7/10
·200 syf.··
2026 78. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:17
Fromm’a göre modern insanın en büyük yanılgısı, sevgiyi "sevilmek" olarak görmesidir.İnsanlar daha çekici,daha zengin ya da daha popüler olurlarsa daha çok sevileceklerini sanırlar.İkinci büyük yanılgı ise sevginin bir "nesne" sorunu (doğru insanı bulma meselesi) olduğu düşüncesidir. Oysa Fromm, sevginin bir "yetenek" sorunu olduğunu savunur."Sevgi, bir nesne ile kurulan bir ilişki değil, bir bütün olarak dünyaya karşı kişinin karakterinin yönelimini belirleyen bir tutumdur."İnsanın en temel korkusu yalnızlık ve yalıtılmışlık hissidir. Fromm,tarih boyunca insanın bu yalıtılmışlıktan kurtulmak için alkol, uyuşturucu,ritüeller ya da sürüye uyum sağlama (konformizm) gibi yollara başvurduğunu ama gerçek ve kalıcı tek çözümün sevgi aracılığıyla diğer insanlarla bütünleşmek olduğunu söyler.Fromm, kapitalist ve endüstriyel toplum yapısının insanı nasıl bir "tüketiciye" ve "metaya" dönüştürdüğünü sert bir dille eleştirir. Günümüz insanı aşkı da bir pazar işlemi gibi görür: "Ben ne kadar yatırım yapıyorum, karşılığında ne alıyorum?"Modern evliliklerin pek çoğunun sevgiye değil, iyi işleyen bir "ekip çalışmasına" (teamwork) dayandığını, tarafların birbirlerinin yalnızlığını maskeleyen birer sığınak olduğunu söyler.Bu durum sevgiyi değil, sadece "birlikte yalnızlığı" doğurur.Kitabın eksi yanı 1950'lerin dinamikleriyle yazıldığı için anne ve baba rollerine biçtiği roller günümüzün modern, akışkan aile yapılarına göre biraz fazla keskin ve geleneksel kalabilir.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,7bin okunma
…kadrajda bir avuntu aramak:
Puan vermedi·204 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:48
Herkesin hayatın anlamını bir yerlerde aradığı, bulduğunu sandığı anlarda ise kendi sığlığında boğulduğu o malum trajedideyiz. Andrei Tarkovski, Mühürlenmiş Zaman’da bize sinema anlatmıyor; aslına bakılırsa, insanın o bitmek bilmeyen, can sıkıcı varoluş çırpınışlarına estetik bir kılıf uydurmaya çalışıyor. Sanatın bir kurtuluş, zamanı dondurmanın ise ölümsüzlük olduğuna inanacak kadar saf bir idealizmle yaklaşıyor dünyaya. Oysa gerçeklik, onun o uzun ve melankolik plan sekansları kadar sabırlı değil; aksine, bizi en beklemediğimiz anda çiğnemeden yutan amansız bir dişli. Tarkovski ise bu dişlinin arasına şiirsel bir parazit gibi sızarak zamanı mühürlediğini iddia ediyor. Ne büyük ve asil bir yanılgı. Kitap boyunca sinemanın "zamanın doğrudan kendisiyle çalışmak" olduğunu geveleyip duruyor. Popüler kültürün, o her şeyi çabucak tüketip fırlatan endüstriyel lağımının karşısına dikilip dürüstlükten, ruhun arınmasından bahsediyor. Filmlerini izlerken çoğunun esneyerek "Uykum geldi" dediği bir çağda, sinemayı kutsal bir ayin mertebesine çıkarma çabası takdire şayan ama bir o kadar da nafile. İnsanlığın kolektif bilinci bir bardak suya muhtaçken, o bize o suyun yüzeyine düşen yaprağın yansımasındaki metafizik anlamı vadediyor. Tarkovski’nin dünyasında zaman gerçekten mühürleniyor ama mühürlenen şey aslında insanın kendi yalnızlığının ve çaresizliğinin soğuk odası. Cioran’ın o keskin pesimizmini andıran bir damar var bu mühürde: Dünyaya fırlatılmış olmanın acısını, kameranın vizöründen bakarak hafifletmeye çalışmak. Yönetmen, sanatçının bir kurban olması gerektiğini söylerken haklı belki de; çünkü bu köhne dünyada katlanılamaz gerçekliği ancak kendini paralayarak, o çürümüş toprağa ve akan suya kutsallık atfederek katlanılır kılabilirsin. Şiirsel sinema dediği şey, temelde
Mühürlenmiş ZamanAndrey Tarkovski · Afasinema · 19861,109 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·352 syf.··
2026 29. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 18:50
Pınar Aylin Sanmak en büyük hayal kırıklığı... Daha çok şeye sahip olursak eşittir mutluluk yanılgı beyinde öylesine derin yer etmiş ki, bu kodlamayı destekleyen ihtiras ve hırslarının gücüyle,kendine esir oluyor insan, standartlarının esiri. Kölelik aslında yok olmadı günümüzde sadece şekil değiştirdi "sahip "sahip olmak istediklerinin peşinde artık köle. Beynimiz öyle muazzam yaratılmış ki, Samanyolu ndaki yıldızlardan daha fazla hücreye sahip olsa da, iki tane birbirine benzeyen sinir hücresi yok! Bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek, küçük ya da büyük,o kadar çok zarar veririz ki kendimize , bir başkası asla bu kadarını yapamaz.... Ve kitabın hepsini yazabilirdim o kadar muhteşemdi kesinlikle beklemediğim bir oluş ,işleniş, gelişim oldu Pınar Aylin in ilk okuduğumda kitabı ve bayıldım.. O kadar çok bazen bildiğimiz ama unuttuğumuz hatırlamamız gerek konulara dikkat çekmiş, Bazen ya yaşadım ,yada şuan yaşadığımız şeylere farkındalıklara o kadar çok güzel dipnotlar var ki kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında eminim benim gibi hiç beklemediğiniz şeylerle karşılaşıp kitabı çok seveceksiniz.
