Robert A. Heinlein

Robert A. Heinlein

Yazar
8.1/10
128 Kişi
·
217
Okunma
·
26
Beğeni
·
2.352
Gösterim
Adı:
Robert A. Heinlein
Tam adı:
Robert Anson Heinlein
Unvan:
Roman ve bilimkurgu yazarı
Doğum:
7 Temmuz 1907
Ölüm:
8 Mayıs 1988
Robert Anson Heinlein ABd!li roman ve bilimkurgu yazarıydı. Sıklıkla "bilim kurgu yazarlarının duayeni" olarak tanımlanan Heinlein, sert bilim kurgu türünün en popüler, etkili ve tartışılan yazarlarındandı. Bilim kurgu eserlerinde bilim ve mühendislik bakımından akla yatkınlık ölçütlerinin yükselmesini ve türün edebi kalitesinin artmasını sağladı. 1940'larda, The Saturday Evening Post gibi genelde ana akım eserler yayımlayan dergilere yalın bilim kurgu eserleriyle sızmayı başaran ilk yazar oldu. Çağdaş kitle pazarlama döneminde, roman boyutunda çoksatar bilim kurgu eserleri veren ilk yazarlardan biriydi. Heinlein, Isaac Asimov ve Arthur C.Clarke uzun yıllar boyunca "bilim kurgunun büyük üçlüsü" olarak anıldı.

Heinlein'ın ürettiği bilim kurgu eserlerinde sıklıkla kullanılan bazı sosyal temalar mevcuttu: bireysel özgürlüğün ve özgüvenin önemi, bireylerin topluma karşı görevleri, örgütlenmiş dinin kültür ve hükümet üzerindeki etkisi, toplumun genel görüşlerine uymayan düşüncelerin toplum tarafından bastırılması vb. Ayrıca fiziksel ve duygusal aşk arasındaki ilişki, sıradışı ailevi ilişkiler ve uzay yolculuğunun kültürel uygulamalar üzerindeki etkisi gibi konuları ele aldı. Bu konuları yerleşmiş fikirlere aykırı biçimde ele alması, eserlerinin çok farklı şekillerde algılanmasına ve hatta kimi zaman birbiriyle çelişkili olduklarının öne sürülmesine sebep oldu. Örneğin 1959 tarihli Yıldız Gemisi Askerleri romanı militarizmin, hatta bir yere kadar faşizmin savunusu olarak değerlendirildi. Oysa romanda safi militarist düşüncenin değişmezliği ve aptallığına ilişkin pek çok bölüm vardı. Öte yandan 1961 tarihli Stranger in a Strange Land romanı Heinlein'ın beklenmedik şekilde cinsel devrimin ve karşı-kültür hareketinin öncüsü olarak değerlendirilmesine, poliamori ya da sorumlu poligami kavramlarını popülerleştiren kişi sayılmasına yol açtı.

Heinlein romanlarıyla dört defa Hugo ödülü kazandı. Yayınlanmalarından elli yıl sonra üç romanı daha, geçmişte ödül verilmemiş yıllar için geriye dönük verilen "Retto Hugo" ödülüne değer görüldü. Ayrıca Heinlein, Science Fiction Writers of America'nın hayat boyu başarı alanında verdiği Büyük Usta Ödülü'nün de ilk sahibi oldu.

Ölümünden sonra eşi Virginia Heinlein yazarın mektuplarını ve notlarını bir araya getirerek bir tür otobiyografik kariyer değerlendirmesi hazırladı. Bu çalışma 1989'da Grumbles from the Grave adıyla yayınlandı.

Heinlein'ın eserlerinde kullandığı "grok", "TANSTAAFL" ve "waldo" gibi bazı terim ve kelimeler daha sonra İngilizce dilinin birer parçası haline geldi.

