George R. R. Martin yorumları ve incelemelerini, George R. R. Martin kitabı hakkındaki okur görüşlerini , George R. R. Martin puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Joffrey, Tywin Lannister'ın ölümü ve Tyrion'un kaçışından sonra krallıkta neler oluyor? Cercei babasının kızı olmak isterken çocuk kral Tommen annesinin Kraliçe kimliği altında eziliyor. Ve krallık ayağa kalkmaya çalışırken ayağına dolananlar oluyor. Yine muhteşem bir kitap. Yine muhteşem olaylar. Ayrıca size birçok karakteri de özletecek olan da bu kitap.
Cercei, Jaime, Samwell üzerinde ağırlıklı ilerleyen olaylarda krallığın son durumu ve kuşatma altındaki kaleler anlatılırken Brienne Güzellik de macerada bizimle birlikte yürüyor. Sur'dan yola çıkan Sam ve beraberindekilerin açık denizlerde yolculuğunu şahit oluyoruz. Ejderhalar yok ama onların yüzyıllar önceki sonu nasıl geliyor bu sorunun biraz olsun cevabı veriliyor gibi. Sadece bir paragraf olsa da çok heyecanlıydı. Bir de üstat Aemon Targaryen ve onun kehaneti var. İnanılmaz heyecana sürükleniyorsunuz.
Khalesi, Jon, Arya, Bronn ve diğerlerine dair birşeyler okuyamasakta yazar bunun nedenini çok mantıklı bir şekilde kitabın sonunda okuyucuya küçük mektubuyla açıklıyor. Akıcı üslup ve sürükleyici, mükemmel hikayesiyle bir sonraki kitabın kapağını açmak, Sur'un ötesine, ejderhalara ve daha birçoğuna yelken açmak için sabırsızlanıyorum. Bol okumalarınız olsun.
Çok büyük umutlarla okuduğum bu kitap beni pek mutlu etmedi desem yalan olmaz. Bilim kurgu eseri mi evet öyle ama küçük hikayelerden oluşan bir derleme aslında. Bilim kurgu namına şimdiye kadar yazılmış, çizilmiş, çekilmiş her şeyin gerisinde klişelerle dolu bir şey çıktı karşıma.
R.R.Martin 'in bir edebiyatçı olmadığını bir kez daha gördüm aslında. Bir hikaye anlatıcısı, bir senarist olabilir ancak asla edebiyatçı değil. Kelimelerin gücünden kesinlikle faydalanmıyor. Olay örgüsü ve diyalogları çıkardığımız zaman geriye hiçbir şey kalmıyor.
Dizisini izlemeden önce okumak istemiştim, şimdi diziyi izlemeyi de pek düşünmüyorum aslında.
Gece KuşlarıGeorge R. R. Martin · Dex Yayınevi · 2018205 okunma
Uzun zamandır bu kadar zevk aldığım bir kitap olmamıştı. Ben beğendim. Olmuş bu kitap. Aslında bu maceraların çıktığı ilk zamanlarda internette amatör çevirisinin yapıldığını görmüştüm. Oradan ilk hikayesini okumuştum yıllar evvel ama devamı olduğunu, toplamda 3 hikaye olduklarını bilmiyordum. Türkçeye çevrildiğini görünce alayım dedim hemen. Ve bayıldım. Her şeyden çok da çizimleri çok sevdim. Ciltli olması, illüstrasyonlarının hayal gücüme uyması ve baya keyifli bir konusu olmasıyla okumaktan ve kitaplığıma koyup görmekten zevk aldığım bir kitap oldu. Bu arada sevdiğimden bahsetmiş miydim? Çok güzeldi. Gerçekten. Övme kısmı bitti.