Peri MasalıPınar Aylin · Destek Yayınları · 201732 okunma
İnsanın özü
9/10
·96 syf.··
2026 32. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 16:07
Kitabı bitirdim an inceleme yazmayı seviyorum. Onun hakkındaki düşüncelerim tazeyken yazmak daha kolay geliyor. Tanrı inancı olan biri için çok anlamlı bir kitap olabilir. Lakin tanrı inancı olmayan ya da sadece kendi dinine sıkı sıkı inanana biri için anlamsız bir kitap. Benim için ise çok anlamlı kitaptı. İnsanın özünü hatırlatan, insan olmanın ana hatlarını hatırlatan ve en önemlisi bu dünyada nasıl yaşamamız gerektiğini anlatan bir kitap.
İnsan ve Hayat
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234bin okunma
Aşk bir yanılgı mıdır?
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:37
Selamlar 1k okurları. Tarık Tufan dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bu ilk göz nurum Gece Açan Çiçekler idi. Ve yine hayran kaldım Tarık Tufan'ın kalemine. Okuma arkadaşlarım ile okuyunca daha bir lezzet kattık kitaba tabii. Aşk bağımlı olmak mıdır, yoksa onun mutlu olduğunu bilmek ile huzurlu olmak midir? Bence "aşk"senin hayatında olsa da olmasa da onun sağlığı ve yaşadığı için mutlu olmaktır. "Herkes çiçek açsın, ama kendi bahçesinde" tabii. Orhan, üniversitede akademisyendir. Hayatı normal seyirde giderken Firdevs ile karşılaşır, ve asıl sorunlar bundan sonra başlar. Orhan'a ayrı kızdım Firdevs'e ayrı. ikisi de iradesine yenik düştüğü için. Çünkü ikisinin de hayatındaki kişilere âşık değil bağımlı olmuşlardı. Ve ne olursa olsun hatalarını görmezden geldiler. Bu da ufak bir sinir harbi yapıyor kitabı okurken. Kitabın, baş karakterleri dışında yan karakter olan defne'nin hayatı çok üzdü beni okurken, ve onun hayatını tanıtan sözlerini sunuyorum sizlere. "Bir yetimhanenin sadece içinde kalanlar değil, binası da yetimdir" Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor onun hayatında. Bir de Ahmet Hilmi bey var ki... Hani o an kitabın içine girip onunla bizzat sohbet etmek isterdim. "Bu adam kendini bulabilmek için, baktığı her yeri aynalarla dolduracak kadar nasıl kaybolmuş olabilirdi ki? Demek ki duvarlarda yüzünü aramaya mecbur kaldığı bir yokluğun ve kimsesizliğin içinde kıvranıyordu bir zamanlar. Nasıl bir hiçliğin içinde hapsolmuş, nefessiz kalmıştı acaba?" Kesinlikle tavsiye ediyorum Kitapla ve sağlıkla kalın.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,527 okunma
Puan vermedi
Yeşil Işığın Ardındaki İllüzyon: Muhteşem Gatsby ve Geçmişin Esareti Edebiyat tarihinin en kusursuz ve en sarsıcı giriş cümlelerinden biriyle açılır perde: "İnsanları eleştirmeden önce, herkesin seninle aynı imkânlara sahip olmadığını hatırla." Nick Carraway’in bu uyarısı, aslında tüm kitap boyunca imkânsızlıktan kaybedilen bir hayatı, muazzam bir imkânla yeniden kazanabileceğini düşünen bir adamı anlamamız için verilmiş bir anahtardır. Çünkü biz burada, yoksulluğun elinden aldığı şeyleri varlıkla geri kazanabileceğine inanan bir adamı okuruz. Kültürel anlamda bir "Martin Eden" hikayesidir bu. Ancak bu iki dev eseri karşılaştırdığımızda karşımıza muazzam bir zıtlık çıkar: Bir tarafta insan zihnini, entelektüel derinliğini en üst seviyeye yücelten Martin Eden vardır; diğer tarafta ise maddi materyali, serveti ve görkemli bir gösterişi en tepeye yükselten Jay Gatsby. Ve bu iki dev eseri, aslında o iki adamı sıfırdan inşa eden iki kadın üzerinden, yani Daisy Buchanan ve Ruth Morse üzerinden okumak gerekir. Daisy ve Ruth, bu erkekler için sadece birer kadın değil; ulaşmak istedikleri o elit, aristokrat dünyanın birer canlı sembolüydü. Gatsby ve Martin, bu kadınlara layık olabilmek ve geçmişi yeniden var edebilmek için kendilerini baştan yarattılar. Fakat buradaki asıl trajik dehliz, narsistik bir duyguda ve illüzyonda saklıydı. Çünkü iki adam da aslında karşılarındaki etten kemikten kadınlara değil, onların üzerinden kendi zihinlerinde yarattıkları o kusursuz geçmişe ve ulaşılamaz tanrıça imajına aşıklardı. Klasikler arasında yer alsa da Muhteşem Gatsby, Amerika’daki ahlaki çöküşü, alkol ve uyuşturucu kullanımını fazla açık ve çıplak bir dille anlattığı gerekçesiyle bir dönem yasaklanmış bir kitaptır. Sinemada ise Leonardo DiCaprio’nun efsanevi devleşmesiyle çok iyi bir
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma