Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller,
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller...
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
Ukde en çok unutulmaktan korkardı.
Ve Eflah onu unuttu...
Ukde en çok o kitabı okumayı istedi.
Onun dışında herkes o kitabı okudu...
Eflah'ın bazen gözleri sızladı, yüreği yandı ve acıyı kemiklerine kadar hissetti ama onu hiç hatırlamadı.Kimi unuttuğunu bile bilmeden silinen hafızasına Ukde'yi geri getiremedi.Tıpkı hayatına da geri getiremediği gibi. Ukde bir daha geri dönmemek üzere gitmişti ondan.
Öyle bir uğradım dercesine gitmişti..
"daha fazla kaçacak mıyız?" diyen sıcak nefesi yüzüme değdiğinde bedenim bedenine doğru yaklaştı. "aramızda hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam mı edeceğiz?"
hayır. bir daha asla aynı gözle bakamam sana. kalbim seni her gördüğünde maraton koşmuşçasına akarken, bedenim bedenini arzularken bu imkânsız.
"bensiz yaşayabilir misin mahira?" parmak ucu yavaşça dudağımın kenarında gezindiğinde içimi çektim. "çünkü ben sensiz yaşayamam."
"kırdın beni," dedim. kelimeleri zar zor toparlamıştım.
"kahrolayım," dedi. gözlerine yerleşen pişmanlıkla baktığında içim sızladı. "seni üzdüğüm için pişmanlıktan nefes alamayacağım ancak yüreğimdeki karşılığını söylediğim için asla üzülmeyeceğim."
"nihat'la beni birlikte gördüğün için bunu söylüyorsun. bu yüzden itiraf etmek zorunda hissettin."
sözlerime gocunarak, "asla," dedi. "hissettiklerimi asla bir anlık duygularla kıyaslama, mahira." alnını yeniden alnıma yasladığında sıcaklığına kaçtım. "evet, seni kıskandım. hem de deli gibi kıskandım. aklım başımdan gitti. ondan hoşlanma ihtimalinin korkusundan doğru dürüst düşünemedim." elini kolumdan aşağı indirdi ve bileğimden tutarak göğsüne doğru çekti. elimi tam kalbinin üstüne bastırdı. "hepsi bu adi kalbim yüzünden."
kendimi tutamayarak, "kalbini seviyorum," dediğimde avcumun altındaki kalp daha hızlı atmaya başladı.
"korktuğunu biliyorum, mahira'm. ben de başta çok korktum, çekindim. abinler ve ailemiz ne der diye çekindim ama hepsinden çok benimle aynı hisleri hissetmemenden, gözünde abiden başka bir yerim olmamasından ödüm koptu." zar zor nefes aldı. "hislerimden dolayı korkarak yüzüme baksaydın işte o zaman kalbimde seni öldürmekle beraber kendimi de öldürürdüm. çıkar giderdim bu mahalleden de hayatından da." kırgın ses tonu aklına koyduğunu yapacağını söylüyordu ve çıkıp
İnsanlarda anlayamadığı bir şey de gazete okumalarıydı. Neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba? Futbol maçı hastalarınınkini anlıyordu. "Ya ötekiler? Binlerce gazete satılıyor bu şehirde. Örneğin şu yaşlı adam! Yoksa FATİH'TE İKİ EV YANDI başlığını görüp 'İyi, Benim orada evim yok, diye düşünebilmek rahatlığı için mi okur? BİR ADAM KARISINI ÖLDÜRDÜ. 'İyi etmiş. Kim bilir ne namussuzdu.' ÇİN'DE İSYAN. 'Beter olsunlar, kırsınlar birbirlerini. Bize dokunmasınlar da!..' Bu 'biz' dediği daha çok 'ben' değil mi? 'Ben, benim, bana, beni!' Herkes 'Ben'.