Aşırı derecede yapılmış Fransız güzellemesi ve bir kaçıyla bütün ülkeyi ele aldığında inanma hatasına düşülmüş Alman aşağılaması da cabasıydı.
Arsen Lüpen - Obüs PatlamasıMaurice Leblanc · Yediveren Yayınları · 202120 okunma
Beni huzursuz eden o kitap!
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:40
"Bir Dünya ki ister istemez bu akşam ağırlığını sırtımızda duyuyoruz."sf401 Bazen ağrılı zamanlardan geçer insan, benim de o dönemime denk gelen bir kitap oldu. Hayatın zorluğu hep vardı ve hep var olacak gibi. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Çok kapsamlı bir kitap olduğu için, her yazardan bahsediliyor. Yan karakter olan Suat'ın hayatı bana da hayatı sorgulattı. Zaten önemli olan da, bir kitabın sizi başka kitaplara sevk etmesi değil midir? "...Hazin tarafı şu ki, bu cinsi azapları bütün dünya bir asır evvel yaşadı, bitirdi. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche, Karl Marx, geldiler, geçtiler. Fyodor Dostoyevski suat'tan seksen sene evvel bu azabı çekti." Kendi iç dünyasında kaybolan bir adam.! Nuran ve Mümtaz'ın aşkı nasıl bir son bulacak diye, son sayfalara kadar merakla okudum. Tabii spoiler vermeyeceğim, siz okuyuculara da gizem kalsın. Kitapta o kadar mahur beste geçti ki şu iki hafta boyunca hep dinledim youtu.be/ol4kLAa3tZQ?si=... sizlere de sunuyorum. Ne yazsam eksik kalır, o sebeple okuyunuz diyorum. Ve benim klâsik vedam ile bitirmek istiyorum kitabı; "Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin." Syf 187. Kitap ve sağlıkla kalın
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma