Puan vermedi·192 syf.··
2026 72. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 11:23
Romanın merkezinde, kışı hiç sevmeyen ve hep Yaz Ülkesi'nin hayaliyle yaşayan Güneş adında bir çocuk var. Güneş, her yıl süresi bitince kışa geri dönmek zorunda kalmaktan sıkılmıştır ve bu yapay yazın gizemini, "toprağın dinlenme süreci" denilen insansız dönemlerde orada neler olduğunu deli gibi merak etmektedir.Onunla aynı hayali paylaşan yan komşusu Işık ile birlikte cesur bir plan yaparlar:Herkes Kış Ülkesi'ne geri dönerken,onlar Yaz Ülkesi'nde gizlice kalacaklardır.Ferda İzbudak Akıncı, samanyolu,yıldızlar ve evrensel temalar arasında mekik dokurken dili çok duru kullanıyor.Pedagojik açıdan çocukları korkutarak değil,meraklandırarak bir çevre bilinci aşılıyor.
Kış Ülkesi ÇocuklarıFerda İzbudak Akıncı · Tudem Yayınları · 038 okunma
Ev Arkadaşı Arayan Var Mı?
Puan vermedi·480 syf.··
2026 16. kitabı
Kitap mecburi durumlardan ötürü ev arkadaşı olmak zorunda kalan Nihan ve Teoman'ın hayatını ve üniversite yaşantılarını anlatıyor. Kitap hızlıca akıp gidiyor. Dili oldukça basit düzeyde, günlük konuşma dilinde yazılmış. Kitap beni resmen 2016-2017 yıllarına yani üniversiteye başladığım yıllara ışınladı. Yurt arkadaşları, kampüs hayatı, dersler, ödevler, yemekhane, fakülteler tam anlamıyla kampüs kokuyor kitap. Üniversite zamanını çok güzel ve gerçekçi vermiş. Özellikle 2016 yılında üniversitede olanlar bilirler fiyatlar aynı kitapta geçtiği gibiydi. Hayat bu kadar pahalı değildi alım gücü daha yüksekti. Duygulandım. Tabiki kitapta sevmediğim yerler de vardı. Kitapta sevmediğim noktalardan biri aşırı genelleme yapması. Kadınlar hakkında da erkekler hakkında da. Ayrıca kadın kavramıyla özdeşleştirip o kalıba uygun olan insanları aşağılayan detaylardan hiç haz etmedim. Alışveriş için indirim kovalayan kadınları, sarışınları, süslenenleri (vs vs çok detay var kitapta) kötü anlatırken sadece kitap okuyan bilgili (kendini bilgili zanneden) karakterimiz gereğinden fazla övülmüş. Ben kutuplaşmaya belli bir kalıba sığdırılmaya karşıyım. Kadın her ne yapıyor olursa olsun değerlidir. Tabiki kendini geliştirmiş kadın daha takdir edilesidir. Lakin hem temizliğini, yemeğini yapıp çocuğuyla ilgilenip ayrıca çalışma hayatında kendine yer bulmuş kadınlar da var. Kadınlar tek yönlü değildir ve seçimleri ne olursa olsun üreten kadın, emek veren kadın değerlidir. Üretmek sadece okumak, yazmak, çalışmak, para kazanmak, geçim sağlamak değildir. Kadın güzel bir nesil yetiştirilmesine yardım ediyorsa da üretkendir. Yani kısacası kitapta dar kalıplara oturtulmuş kadın kavramı beni gerçekten sinirlendirdi. Kızımızın maskülen tavırlar sergileyip diğer hemcinslerinden farklı olduğunu sık sık
Paralel Odalar TeorisiAyşenur Nazlı · Ephesus Yayınları · 20171,371 okunma
Reklam
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
̶̶K̶̶a̶̶r̶̶a̶̶n̶̶lı̶̶k̶t̶a̶k̶i ̶Kı̶vı̶l̶cı̶m Herkese Merhabalar... Bugün sizlerle harika bir kitap ile geldim. Biz okuyucular için bir kitap bittikten sonra iyi ki okudum demek paha biçilemez. Bu kitap bitince öyle dedim. Başlar başlamaz içine alan ve ne olacak diye merakla okunan bir kitap oldu. Kitaba giriş bölümü resmen beni çocukluğuma götürdü. Arkadan biri geliyor mu? Bir ses duyunca bir saklanma isteği güdüsü falan. Tabi bizi canavar diye korkutmaz sepetçiler gelip alacak derlerdi o zaman da neden öyle korkuyorsak. Neyse ben o konulara fazla girmeyim. Chloe Davis ile tanışın... Başarılı ve yepyeni bir hayat kurmuş psikolog. Şu günlere gelmeden önce yani 20 yıl önce küçük bir kızdı. Henüz 12 yaşındayken huzurlu ve güvenli hissettiği evinde yaşıyordu. Ama birden evlerine gelen polisler o yaz küçük bir kasaba olan Breaux Bridge kaybolan altı kızın ölümü ile suçlanan babasını alana kadar. O günden sonra hayatları değişmeye başladı. Chloe, annesi ve abisi Cooper... Babaları deliller ile tutuklanıp hapishaneye gönderildi. O günden sonra ise onlar için başka bir mücadele başladı. Yaşanılanlar ile başa çıkma ise büyük bir yüktü. Chloe psikolog olsa da kendini tedavi etmesi ne yazık ki en zoruydu. Zorda olsa yeni bir hayatı ve yakında evlilik planları yaptığı bir nişanlısı vardı tabi abisi her ne kadar uygun kişi olmadığını düşünüp hala küçük gördüğü kız kardeşini korumak istiyor olsa da... Yıllar sonra ise babasının tutuklanma ve itiraf zamanı geldiğinde işlenen cinayetler o yıllarda islenenler ile aynı olunca Chloe'i için hiç iyi şeyler olmaz. Ve bu işin sırrını çözecek olan yine o dur. Kitap sizi bekliyor diyor ve ben kaçıyorum. #karanlıktakikıvılcım #seldacacomments
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026202 okunma
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 21:26
Bu kitap aslında klasik bir “günlük”ten biraz daha ağır. Çünkü Sylvia Plath sadece gününü anlatmıyor; kendini didik didik ediyor. Yani okurken olaylardan çok bir zihnin içine giriyorsun. Ve o zihin… oldukça yoğun, bazen yorucu, bazen de rahatsız edici derecede dürüst. İlk bakışta, bir genç kadının hayatını, aşklarını, okulunu ve yazarlık hayallerini anlattığını sanabilirsiniz. Ama kitap, yüzeydeki olaylardan çok, zihnin derinliklerine iniyor. Plath burada kendisiyle tamamen yüzleşiyor. Ve o yüzleşme öyle bir yüzleşme ki, bazen okuyanı rahatsız ediyor, bazen hayran bırakıyor. Kitap, Plath’ın gençlik yıllarından başlayarak hayatının farklı dönemlerini kapsıyor. Üniversite yılları, yazarlık hevesi, aşkları, kırılmaları, kendine duyduğu güvensizlik… Hepsi var. Ama bunlar “şu oldu, sonra bu oldu” şeklinde değil. Daha çok “ben neden böyle hissediyorum” üzerinden ilerliyor. Bu yüzden klasik bir hikâye akışı beklemek pek mantıklı değil. Plath’ın en belirgin tarafı şu: Kendisiyle asla nazik değil. Sürekli kendini eleştiriyor. Yetersiz buluyor. Bazen yazdıklarını beğenmiyor, bazen dış görünüşünü, bazen de kişiliğini. Hatta bazı yerlerde, kendine karşı acımasız denecek kadar sert. Bu durum bir noktadan sonra insanı ikiye bölüyor; bir yandan “bu kadar da yüklenilmez kendine” diyorsun, diğer yandan o dürüstlüğe saygı duyuyorsun. Aşk konusuna geldiğinde de durum çok farklı değil. Seviyor ama rahat sevmiyor. Hep bir kaybetme korkusu, yetememe hissi, karşı tarafın gözünde küçülme endişesi var. Özellikle ilişkilerinde kendini sürekli tartan, ölçen, yeterli olup olmadığını sorgulayan bir tarafı var. Bu da okurken biraz iç sıkıyor açıkçası. Yazarlık meselesi ise kitabın omurgası gibi. Plath için yazmak sadece bir uğraş değil, var olma biçimi. Ama işin ironik tarafı, en çok da burada
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,678 okunma
Kapak güzel olabilir ama siz yine de kapağa göre yargılamayın.
3/10
·496 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 21:26
Bu kitaba karşı sürekli olarak insanların “aşırı zekice yazılmış bir kurgu, güçlü kadın karakteri var ve kitabın evreni harika,” dediklerini duydum. Bu kitap benim hayatımda okuduğum en kötü seri giriş kitabıydı. İnsanlar kitabın evreninin harika olduğunu söylüyordu lakin kitabın evrenine dair en baba bilgileri 400 küsürlü sayfalarda elde ettik. 500 sayfalık bir giriş kitabında zihnimde oluşturmam gereken evreni son 100 sayfa kala alıyorsam ben buna harika yazılmış ve okuya işlenmiş bir evren demem. En fazla yazarın güzel hayalini kurduğu ama yazamadığı (daha doğrusu okuyucuya aktaramadığı) evren derim. Bu arada gerçekten güzel bir evren var sadece bizim bu distopik dünydan hiç haberimiz yok. Hisar kendi çalıyor kendi oynuyor biz de mal gibi bari birkaç bir şey söylese de bizi de şu kitabın içerisine dahil etse diye kendimizi yırtıyoruz. Bu kitap sanırım wattpadde ilk yazmaya başladığı kurguymuş (sallıyor da olabilirim). Eğer öyle bir durum varsa yazarın çıkış kitabı bu olur muhtemelen. Kitabın yazım dilindeki kusurların bir kısmını da buna bağladım zaten. Ve ilaven diğer kitapların bu kitaptan iyi olacağına adım gibi eminim çünkü bu kitap kadar kötü yazması imkansız. Benim burada kolay kolay kitap gömdüğümü göremezsiniz. Ben genelde seveceğini düşündüğü kitapları okuyan ve okuduğu kitapları seven birisiyim. Bu kitabı da birçok bookstagramda gördüğüm ve kapağının çizimini de aşırı beğendiğim için almıştım. İnsanların çok sevdiği bir seri olduğu için beklentim çok yüksekti ve tüm kitapları (şu ana kadar sadece 5 kitap çıktı) temin ettim ve sanırım bu bir hataydı. Beklentimi asla ama asla karşılamadı. Her şeye rağmen seri hakkında kesin bir hüküm yapmayacağım. Kitabın son 10 sayfası (hatta 8) sonraki kitabı merak etmeme sebep oldu. Ama ne yazık ki kitapları satın
1000Kitap
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20242,991 okunma
KİTAP Yorumu ve özeti
Puan vermedi·80 syf.··
2025 31. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 23:28
Hikâye, adı hiç söylenmeyen küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor. Bu kız, yoksul ve sevgisiz bir ailede büyüyor. Babası kaba, ilgisiz ve sorumsuz biri; annesi ise sürekli hamile, yorgun ve çocuklara yeterince ilgi gösteremeyen bir kadın. Ev kalabalık, maddi durum kötü ve çocuk resmen “fazlalık” gibi hissediyor. Bir yaz günü, ailesi onu geçici olarak başka bir aileye — Kinsella çiftine — gönderiyor. Aslında bu “emanet verilme” durumu, ailenin yükünü hafifletmek için yapılmış gibi. Yani kız çocuğu ilk başta kendisini istenmeyen biri gibi hissediyor. Kız, Kinsella ailesinin yanına gittiğinde bambaşka bir dünya ile karşılaşıyor. Ev temiz, düzenli ve en önemlisi şefkat dolu. Kadın (Edna Kinsella) kızla hemen ilgilenmeye başlıyor: onu yıkıyor, saçlarını tarıyor, temiz kıyafetler veriyor. Küçük kız ilk defa biri tarafından gerçekten “görülüyor”. Adam (John Kinsella) da sessiz ama sıcak bir karakter. Kızla nazikçe konuşuyor, ona güven veriyor. Kız başta utangaç ve çekingen ama zamanla bu sevgiye alışmaya başlıyor. En önemli kırılma noktası şu: Kinsella çiftinin aslında bir çocukları varmış ama bu çocuk yıllar önce trajik bir şekilde ölmüş. (Bir kuyuda boğularak.) Bu yüzden çift büyük bir yas yaşamış. Küçük kızın gelişi, onların içindeki boşluğu biraz dolduruyor. Kız çocuğu, Kinsella ailesinin yanında geçirdiği sürede ilk defa: düzenli yemek yiyor temiz yatakta uyuyor ilgi görüyor sevildiğini hissediyor Hatta bir noktada, artık kendi ailesine dönmek istemeyecek kadar bağ kuruyor. İç dünyasında büyük bir dönüşüm oluyor. Önceden içine kapanık ve eksik hisseden çocuk, burada açılıyor, konuşmaya başlıyor, kendine güven kazanıyor. Ama bu huzur kalıcı değil… Yaz bitince biyolojik ailesi geri gelip kızı almaya karar veriyor. Bu kısım hikâyenin en acı kısmı. Çünkü okuyucu da
1000Kitap
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
Reklam
Reklam