Artık onu koruyan albayına da karşı. “deliriyor” yani ölüyor.
"Saçmalama” dedi Hüsamettin Bey, "Eski temaşadan yeni sanat olmaz, demez miydin sen?" "Albayım, ben dün akşam ne yediğimi unuttum. Siz de insanda akıl mı bırakıyorsun canım?" "Bu gidişle Fransa İhtilali filan yazılmaz," dedi albay. "Görürsünüz albayım." “Hazırlıkları bitince Hikmet, "Yaz," dedi. "Terbiyesizlik etme Hikmet." "Yaz Hüsamettin, uzatma. Kıyamet koptu artık: Albaylar Hikmet, Hikmetler mirliva oldu. Oyunlarda ve gerçek hayatta öldürdüğümüz bütün insanlar dirildi. Uzatma yaz." Albay, yakın gözlüğünü taktı: "Ne yapalım? Bunu da bir oyun kabul edelim. Lütfen yavaş söyleyiniz paşam."
Sayfa 347 - Korku
Bir Şair Bir Kitap
Hakan Arslanbenzer – Çok Üzgünüm Annem beni bırakıp gittiğinde on yaşında ne düşündüm Sabra ve Şatilla kamplarını kırıyordu Falanjistler Sen ne güzel isimlersin Sabra Şatilla Filistin ve Arafat ve Kaddafi Flumeyni Rauf Denktaş Fidel Kastro kafa tutuyor derlerdi Amerika’ya Kafa tutmak ne güzel ne inanılır deyimdir ** Senin çırpınışlarını senin gözlerindeki titrekliği hep sevdim Senin vicdanlı titrek ela gözlerini sevdiğim dilber Senin beni sevişini sonra senin beni sevmeyişini Sonra senin gene beni sevişini ne düşündüm ** İsyan ederken de aşırı terbiyeli Telefonu kapatınca ağlayan ** Ramazan geldi tekti Allah’ım dedi Sen benim Allah’ımsın değil mi Ezan okunuyor beni çağırıyorsun değil mi Çağırıyorsan bu yeter ** On yıl olmuş dörtte biri demek ömrümün Dörtte biridir ömrümün dualarımda adın Göğnümün göğünde yıldızın ve yüzün Sürgün olduğum değil gitmicem arkasından Cemal Süreyanın sılası dicem gözlerimin ** Sözlüğe baktım ısınmak için yakılan ateş Demekmiş sıla ısınmak için yaktığım ateş
KETEBE
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
atlar
Atın her mevsim kuyruğa ihtiyacı vardır. Şimdi, yaz bitince kıçının arkasındaki, görmek zorunda dahi olmadığı uzantıdan kurtulabileceğini sanan at tam bir budaladır. Eğer at yaşarsa , bahar yeniden gelecektir ve sinekler de atın canını sıkmaya başlayacaktır.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Yazar Bir Kitap
* Gece uzun sürdü. Çinko sundurmayı döve döve eritmeye ahdetmiş yağmur, sabaha kadar insafa gelmedi. Orta yerinden yırtılan kara atlas, feryat figan doğurduğu şimşeklerin göbeklerini kendi elleriyle kesti. Gök gürledikçe kubbe inledi, kubbe inledikçe yer titredi. Kediler saçaklara, sincaplar kovuklara, karıncalar toprağa, insanlar evlerine gizlendi. Bense yanlış yerde, hep yanlış yerde olmanın huzursuzluğuyla, kendi kendimin kötü bir replikası gibi çerçevemi yadırgaya yadırgaya döndüm durdum yatakta. Fırtınada aklını yitiren kayın var gücüyle pencereyi yumrukluyor, duvarlara tırmanan gölgeler doluştukları sıva çatlaklarında çirkin canavarlara dönüşüyordu. Çirkinlerdi fakat ürkütücü sayılmazdı hiçbiri. Kader'le buluşmaya karar verdiğimden beri gelecekten korkmuyorum. Ama şimdi, şimdinin geçmek bilmeyişi, hala dehşet verici. 5 * Yine de kıl¬çıksız bir günaydınla karşıladı beni. 5 * duvar kağıtlarının yırtık yerleri, istasyon, liman gibi melankolik fonlarda öpüşen aşıkların fotoğraflarıyla acemice gizlenmişti. 6 * Pencereden dışarı şöyle bir göz attıktan sonra, "Şeker değiliz ya, yürürüz işte yavaş yavaş" diye omuz silkip dilini iştahla şaklattı ve uzandığı francala dilimini erik marmeladına daldırdı. Ben de bütün gece teneke kemirmişim gibi pasla kaplanmış ağzımı kahveyle çalkalayıp onayladım: "Yağmurda erimek, bu bayık yerde çürümekten iyidir zaten." 6 * "Porto'ya gideceğim ben. Oradan da Santiago'ya yürüyeceğim. Bildiğin yürüyeceğim ama ha, öyle araba, tren filan yok! 7 * "Durduğumuz kabahat" diye tekrarladım ben de. Bunca yıl payıma düşen bulanık çamurun içinde durduğum kabahatti. İşlediğim, işlemiş olabileceğim cinayetlerden bile daha büyük kabahat hem de. Asıl hata, yaptıklarım değil, bana onları yaptı¬ranların arasında kalmayı sürdürmemdi. Doğru nedir emin
HEP KİTAP
... bahçe duvarının önüne yerleştirdi tabutu. Kapa­ğını açıp duvara dayadı. Çiçek saksılarını tek tek taşıyıp bo­şalttı içine. Kimse dokunmadı teyzeme. Hem ağladı, hem çi­çek dikti tabutun içine. Vesile Teyzem yardıma gitti, ikisi bir­likte hem ağladılar hem diktiler. İşi bitince “Bari öldüğünde bi boka yarasın canına yandığımın adamı” dedi Refîye Tey­zem ellerini yıkamak için çeşmeye giderken... Vecdi’nin tabutu yıllardır orada duruyor; her yaz Vecdi Kartal, aile efradının gözleri önünde çiçek açıyor.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Sahip oldukları her şeyi verirler ama bunlar yeterli olmazdı: Birkaç andan fazlasını satın almaya yetmezdi.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Alıntı