İlk hikâyesi "Hayat-Çizgisi" 1939 yılında yayınlanmıştır.
Bir adam öldüğünde beni çok sarsmaz; doğduğumuz dakika ölüm cezasına çarptırılmışızdır zaten.
Robert A. Heinlein
Sayfa 66 - İthaki Yayınları
“... fayda getirecek bir işi hemen gerçekleştirmek, saatler sonra yapabileceğiniz en iyi şeyi hesaplamaktan çok daha iyidir.”
Robert A. Heinlein
Sayfa 30 - İthaki Yayınları
“...çünkü insanlar çaba sarf etmeden, ter ve gözyaşı dökmeden istedikleri şeye oy verip elde edebileceklerine inandırıldılar.”
Robert A. Heinlein
Sayfa 115 - İthali Yayınları
Devrim, çok az kişinin uygulayabilecek kadar yetkin olduğu bir bilimdir. Doğru örgütlenmeye ve hepsinden önce iletişime bağlıdır. Sonra, tarihteki uygun bir anda saldırırlar. Doğru bir şekilde örgütlenilmiş ve zamanlaması iyi ayarlanmışsa, kansız bir darbe olur. Dikkatsizce ve zamanından önce yapılırsa sonucu iç savaş, çete şiddeti, katliamlar ve terör olur.
Robert A. Heinlein
Sayfa 88 - İthaki Yayınları
Haber özgürlüğünü ‘birazcık’ kısıtlamak klasik ‘birazcık hamile’ örneğiyle aynı kategoride.
Robert A. Heinlein
Sayfa 310 - İthaki Yayınları
Otorite’nin gitmesi gerektiği konusunda haklısınız. Temel ekonomimizin sorumsuz bir diktatör tarafından yönetilmesi aptalca - öldürücü hatta!
Robert A. Heinlein
Sayfa 36 - İthaki Yayınları
İnsanın hiçbir ahlaki içgüdüsü yoktur. İnsan ahlaki duygusuyla doğmaz. Sen de ahlak duygusuyla doğmadın, ben de, yavru köpek de. Ahlak duygusunu eğitimle, deneyimle veya alın teriyle -belki- sonradan ediniriz.
Robert A. Heinlein
Sayfa 142 - İthaki Yayınları
Devrim, ulaşmayı hedeflediğim bir amaçtan çok, peşinde koştuğum bir sanat. Bir kader kaynağı da değil; kaybedilmiş bir dava, ruhen en az bir zafer kadar tatmin edici olabilir.
Robert A. Heinlein
Sayfa 99 - İthaki Yayınları
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 13. kitap oldu. Yazarı olan Robert A. Heinlein ile de ilk tanışmamdı. Heinlein ile ilgili birkaç küçük araştırma yaptığımda kendisinin "bilimkurgunun dekanı" olarak da tanındığını öğrendim ve 1975 yılında verilmeye başlayan Bilimkurgunun Büyük Üstatları ödülünün de ilk kazananıymış.

Kitap, insanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan diğer rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman diliminde orduya yazılan on sekiz yaşındaki Juan Rico'nun başından geçenleri konu almaktadır. On sekiz yaşındaki bir gencin, orduya yazılış hikayesi ve ordunun içerisinde başından geçenleri Juan Rico'nun anıları şeklinde okuyucuya aktarmayı seçmiş yazar. Bence çok da doğru bir karar vermiş. Böylece kitap daha gerçekçi bir hal almış.

Bu kitabı okumak için azami ölçüde bir askeri bilgiye sahip olmak gerekiyor. Sıfır askeri bilgiyle kitabı okumak bir hayli zor, anlamak ise neredeyse imkansız... Mesela, bir kadın okuyucu olsaydım kitabı muhtemelen yarım bırakırdım. Çünkü uzun askeri tabirler ve bir kadın için sıkıcı askeri konuşmalar yer alıyor kitabın içerisinde.

Ben askerliği bir terör bölgesinde yapmıştım. 6 aylık kısa dönem askerdim. Ve bu 6 aylık süre içerisinde çarşı iznine hiç çıkamadım. Çarşıya çıkmak bizim orada yasaktı. Dedim ya, terör bölgesiydi ve başımıza bir iş gelse kimse bunun hesabını ailemize veremezdi. Neden bunu anlattım? Çünkü Juan Rico'nun uzun bir acemi birliği döneminden sonra askeriye dışarısına çıktığı bir sahneyi sizinle paylaşmak istiyorum. Çok ilgimi çekmişti:

"Kızlar tek kelimeyle mükemmeldir. Sadece köşe başında durup geçişlerini izlemek bile harikadır. Onlar yürümezler. En azından yürürken bizim yaptığımız şeyleri yapmazlar. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum, bu çok karmaşık ve kesinlikle enfes bir şey. Kızlar yalnız ayaklarıyla hareket etmezler; her şey farklı yönlere devinim halindedir ve tüm hareketleri zarafet örneğidir."

Gerçekten de bir asker için bu şekilde düşünmek mümkün. Bunu ancak askerlik yapanlar çok iyi anlar diye düşünüyorum. Çok daha değişik örneklerle de karşılaştım; fakat hepsini size anlatmam mümkün değil. Psikolojiyi alt üst eden ve bambaşka bir bilince sahip olduğunuz bir dönem...

Yıldız Gemisi Askerleri'nde, her ne kadar bilimkurgu ile askeri bir hikayenin birleşmesi konu alınmışsa da yazar gayet güncel konuları da gündemine almış. Birçok açıdan güncel eleştirilerde de bulunmuş, bilimsel askeri düşüncelerine de yer vermiş. Konusu son derece özgün. Kimin aklına gelir ki askeri bir bilimkurgu kitabı yazmak?

İlgimi çeken bir başka konu ise, bilimsel olarak gelişmiş bir gelecek zaman toplumunda bile savaşların gerçekleşmesi ve savaşın bir insanlık gerçeği olduğunu yazarın bizlere göstermesiydi. Umarım bir gün tüm savaşlar biter...

Ağır, doyurucu ve düşündürücü bir eser. Ben çok beğendim; ama herkesin beğeneceğini de sanmıyorum açıkçası. Yine de askeriyeye ilgi duyan veya askerlik anılarını hatırlamak isteyenlere özellikle tavsiye ettiğim bir kitaptır.
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 21. kitap oldu. Yazarı olan Robert A. Heinlein ile ilk tanışmam Yıldız Gemisi Askerleri isimli kitabı ile olmuştu. Bu kitabı da Yıldız Gemisi Askeri gibi beğendim.

Heinlein, gençliğinde ABD donanmasında görev aldığı için kitaplarında askeri unsurlara fazlasıyla yer veriyor. Bilimkurgu romanlarıyla 4 defa Hugo Ödülü kazanmayı başaran Heinlein‘ın bu kitabı da 1967 yılında Hugo Ödülü‘nün yanı sıra Prometheus gibi önemli bir ödüle daha layık görülmüş. Yani hem Heinlein hem de Ay Zalim Bir Sevgilidir isimli bu kitap bilimkurgu kitaplarının arasında değerli bir yere sahip.

Kitabın konusu ise son derece güzel. Konunun içerisinde siyaset, bilim, devrim, yapay zeka ve mizah gibi konulara yer verilmiş. Roman, Dünya yılı ile 2075 yılında başlıyor. Kitabın geçtiği ana mekan ise, uydumuz olan, Ay. Dünya’da gözden düşmüş, artık tahammül edilemeyen ve insanlar tarafından “suçlu” olarak kabul edilen kişilerin sürgüne gönderildiği bir yer olarak kullanılıyor Ay. Zamanla örgütlenen Ay'da yaşayan bu insanlar, içinde bulundukları durumu sorgulamaya başlıyorlar ve Dünya'ya, yani ait oldukları yere, geri dönmeyi amaçlıyorlar. Böylece devrim fikri kulaktan kulağa, yavaş yavaş yayılmaya başlıyor.

Kendilerine “Ayrılıkçılar” diyen devrimciler, Ay’ı despot bir yönetim anlayışına sahip olan Dünya’nın boyunduruğundan kurtarmayı hedefliyor. Dünya'yı yöneten “Otorite”ye karşı bir araya gelen ve başkaldıran devrimcilerin arasında zamanla bilinç kazanan bir bilgisayar var. Oldukça gelişmiş bir yapay zeka olan bu bilgisayarın adı “Mike.” Ana kahramanlarımız ise, bir bilgisayar teknisyeni olan Manuel O’Garcia Kelly, Profesör Bernardo de la Paz ile Wyoming Knott isimli bir kadın. Kahramanlarımızın devrimle ilgili fikirleri ve aralarında geçen konuşmalar son derece güzel ve okunmaya değer.

Ötekileştirilen ve toplumdan soyutlanan insanların bir süre sonra başkaldırması kaçınılmaz bir hale gelir. Kitapta da dışlanan ve ötekileştirilen bir kısım insanların mücadelesi, daha doğrusu devrim anlatılıyor. Hiçbir otorite veya hiçbir iktidar tebasındaki kişileri görmezden gelmemeli, dışlamamalı ve ötekileştirmemeli. Otoritelerin, iktidarların veya güç sahiplerinin yapması gereken, kucaklayıcı ve sahiplenici olmaktır. Aksi halde devrim fikri, ötekileştirilen ve toplumdan soyutlanan kişilerin beyninde filizlenmeye başlar.

Kitabın bu kadar kalın olmasına ve devrimciler ile Otorite arasındaki kanlı savaşın bu kadar derinlemesine incelemesine ihtiyaç yoktu diye düşünsem de siyasi bilimkurgu seven benim gibi okurları fazlasıyla tatmin edecek türden bir kitap. Heinlein gerçekten de çok usta bir bilimkurgu yazarı. Kitaptaki en beğendiğim iki alıntıyla yazımı sonlandırıyorum.

"Devrim, ulaşmayı hedeflediğim bir amaçtan çok, peşinde koştuğum bir sanat. Bir kader kaynağı da değil; kaybedilmiş bir dava, ruhen en az bir zafer kadar tatmin edici olabilir."

"Devrim, çok az kişinin uygulayabilecek kadar yetkin olduğu bir bilimdir. Doğru örgütlenmeye ve hepsinden önce iletişime bağlıdır. Sonra, tarihteki uygun bir anda saldırırlar. Doğru bir şekilde örgütlenilmiş ve zamanlaması iyi ayarlanmışsa, kansız bir darbe olur. Dikkatsizce ve zamanından önce yapılırsa sonucu iç savaş, çete şiddeti, katliamlar ve terör olur."
Adına bakınca derin acılı bir aşk romanı sanabilirsiniz ancak ay zalim bir sevgilidir kitabı, isaac Asimov önerili bir bilim kurgu romanı. Bakış açısıyla farklı, kurgusuyla enteresan sayılabilir, hafif aksiyonuyla, okunsa iyi olur denebilecek bir roman.

Kitaptaki kurgunun genel iskelet yapısı enteresan.Arka kapağında, birazdan yazacaklarım bahsedildiği için spoiler olduğunu düşünmüyorum. İncelemeyi gönül rahatlığıyla, okumaya devam edin.

Ay'da, Dünya otoritesine bağlı insanların yaşaması ve bu insanların dünya otoritesi için üretim yapması.. ancak bu insanların aya sürgün edilen suçlular olması kısmı çokta orijinal fikir değil bir çok emsal kitapta bu durum zaten işleniyor. Ancak ay topluluğunun, özgürlüklerini kazanmak adına uyguladıkları strateji, ve bu süreçte yapay zeka bir bilgisayardan danışmanlık almaları kitaba heyecan katmış fakat bu heyecan soluksuz bir kitap esintisi oluşturmadı en azından bende.

Bunun haricinde, kitabı okurken biraz zorlanabilirsiniz çünkü ara ara Rusça kelimeler kullanılmış, sayfanın altında, çevirisi yapılmış olsa dahi okumanızı maalesef bölüyor. Bunu da hiç anlamam, kitap zaten çeviri kitabiysa neden İngilizce kısmını çevirirken Rusça kısmını bırakırsın ? Bilen biri varsa lütfen yorum atsın.

Erkeklerin çok eşliliği durumunun tersine, kadınların çok eşli olması durumu kitaba biraz farklılık katmış. Ve gerçekte, kadın sayısı az olsaydı yaşam nasıl olurdu sorusunun cevabını yazar kısmen de olsa açıklamaya çalışmış. Bu cevapta ise şu cümle kesinlikle net şekilde var:Kadınlara daha çok değer verilirdi.. Ne kadar az o kadar değerli bakış açısı ne derece doğru bilemem ama, aydaki yaşamda kadınların azlığı, erkeklerin onlara daha muhtaç durumda kalmaları sonucuyla lanse edilmiş.Bu sebeple de üstünlük kadınlarda. Erkekler çoğunlukta olduğu için kadınlar, kolay ucuz hor görülesi ezilesi şekilde de lanse edilebilirdi.Bu yönden yazarı kutluyorum.

Mutlaka okunmalı mı hayır ama isaac Asimov gibi bir Usta'dan da onay almis mutlaka olmasa da bir okunsa iyi olur denecek kitaplardan diye düşünüyorum.
Oldukça güzel bir bilim kurgu romanı. Vanguard adlı uzay gemisi çok uzun süredir seyahat etmektedir. Öyle ki iki üç nesil yaşamaktadır. Ancak isyanlar çıkmış ve gemi yönetimi kalmamıştır. Jordan Vakfı'nın finanse ettiği bu yolculuğu insanlar anlamaz hale gelmiştir. Onlara göre evren gemidir ve gemi sabittir. Ancak bunlardan Hugh bir gün asilerle karşılaşır ve gerçeği anlar. Arkadaşlarını ikna etmesi gerekmektedir. Alan ve Bill'i bir şekilde ikna eder. Asilerin reisi mutant olan iki başlı Joe-Jim de onlara yardım eder. Bir şekilde yönetimi devirir ve Narby adlı subayı kaptan yaparlar ama her şey mutlu son ile sona erecek midir? Hugh gemiyi yönetip nihai durağına götürebilecek midir? Soluksuz okunan bir roman.
Başlarda kitaba alışmakta biraz zorluk çektim.
Çünkü, yazar "günlük" yazmış gibi bir anlatıma sahip.
Diyolog azlığı okumak için dinamikliği biraz azaltmış.Bazı yerlerde rusça kelimeler de işi zorlaştırıyor.İlk söylendiğinde açıklaması yapılmış fakat aklınızda tutamadığınız zaman sonraki söylemlerde biraz sıkıntı olabiliyor.
Ama kitap ortalara doğru biraz daha hareketleniyor.
Anlatıma da alışıyorsunuz.
Bir bakıma distopya.
Zaman zaman insanevladının ahlak anlayışına iğnelemeler mevcut.
Genel itibariyle okunmaktan gayet mutlu oldum.Konusunun bir hayli özgün olması bunda çok etkili.
Ûstad Isaac ASIMOV önermiş,okumamak olmaz.
Tek kelime ile mükemmel bir roman. Lorenzo Smythe adında bir aktör bir barda Dak adında bir adam ile tanışır. Adam ona para karşılığı birinin dublörünü olmasını ister ve kabul eder. Ancak dublörü olacağı kişi uzay imparatorluğunun muhalefet parti lideri Bonforte'dir. Bonforte kaçırılmıştır ve onu Marslı yapacak bir törene katılması gerekecektir. Kısa sürecek bir oyun olduğunu zanneder ve işin altından kalkar. Ancak bu arada başbakan istifa eder ve hükümeti kurma görevi bizim aktöre kalmıştır. Gerçek Bonforte bulunur ama psikolojik işkence edilmiştir. Bu yüzden Smythe oyuna devam eder. Seçimi kazanırlar ancak trajik bir olay yaşanır. Smythe'den Dak ve Bonforte'nin sekreteri Penny büyük bir iyilik ister. Acaba bu çok iyi aktör talep edilen şeyi yerine getirecek midir? Son zamanlarda okuduğum en güzel roman.
Meşhur bilim kurgu yazarından son derece güzel bir roman. Phil Huxley başarılı bir psikolog ve Ben Coburn da yetenekli bir cerrahtır ve bu ikisi yakın arkadaştır. Valdez adında telepatik yeteneği olan bir öğrenci kaza geçirir ve ameliyatını Coburn yapar. Beyinden bir parça alınır ve çocuğun yeteneği kaybolur. Huxley, bu yeteneklerin insanın doğasında var olduğunu ve öğrenilebileceğini düşünür. Ve Joan Freeman ile beraber pek çok yetenek sahibi olurlar. Bir dağ gezisinde Coburn ayağını kırar ve Ambrose Bierce adında biri onu bularak iyileştirir. Huxley ve arkadaşları aslında ne kadar az yeteneğe sahip olduklarını o dağdakilerle tanıştıklarında anlarlar. Ve yeteneklerini iyice geliştirirler. Ancak dünya buna henüz hazır değildir ve bu bilgiyi bildiği halde paylaşmak istemeyen kötüler de iş başındadır. Zorlu bir savaş olacaktır ama acaba hangi taraf başarılı olacaktır. Soluksuz okunan bir roman.
Okat uzay serisinin beşinci romanı ve oldukça güzel bir roman. Başçavuş Gary, otuzuncu yaş gününü kutlamak için bir kadınla otele gider. Ertesi gün uyandığında şehir bomboştur. Her tarafta cesetler vardır. Amerika'nın doğusuna bir saldırı yapılmıştır ancak nükleer olmamasına rağmen pek çok ölü vardır. Bu arada Irma adında bir kızı bulur. Doğu tarafında bir mikrop vardır ve askerler batıya giden yolları kapatmıştır. Sürekli batıya gitmeye çalışan Gary bazen kendine arkadaşlar da bulur ama sonunda yine yalnız kalır. Bir hile ile batıya geçer ancak kendisi mikropludur ve hastalığı yaymaktadır. Polis ve asker peşine düşünce tekrar doğuya geçer. Artık iyice insanlıktan çıkan Gary burada eski bir tanıdıkla karşılaşacaktır. Son derece güzel bir roman.
Kitaptaki ütopyaya bayıldım ve yazarı bir çok konuda haklı buldum. Bir yerde yazar özetle seçme ve seçilme hakkının, topluma karşı faydalı olduğunu kanıtlayan bilinçli yurttaşlara verilmesi gerektiğinden bahsediyor. Şuanki yönetim biçimimiz ne kadar modern ne kadar demokratik insana bunları sorgulatıyor. En modern demokratik yapılarda bile Donald Trump gibi liderler başa gelebiliyor. Demokrasi yoksa bir yanılsama mı? Okuyun bakış açınızı genişletecek bir eser...
Kitabın filmle hiçbir alâkası yok, baştan söyleyeyim. Ama böyle bir kitap da ancak bu şekilde filme aktarılabilirdi, herhalde. Yani ben filmi beğenmiştim. Kitap bana Ay Zalim Bir Sevgildir'in ordu, askerlik ve savaş üzerine yazılmış olanı gibi geldi. Burada Heinlein pek çok ayrıntıyı tartışmaya açıyor. Bence üzerinde en çok düşünülmesi gereken vatandaşlık ve seçme hakkı üzerine. Askerlik yapmayan ve zaten sürekli savaş olduğundan vatan için canını ortaya koymayan seçmen olamıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert A. Heinlein
Tam adı:
Robert Anson Heinlein
Unvan:
Roman ve bilimkurgu yazarı
Doğum:
7 Temmuz 1907
Ölüm:
8 Mayıs 1988
Robert Anson Heinlein ABd!li roman ve bilimkurgu yazarıydı. Sıklıkla "bilim kurgu yazarlarının duayeni" olarak tanımlanan Heinlein, sert bilim kurgu türünün en popüler, etkili ve tartışılan yazarlarındandı. Bilim kurgu eserlerinde bilim ve mühendislik bakımından akla yatkınlık ölçütlerinin yükselmesini ve türün edebi kalitesinin artmasını sağladı. 1940'larda, The Saturday Evening Post gibi genelde ana akım eserler yayımlayan dergilere yalın bilim kurgu eserleriyle sızmayı başaran ilk yazar oldu. Çağdaş kitle pazarlama döneminde, roman boyutunda çoksatar bilim kurgu eserleri veren ilk yazarlardan biriydi. Heinlein, Isaac Asimov ve Arthur C.Clarke uzun yıllar boyunca "bilim kurgunun büyük üçlüsü" olarak anıldı.

Heinlein'ın ürettiği bilim kurgu eserlerinde sıklıkla kullanılan bazı sosyal temalar mevcuttu: bireysel özgürlüğün ve özgüvenin önemi, bireylerin topluma karşı görevleri, örgütlenmiş dinin kültür ve hükümet üzerindeki etkisi, toplumun genel görüşlerine uymayan düşüncelerin toplum tarafından bastırılması vb. Ayrıca fiziksel ve duygusal aşk arasındaki ilişki, sıradışı ailevi ilişkiler ve uzay yolculuğunun kültürel uygulamalar üzerindeki etkisi gibi konuları ele aldı. Bu konuları yerleşmiş fikirlere aykırı biçimde ele alması, eserlerinin çok farklı şekillerde algılanmasına ve hatta kimi zaman birbiriyle çelişkili olduklarının öne sürülmesine sebep oldu. Örneğin 1959 tarihli Yıldız Gemisi Askerleri romanı militarizmin, hatta bir yere kadar faşizmin savunusu olarak değerlendirildi. Oysa romanda safi militarist düşüncenin değişmezliği ve aptallığına ilişkin pek çok bölüm vardı. Öte yandan 1961 tarihli Stranger in a Strange Land romanı Heinlein'ın beklenmedik şekilde cinsel devrimin ve karşı-kültür hareketinin öncüsü olarak değerlendirilmesine, poliamori ya da sorumlu poligami kavramlarını popülerleştiren kişi sayılmasına yol açtı.

Heinlein romanlarıyla dört defa Hugo ödülü kazandı. Yayınlanmalarından elli yıl sonra üç romanı daha, geçmişte ödül verilmemiş yıllar için geriye dönük verilen "Retto Hugo" ödülüne değer görüldü. Ayrıca Heinlein, Science Fiction Writers of America'nın hayat boyu başarı alanında verdiği Büyük Usta Ödülü'nün de ilk sahibi oldu.

Ölümünden sonra eşi Virginia Heinlein yazarın mektuplarını ve notlarını bir araya getirerek bir tür otobiyografik kariyer değerlendirmesi hazırladı. Bu çalışma 1989'da Grumbles from the Grave adıyla yayınlandı.

Heinlein'ın eserlerinde kullandığı "grok", "TANSTAAFL" ve "waldo" gibi bazı terim ve kelimeler daha sonra İngilizce dilinin birer parçası haline geldi.

İlk hikâyesi "Hayat-Çizgisi" 1939 yılında yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 26 okur beğendi.
  • 217 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 458 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.