Konusuna gelecek olursak bu kitabı Buz ve Ateşin Şarkısından ayıran ve en çok ilgimi çeken şey bu hikayelerin hanedanların, savaşların ya da fantastik unsurların anlatıldığı değil aslında (her ne kadar kendisini küçükken şans kazanına düşüp balla yıkansa da) sadece gezgin bir şövalyenin maceraları olması. Hem de şövalyelikte baya kötü olan bir şövalyenin. Gerçekçilik açısından Martin bu işi beceriyor ve insanların davranışlarının iyi ve kötü arasındaki dengesini, olaylara göre değiştiğini güzel yansıtıyor. Çünkü duyguları olmayıp sürekli kahramanca davranan robotumsu karakterler öğğ gibiler. Bir karakter güncelerce hapis kaldığında bile asil gözükmemeli. Martin'in yazdığı gibi günlerce tıkılı kalmaktan her yerinin ağrımasında, fareleri yemesinden ve dışkı kabından yayılan pis kokulardan da bahsedilmeli. Kısacası sanırım şu anki zevklerim Low-fantasy can, High-fantasy öğğ şeklinde. Ama tabi bu kitabın incelemesinde yeri olmayan bir konu. Aslında inceleme değil, kitap hakkındaki duygularım ve düşüncelerim desek daha doğru olur sanırım. Niyse.
İllüstrasyonların romanlarda daha da yaygınlaşması dileğiyle. Martin'in kafasına taş düşmemesi
George R. R. Martin’in Ejderhaların Dansı, serinin en geniş ölçekli ve en yoğun kitaplarından biri olarak, Westeros ve Essos’taki bütün dengeleri kırılma noktasına taşıyor. Hikaye artık yalnızca taht mücadelelerinden ibaret değil. Yaklaşan büyük felaketin hissi, romanın her bölümünde giderek daha fazla büyüyor.
Kitabın en güçlü yanı, karakterlerini sürekli geliştirmeye devam etmesi. Jon Snow’un Kuzey’de verdiği zor kararlar, Daenerys’in iktidar ile idealizm arasında sıkışması ve Tyrion’un parçalanmış ruh hali, romanın en etkileyici bölümlerinden. Martin, karakterlerini yalnızca olayların içine atmıyor, onların seçimlerinin psikolojik ağırlığını da güçlü biçimde hissettiriyor.
Anlatım yine son derece detaylı ve katmanlı. Politik entrikalar, ihanetler, savaş hazırlıkları ve mistik unsurlar büyük bir bütünlük içinde ilerliyor. Özellikle serinin bu noktasında fantastik tarafın daha görünür hale gelmesi, hikayeye farklı bir atmosfer katıyor. Ejderhalar, kehanetler ve Kuzey’de yaklaşan tehdit, dünyanın giderek karanlıklaştığını hissettiriyor.
Roman hacim olarak oldukça büyük ve bazı bölümler bilinçli şekilde yavaş ilerliyor. Ancak bu tempo, karakterlerin yaşadığı dönüşümü ve dünyanın ağırlığını daha güçlü hissettiriyor. Final kısmı ise serinin en merak uyandırıcı kırılmalarından bazılarını barındırıyor.Ejderhaların Dansı - Kısım 1 - Ejderhaların Dansı - Kısım 2, epik fantastik türünün ne kadar büyük ve katmanlı bir anlatıya dönüşebileceğinin güçlü bir örneği. Karakter derinliği, atmosferi ve giderek büyüyen tehdidiyle, serinin en yoğun ve en etkileyici kitaplarından biri.
Buz ve ateşin şarkısı ikinci kitabın birinci bölümü. Kuzey ülkesi ile güney ülkesi arasındaki taht mücadelesi savaşa dönüşüyor yani kılıçlar çarpışıyor. Taht uğruna akla hayale gelmeycek her türlü yola başvuran lordlar ve leydiler.
Kış geliyor! Dizi de en çok duyduğum cümle bu idi. Eserde de ara sıra duydum. Öncelikle dizisini severek izlediğim için kitabı da güzel geldi. Birebir aynı olmasa da konu falan her şey aynı. Targaryen Stark falan derken ortalık kızışıyor..