Hüseyin Su

Hüseyin Su

Yazar
8.2/10
53 Kişi
·
144
Okunma
·
25
Beğeni
·
1241
Gösterim
Adı:
Hüseyin Su
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kırşehir/Çiçekdağ, 1952
Ortaöğrenimini Kırıkkale’de, yüksek öğrenimini Ankara’da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Memurluk, edebiyat öğretmenliği ve kütüphanecilik yaptı. Yazmaya ‘Edebiyat’ dergisinde başladı. İlim Sanat ve Mavera dergilerinde yazdı. HECE dergisinin kuruluşunda yer aldı. HECE, HECEÖYKÜ dergilerinin ve HECE Yayınları’nın yayın yönetmenliğini sürdürmekte. Öykülerinden ‘Ateş’, Boşnakçaya; ‘Ana Üşümesi’, ‘Gülşefdeli Yemeni’ ve ‘Giden Gün Ömürdendir’ Arnavutçaya çevrildi. Kitapları: Tüneller (öykü, Edebiyat Dergisi Yayınları 1983), Ana Üşümesi (öykü, Hece Yayınları 1999; Tüneller’in yeniden düzenlenmiş hâliyle birlikte); Gülşefdeli Yemeni (öykü, Hece Yayınları 1998; Türkiye Yazarlar Birliği 1998 Yılı Öykü Ödülü); Aşkın Hâlleri (öykü, Hece Yayınları 1999); Bir Yağmur Türküsü (deneme, Hece Yayınları 1999); Öykümüzün Hikâyesi (inceleme, Hece Yayınları 2000). Yayına hazırladıkları: Asaf Halet Çelebi Kitabı (inceleme, Hece Yayınları 2003; İlyas Dirin ve Şaban Özdemir’le birlikte); Teori ve Eleştiri (eleştiri, Hece Yayınları 2004); Düşünce ve Dil (deneme, Hece Yayınları 2004).
"Hayatın acılığı da tatlılığı da derinliğindendi besbelli; bazen dibe çekip, bazen de nefes almak için yüze vuruyordu."
Yürümeyi öğrenen çocuk gibi insan da yaşamayı öğrendiğinde neredeyse sonuna gelmiş oluyor. Üstelik hep birbirini taklit ederek yapıyor bunu.
Birbirlerine ilişkin yakınlıkları ancak acıtacak kadardı, eninde sonunda çıkılan yolda herkes tek başınaydı.
Konuşurken birbirini duyamayan iki insanın, düşünürken nasıl olup da birbirlerini duymalarına her ikisi de şaşırmıştı.
"Çoğu zaman,susmak,konuşmaktan daha kıymetlidir,hayırlıdır.Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez.Çünkü o,dünyanın en uzun cümlesidir."
Ama insan, içindeki alasını, en karşı konulmaz durumlarda saklasa bile, kimsenin önemsemeyeceğini sandığı bir ayrıntı karşısında dışarı vuruyordu.
Hayat ne denli ağırdı böyle. Ağır ve acımasız ve hiçbir zaman da affetmez... Dönüşsüz bir çizgi...
111 syf.
·Beğendi·7/10
Hüseyin Su uzun zaman Hece dergisinin yayın yönetmeliğini yaptıktan sonra yerini Rasim Özdenören'e bıraktı. Bu öykü kitabı 98 yılında Türkiye Yazarlar Birliği en iyi öykü ödülü aldı. Dilin sadeliği ve biçimsel olarak değişik kullanımlar zamanına göre müthiş olmuş. O yıllarda İnternet kafe furyası yeni başlamıştı. Büyük ihtimal Half Life oynuyordum :) Gordon Freeman ile levyeyle yaratık öldürmeye çalışmak başkaydı. Neyse konumuza geri dönelim. Hüseyin Su öyküleri Mustafa Kutlu gibi gelenekselliğe bağlı ama biçimsel olarak yenilik arayışında. 8 Öykü var kitapta.
Detaya girmeden öykülerin bazılarından bahsedeceğim. Merak unsurunu öldüren incelemelerden nefret ederim. :) İlk öykü kitaba ismini veren Gülşefdeli Yemeni. Hikayeyi kahramanın ağzından dinliyoruz. Halakız denilen nişanlısını askerde kaybetmiş ve bir daha evlenmeyerek ömrünü yeğenlerine adayan dışarıdaki insanların evliya gözüyle baktığı halayla, en ufak yeğeninin nişanlısına arasında geçen olumsuz bir olay sonrasıyla başlıyor öykü. Daha sonra halamızı tanıyoruz. Yavaş yavaş yaşanılan olaya yani şiddet anına geri dönüyoruz . Bu biçimsel yönden beni etkiledi. Karakter isimleri olmayışı bizi direk karakterle bağ kurmamızı sağlıyor. Hala bizim halamız artık. Okuyanın gözümüzde de saygın biri oluyor. Öykünün ana teması geçmiş ve gelecek kuşak arasındaki çatışma, zamanın ilerlemesiyle önemli olan saygının değersizleşmesi. Kutsallığın yıkılması, hakir görülmesi.
Bu öyküyü okumak isteyen https://eksisozluk.com/...deli-yemeni--1370541 adresten bulabilir.
Giden Gün Ömürdendir öyküsündeki betimlemelere vuruldum. Konu olarak geçmişin o saygınlığını ve yaşanan ortamını anlatıyor.

Yanağımda Dedemin Sakal İzleri öyküsünde sıralı uzun cümleler kullanılarak hikayeyi masalsı hale getiriyor. Özlem duyduğumuz o Ramazan iftarlarına bir çocuk gözüyle bakıyoruz.

İbrişimden Yürek Bağları öyküsü iç çekişme öyküsü diyebilirim. O yaşama karşı savaşı, sorgulamaları müthiş yansıtıyor yazar. " Herkes kavgasını içinde taşır." Bu cümle öyküyü anlatmaya yeter. Suya Vuran Kırılgan Sûret öyküsü ile Yüzündeki Deniz Duruluğu öyküsü birbiriyle bağlantılı. İlk öyküde bir genç kızın yaşının verdiği (Ergenlik) kızgınlığı, ailesini ve onlara olan tutumunu yansıtıyor. İkinci öyküde yine bir aile var bu sefer anne gözünden kızının isyankarlığı ve sonrası gelişen olay silsilesini anlatıyor. Farklı dönemlerdeki o kızgınlık duygusu, anne kız arasındaki bağlam güzel yansıtılıyor. İlk öyküdeki güçlü bir anne varken ikinci öyküdeki annemiz daha kırılgan.
Geride Kaldı Gönlün öyküsü birbirine karşı sesi çıkmayan ama pişmanlıklarla dolu bir çiftin birbirine dillendiremedikleri itiraflarını anlatıyor.
Genel olarak baktığımızda öyküler içinde biçimsel değişiklik yapmaya çalışılmış. Bir deneysellik var öykülerde. Konu bakımından geleneğe sadık kalınmış. Mustafa Kutlu severseniz size bu öyküleri okumanızı tavsiye ederim.
111 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle yazarın bir röportajda açıkladığı, kitabın isminin anlamına bakalım:
''Gülşefdeli,
birleşik bir sıfat; gül ve şeftali sözcüklerinden oluşuyor. Şefdeli, şeftali’nin halk dilindeki söyleniş biçimi. Tabii bu iki ad, gül ve şeftali, kırmızı renkleri nedeniyle birleşik sıfat olarak kullanılıyor: Yani, gül ve şeftali kırmızısı anlamında kullanılıyor. Bu da bordonun bir tonunu oluşturur. Bu renkte ayağa
giyilen yemeni, Gülşefdeli Yemeni...''

Şu sıralar öykü kitapları okumayı adet haline getirdim, ilk sıralara da bu kitap tahtını kurmayı başardı. İçerisinde çok naif, su misali akıp giden 8 öyküyü barındırıyor. Okurken yumuşak bir battaniyeyle birisi gelip üstümü örtmüş gibi hissettirdiler.

Hüseyin Su'dan okuduğum ilk kitap buydu, ancak son olmamasını temenni ediyorum kendi açımdan. Feyzli olsun.
111 syf.
·1 günde·10/10
Ne kadar ama ne kadar güzel bir öykü kitabıydı bu!

Dün akşam okudum ve bitirdim, ve yirmi dört saat sonra bile öykülerdeki karakterleri düşünebiliyorum, ve ruh halleri, duyguları, çıkmazlarıyla her biri bir şekilde civarımda, etrafımda dolanıyor ve bana kendini hatırlatıyor işte. Bunu yapabilen bir yazarın ellerinde harfler, sözcükler ne güzel oturuyor, ve bu kelimeler duygulara ne güzel dönüşüyor. Hüseyin Su , 21 sene önce yazdığı bu kitabıyla hiç eskimemiş, yıpranmamış, tam tersine zamanla tadı sanki daha güzelleşmiş öyküler, insanlar anlatmış bize. Nazif amca da, Halakız da burada oturuyorlar, buradalar ve sanki gün batımına onların senelere yayılmış ve bir çeşit, bir şekilde sepya rengi almış sûretleri eşlik ediyor, onlar ve öykülerin diğer karakterleri gün batımına aynı nazarla bakıyor gibiler: bu ömür bir yere kadardı ve bu hayat bir gün bitecekti, ama yaşamak da bu kadar acıyla da olsa güzeldi. Hepsi güzeller bu karakterlerin, hepsi insanlar. Hepsi kalemle can bulmuşlar ve hayattalar. Bu yüzden seneler boyu demlenmiş, güzelleşmiş bu öykülerin her biri dikkatle, sevgiyle, ağır ağır okunmayı hak ediyorlar.
Aşk hic bu kadar hissedilemezdi .En tat aldığım hikayelerin o son cümleleri .Bütün hikâyelerin sonunda o cümleyi okur kitaba sarılıp vay be der düşüncelere dalarim .
111 syf.
·Beğendi·8/10
Kalemi güzel, olay kurgusu akıcı bir yerli yazarımız Hüseyin Su. Günlük yaşamdaki kişiliklerin iç sesini yazıyla bize ulaştırmış. Çok güzel Türkçe sözcükler öğrendim. Bu anlamda da çok katkısı oldu. Sığ konuşmaya yer vermeyen Hüseyin Su, bir erkek torunun gözünden aile içerisindeki yerini, bir yaşlı yüncü amcanın yaşamını sorgulaması, bir kızın anne babasıyla olan ilişkisinin içsel yönünü ve sonrasında ise anasının kızına karşı içsel yaşamını, kaçarak evlenen bir çiftin suskun durdukları pencere önünde iç seslerinden birbirine olan değer yargılarını çok güzel incelemiş, ince elemiş ve bize sunmuş. Bir anlamda duygudurumsal bir betik. Anadolu'nun özüne bir bakış, Türk aile yapısına kalemle bir dokunuş bu. İçten, içimizden, içimize cız ettiren ve hepimizin ara ara iç sesiyle konuştukları. 110 bet olduğu için bir çırpıda bitiyor. @suleyayinlari 'ndan çıkmış. Sevdiğim bir yayınevidir. Öneririm. Sözcük dağarcığınıza katkısı, olağan durumları aktarma şeklinizi değiştireceğine inanıyorum. İyi okumalar. Esenlikler.
111 syf.
Ben mi kitabı bitirdim yoksa kitap mı beni bitirdi karasızım. Gereksiz betimlemeler, ayrıntılar yorarken; kitaba sanatsal ifade katmak istenirken cümleler malesef anlamsız, anlaşılmaz hale gelmiş.
111 syf.
Merhaba Değerli Okurlar

Bugün sizlerle fazla duyulmamış değerli bir kitabın yorumuyla beraberim 


#hüseyinsu #gülşefdeliyemeni #kitapyorumu #tavsiyekitap #kitapönerisi #kitaptavsiyesi



Haziran ayı başında Ankara'da Melike Hatun Camisinde kitap fuarı olmuştu. Ankara'da yaşayanlar bilir. O vakit bende Ankara'da bulunuyordum. Çok sevdiğim bir yayınevi olan @suleyayinlari standına uğramak olmaz dedim. Almak istediğim bazı kitaplar vardı. Onları aldıktan sonra stantdaki abiye "abi bir tane de sen kitap tavsiye edermisin?" diye sordum. Direkt olarak bu kitabı önerdi. Konusuna baktım hoşuma gitti. Haziran ayı içerisinde kitabı okuma fırsatım oldu. Sizlere kitap hakkındaki düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. 



Saf ve nitelikli bir dille yazılmış kitabımızda. 

Aile içi şiddet, çatışmalar, komşuluk ilişkileri, aile ilişkileri, maneviyatımızın bozulması, çocukluğumuzda kalan duygularımızla ilgili kısa ancak bir o kadar derin ve anlamlı öykülerle başbaşa kalıyoruz. Yazarımız bunları yaparken bizlerin o anlara tanıklık etmesini sağlayacak psikolojik derinliği bizlere veriyor. Gerçek bir edebi metin okuyor hissini yaşıyorsunuz. Ben kitabı çok sevdiğimi ve yazarı sadece bu kitabını okuyup bırakmayacağımı söylemek istiyorum. Büyük çoğunluğunuzun yazarla tanışık olmadığınızı düşünüyorum ve kelimelerin arasında yüzmeyi seven, Türkçe'de nitelikli bir kitap okumak isteyen tüm kitap dostlarına tavsiye ediyorum. 


Yepyeni gönderilerilerde görüşmek dileğiyle, esenle kalın 🤗
111 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sekiz nahif öykü... İçimizdekilere, geçmişimize dair bizden kahramanların yaşadıkları... Aile ilişkileri, ayrılıklar insana ait bütün duyguların bir kelime işçisinin elinde dillenip, sizi kuşatması; garip bir dinginlik içerisinde akan nehir gibi sizi de ardından sürükleyişi...
117 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın 'Gülşefdeli Yemeni' isimli kitabını severek okumuştum, o kitaba dayanarak bu kitaptan da beklentim yüksekti ancak beklediğimi bile aştı diyebilirim. Hüseyin Su yazdığı hikayelerdeki doğallığıyla sizi sarmalıyor, vurguladığı ince ayrıntılarda sizi de düşündürüyor. Su içer gibi ılık ılık kitabı okudum, var olsun.
Kitabın içerisinde yer alan hikayelerin ismini yazarsam ne demek istediğimi belki biraz anlayabilirsiniz.
-beri dön güzel de yüzün göreyim
-yiğidim ya ona gücüm yetmiyor
-gömleği yırtık kırmızı gül
-sen gelmezsen güvercinler küser
-ayrılık makamında gönül ezgisi

şeyh galib'in beytiyle de kitap sonlanıyor;
“Âh mine'l ışkı ve hâlâtihî,
Ahraka kalbî bi-harârâtihî.”

istifadeli olsun
111 syf.
Bir arkadaşımın kitaplığından okumak için kitap seçerken karşıma çıktı. İlgimi çeken kısmı adımı içermesiydi. Sonra nasıl bir kitpa diye sordum. Çok güzel dedi. Ben de bunu da aldım diyerek başladı kitapla aramızdaki ilişki.
8 öykü içeriyor kitap. Özellkile 30 yaş üstü insanların yaşamında denk geldiği, gördüğü, hisssettiği, üstünde çok düşünmediğimiz olayların çok güzel bir şekilde ifade edilmiş. Her bir öyküde kişinin iç sesini o kadar kendime yakın buldum ki. Bu kişi ben miyim demedim değil. Yazarın özelllikle bir kadının, bir annenin duygularını,yaşadıklarını anlatırken (yazarın erkek olmadığını bilsem) bunu kendisi yaşamış derdim. Kitabın, geçmişinize ve duygu dünyanıza ufak bir yolculuk yaptıracağını inanıyorum. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Su
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kırşehir/Çiçekdağ, 1952
Ortaöğrenimini Kırıkkale’de, yüksek öğrenimini Ankara’da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Memurluk, edebiyat öğretmenliği ve kütüphanecilik yaptı. Yazmaya ‘Edebiyat’ dergisinde başladı. İlim Sanat ve Mavera dergilerinde yazdı. HECE dergisinin kuruluşunda yer aldı. HECE, HECEÖYKÜ dergilerinin ve HECE Yayınları’nın yayın yönetmenliğini sürdürmekte. Öykülerinden ‘Ateş’, Boşnakçaya; ‘Ana Üşümesi’, ‘Gülşefdeli Yemeni’ ve ‘Giden Gün Ömürdendir’ Arnavutçaya çevrildi. Kitapları: Tüneller (öykü, Edebiyat Dergisi Yayınları 1983), Ana Üşümesi (öykü, Hece Yayınları 1999; Tüneller’in yeniden düzenlenmiş hâliyle birlikte); Gülşefdeli Yemeni (öykü, Hece Yayınları 1998; Türkiye Yazarlar Birliği 1998 Yılı Öykü Ödülü); Aşkın Hâlleri (öykü, Hece Yayınları 1999); Bir Yağmur Türküsü (deneme, Hece Yayınları 1999); Öykümüzün Hikâyesi (inceleme, Hece Yayınları 2000). Yayına hazırladıkları: Asaf Halet Çelebi Kitabı (inceleme, Hece Yayınları 2003; İlyas Dirin ve Şaban Özdemir’le birlikte); Teori ve Eleştiri (eleştiri, Hece Yayınları 2004); Düşünce ve Dil (deneme, Hece Yayınları 2004).

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 144 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 71 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.