İnsan "karma" bir varlıktır. Yani her insanın bir tarafı zalim, bir tarafı mazlum, bir yanı günah, bir yanı sevap, bir bölümü yanlış, bir bölümü doğru olabilir. Bütünüyle "şeytan", yahut "melek" insan yoktur. Her insan zıtları ve zıtlıkları aynı anda yaşayabilir.
Böyle olmasaydı, ne "tövbe" müessesesine, ne Mahkeme-i kübra'ya, ne mizana, ne de Cennet ve Cehenneme gerek kalırdı. Zaten insanın yaratılış hikmeti de bunu gösteriyor. Eğer Allah bütünüyle "kötü" bir varlık yaratmak isteseydi şeytanla yetinir, tamamen "iyi" bir varlık yaratmak isteseydi meleklerle ittifa ederdi. İnsan bu iki türün karmasıdır. Her insanda meleklikle şeytanlık iç içe yaşar. Başka türlü hayat imtihan olmazdı.
Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık…
Biz bu sonucu hak etmedik,
Hayır, etmedik…
Ömrümüz bu talana layık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur.
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz…
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz…