Sabiha Ateş Alpat

Sabiha Ateş Alpat

Yazar
7.6/10
152 Kişi
·
683
Okunma
·
73
Beğeni
·
2603
Gösterim
Adı:
Sabiha Ateş Alpat
Unvan:
Türk İlahiyat Yazarı
Doğum:
1964
İbrahim Sadiyaninin Dilinden Sabiha Ateş AlpatrnrnMasa-yı Esma (İsimler Masası) ’da konuk ettiğimiz ilk isim, “Zamanın Zeynebi” sıfatını ülkemizde kurumsallaştıran, fakat samimî söylemek gerekirse, bu sıfatı da en çok kendisi hakkeden bir isim: Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği (ZEYNEP – DER) Genel Başkanı Sabiha Ateş Alpat.rnrn1964 yılında Doğu’nun ücrâ ve soğuk bir köşesinde dünyaya “merhaba” diyor, Sabiha Ateş Alpat...rnrnKars diyorlar adına... Soğukmuş; içleri sıcacık olan insanları üşüyormuş... Bu yüzden böyle garip bir ismi varmış şehrin. “Qerıs” imiş aslı ismin. Kürtçe; “üşümek” demek...rnrnO’nun ilk çığlıkları sıcaklık getirmiş, ısıtmış geldiği evin içini, ısıtmış yeni ferdi olduğu aileyi...rnrnQerıs... Otuz yılı aşkındır hâlâ çehresi değişmemiş, Doğu’nun yetim şehirlerinden biri... Kafkasya’nın en güney eteklerinde, Kürdistan’ın en kuzey eteklerinde, “üşüyen şehir” Qerıs... Sırtına dağlar yüklemiş erkeklerin dağlardan da büyük dertleriyle, şiir kokulu kadınların mısrâ mısrâ bakan gözleriyle, “güneş görmeyen sularda” yıkanan çocukların cennet kokulu nefesiyle ısınan şehir, Qerıs... Şâirin mısrâlarına işlediği gibi tıpkı:rnrn“Selam olsun bahararnçiçekler açmış memleketimdernkuşlar cıvıl cıvıl ötmekternözlemin sarısıyla vuslatın mavisi kucaklaşmışlarrnekinler yemyeşil bu yüzdenrndört yön beş vakit çıkmıyor aklımdan söylediklerinrn‘benim yazarım’rnhaykırdım eteklerinde yankılansın diyernyüklenmiyor dağlar sevginin emanetini dernşimdi çırılçıplak ortasındayım kavganınrnçırılçıplak, yani suskun ve kalemsizrnben Kafkasya eteklerinde geçireceğim bu kışırnsırtımı Allahuekber dağlarına yaslayacağım bu mevsimrnsevdiceğim kapama gözlerinirnüşürüm sonra.”rnrnÇocukluğu zor şartlarda geçiyor, Kars’ın Digor ilçesinde hayata adım atan küçük Sabiha’nın. Annesiz büyüyor...rnrnİlkokula adım atana kadar annesizliğin anlamını pek bilmiyor ama. Tâ ki, okulda “Anneler Günü” kutlaması yapılana kadar. Anlamını bile bilmediği bir şeyin kutlamasını, boynu bükük bir şekilde yaşıyor, öksüz kız.rnrn“Anneler Günü” kutlaması, okulu sevmemesi için yeterli sebep oluyor küçük kızın. Bir de, “maymundan gelindiğini anlatan” dersi unutmuyor. İçinden yükselen itiraz, sessiz bir çığlıkla kulaklarını çınlatıyor. O dersten sonra, “Biz kimiz? ”, “Nereden geldik? ” sorularıyla ablasını, ailede nazı geçen büyüklerini adetâ bıktırıyor. Anne nedir bilmeyen küçük kıza okulda “Anneler Günü” kutlaması yaptırılınca, o bunun şokuyla annesini zihninde canlandırmaya ve anlamlandırmaya çalışırken bir de derste öğretmenleri “bizler maymundan gelmişiz” deyince, daha ilkokuldayken nefret ediyor okuldan.rnrnOkumayı seviyor, ama okulu sevmiyor. Ders çalışmaktan hoşlanıyor. Başarılı bir öğrenciliği oluyor. Herşeye rağmen, okulda oldukça başarılı bir öğrenci. Öğretmenlerinin her dediğine hemen “tamam” diyen bir yapısı yok ama itirazları hep sessiz. Yüreğinin kabulsüzlüğüyle yetiniyor.rnrnOrtaokula başladığı zamanlarda sağcılık ve solculuğun dehşet verici savaşının ortasında buluyor kendisini. Okul adetâ savaş alanı; okuldan başka herşeye benziyor. Ülkücülüğün hâkim olduğu bir aile ortamında büyümüş ama hiç ülkücü biri olmamış, buna rağmen ülkücü aileye sahip olmanın sıkıntısını çekerek sürdürüyor ortaokulu. Ağabeyi ülkücü ve böyle olduğu için dayak yiyor solculardan. Okul küçük Sabiha için bu terör yüzünden çekilmez hale geliyor. Sınıfta öğretmenlerin notları tamamen ideolojik. Can güvenliği yok. Her geçen gün, bir talebeyi vuruyorlar. Cidden çok sıkıntılı günler, ortaokul günleri...rnrnLiseye kendi isteğiyle gitmiyor, haliyle. Sebep, okulların durumu. Ciddî anlamda saldırılar artıyor; marketleri, oturdukları ev, karşıt görüşlüler tarafından bombalanıyor. Sonra küçük kardeşi kaçırılıp öldürme tehdidi alıyor babası; derhal ne var ne yok, yok pahasına satıp çıkıyorlar memleketten... 1978; Elvedâ Qerıs... Ayrılıyorlar “üşüyen şehir”den; küçük kız henüz 14 yaşındayken; annesiz... Kocaeli’ye yerleşiyorlar, merkez ilçe İzmit’e. Bir müddet sonra şehrin, bir Karslı için oldukça “kapitalist” olan havasının sürüklemesiyle halı firmasında çalışmaya başlıyor Sabiha Hanım. Uzun bir müddet çalışıyor burada.rnrnKitaplarla arası, tâ çocukluğundan beri hep iyi: “Cin Ali” ile başlayan kitap okuma sevgisi, okul sıralarında “Red Kid”ler, “Teksas”lar ve eline geçen her tür kitapla devam ediyor. İlk okuduğu ideolojik kitabın adı, “Gittim ve Gördüm” diye bir kitap. Yazarının, komünist bir rejimle yönetilen Sovyetler Birliği’ne gidip Sibirya’da çektiklerini dile getirdiği bir kitap... Bir gün, İstanbul’da misafir olduğu bir yakınımın evinde, gözü yine kitaplara takılıyor Sabiha Hanım’ın. Kitaplıkta “İman Esasları” diye bir kitap dikkatini çekiyor. Elindeki “pembe dizi” kitabını bırakıp, onu okumaya başlıyor.rnrnNe acı? ! Yığın yığın kitap okumuştu ama Allâh (cc) ’ı anlatan, Peygamber (saw) ’i anlatan kitaplardan haberi bile yoktu! ... Biri bitti öteki derken, artık okuduğu kitapların rengi değişmeye başlıyor...rnrnİslamî kitaplarla haşir neşir oldukça, hayatın sonunun “son” olmadığı yer ediyor kendisinde. Yani, âhirete inanmaya başlıyor.rnrnİşinden ayrılıyor. O günden sonra, hayatta farklı bir bakış ile yürüyüşe başlıyor. Kendini daha bilinçli bir şekilde “Müslüman” olarak tanımlıyor.rnrnİslamî hayata başladığının üzerinden 3 yıl geçmişti ki, bütün hayatını altüst eden, hayata bakışını tamamen değiştiren, kalbinde ve beyninde “devrimlerin en büyüğünü” gerçekleştiren asıl kitapla tanışıyor: Üstâd Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı kitabı...rnrnSabiha Ateş Alpat, büyük üstâd Mewdudî’nin “dört terimini” okuyana kadar, İslam’ın bir hayat tarzı olduğunu, kurulu beşerî sistemlerin “L” ile red edildiklerini kavrayamamıştı. Demek ki okuduğu kitaplar, genelde âmel ve ahlak içerikliydi; İslam’ın ferdî ve ahlakî boyutuyla sınırlı anlatıldığı kitaplardı. Mewdudî’nin kitaplarıyla tanıştıktan sonra Sabiha Ateş Alpat, İslam’ın sadece bireysel ibadetlerden veya ahlakî – içsel bir takım düzenlemelerden, toplumda anlamları sembolik düzeye indirgenmiş kimi ritüellerden ibaret bir dîn olmadığını, tüm zamanları ve mekânları kuşatan cihanşümûl bir dîn olan âzîz İslam dîninin belli bir dönemle ve belli bir coğrafyayla sınırlı olmayan, hayatın tüm alanlarını kuşatan, bireysel, sosyal, iktisadî ve siyasî tüm alanları düzenlemek için âlemlerin Râbbi Allâh tarafından gönderilmiş, ahlakî davranışlardan cemiyet hayatına, toplumsal ve ekonomik hayattan siyasal erke kadar tüm alanlarda düzenlemeler içeren, “ritüeller dîni” değil gerçek anlamda bir “hayat tarzı, yaşam modeli” olan bir dîn olduğunu öğreniyor.rnrnHindistanlı büyük İslam âlimi Mewlânâ Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin sadece Hind Yarımadası’nda değil, tüm İslam dünyasında büyük bir düşünsel devrim gerçekleştiren “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı ölümsüz eseri, aynı devrim ateşini, “üşüyen şehrin kızı” Sabiha Ateş Alpat’ın kalbinde de yakıyor.rnrnBütün hayatı altüst olan ve dünyaya bakışı tamamen değişen Sahiba Hanım, Tewhîdî düşünce ile, İslam’ın hakikatleriyle yeni tanışan herkesin yaşadığı sarhoşluğu ve “sersem olma” durumunu yaşıyor. Roman yazıp Tewhîdî hakikatleri düşündürtmek istiyor ilk başlarda. “Kitap yazmak” fikri böyle doğuyor ve bu şekilde de başlıyor.rnrnElhamdulillâh; iyi ki de doğuyor böyle bir fikir: Büyük iddiâlardan uzak, felsefik değil, fakat gerçeğin ta kendisi olan hayatları dile getirmiş, hissetmediği şeyleri yazmaktan daimâ kaçınmış bir kalemle, hepsi de biribirinden kıymetli 12 esere imza atıyor. Kendi ifadesiyle, “yüksek edebiyat derdinde olmayan, mütevazi, 12 göz nûru”:rnrn1. “Ana Yüreği” (Beka Yayınları)rn2. “Ölüm Çiçekleri” (Beka Yayınları)rn3. “Zamanın Zeynebi” (Beka Yayınları)rn4. “Sarsılmadan Uyanmak” (Beka Yayınları)rn5. “Kardeş Kurşunu” (Beka Yayınları)rn6. “Yozlaşmış Duygular” (Beka Yayınları)rn7. “Güneş Doğudan Doğar” (Beka Yayınları)rn8. “Evladımı Geri Verin” (Beka Yayınları)rn9. “Modernizmin Kurbanları” (Beka Yayınları)rn10. “Sılâya Hasret” (Beka Yayınları)rn11. “Kûr’ân’ın Gölgesinde” (Beka Yayınları)rn12. “Zûlüm Yağdı – Burası Irak” (Çıra Yayınları)rnrn“Evlendiğimde daha 3 yaşındaydım” diyor Sabiha Ateş Alpat. İslamî bir kimliğe kavuşalı daha üç sene olmuştu çünkü, evlendiğinde. Evliliği, kaçınılmaz olarak, İslamî anlayışı ile geleneksel anlayışın savaşını uzun bir müddet yaşıyor. Gelin gittiği evde, eşi hariç, herkes O’nun “yeni bir dîn icad ettiğini” söylüyor...rnrnFakat boş durmuyor; diğer hânımlarla birlikte “ev dersleri” organize ediyorlar. Bu “ev dersleri”, 2004 yılına kadar devam ediyor.rnrn2004, “hayatının en anlamlı yılı” Sabiha Ateş Alpat için. Bu tarihte, kendisi için de özelliği çok olan “Zamanın Zeynebi” adlı kitabının adıyla “Zamanın Zeynebi” derneğini kuruyor. Derneğe, kitabının ismini veriyor. Yedi yıldır güzel çalışmalarını kesintisiz sürdüren ve kısa adı ZEYNEP – DER olan “Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği”, halen ilk günkü heyecanıyla hizmet vermekte. Derneğin bir de web sitesi var; http://www.zeynepder.org...rnrnYine 2004 yılında Anadolu Radyo (http://www.anadoluradyo.com) ’da başladığı “Zamanın Zey
Vallahi Allah'ın kitabını okuyun. Kime Düşman dediyse o sizin düşmanınız kime de dost dediyse o da sizin dostunuzdur.
Hiçbir Zalim otorite Ölümden korkmayan ı korkutamaz. Çünkü Şehit olarak kanlarını toprağa akıtıp kırmızı lalelerin yeşermesine vesile olan Yiğitler ölümü korkutan vardır.
159 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Modernizm...
Hayatımıza yavaş yavaş ve sinsice girmiş olan izmler...
Bu kitap özellikle modernizm ve kapitalizm olmak üzere tüm "izm"lerin hayatımızı nasıl kötüleştirdiğinden bahsediyor. Ama bunu sadece kuru bilgiyle değil,insanların hayatları üzerinden yapıyor. Çagdaş görünmek için Müslümanlığını bir kenara iten hayatlardan veya çaga ayak uydurmak için çagdaşlaştırılmış müslümanların hayatlarından bir kesit okuyoruz kitapta. Yer yer de olayı daha iyi anlatmak için Ahmed Kallan ve Ramazan Kayan gibi hocaların modernizmle ilgili yazılarından alıntılar yapılmış. Insanların hayat hikayeleri yoluyla konuyu anlatmaya çalısmak oldukça etkileyiciydi. Kitapta verilen mesajları dönüp kendimize sormamız gerekli.
Modernizmin kurbanı mıyız? Yoksa bu izmleri redd mi ediyoruz?
Çağdaşlıgı Müslümanlığa mı uyduruyoruz?Yoksa Müslümanlığımızı Kur'an'ı Kerimde anlatıldıgı gibi mi yaşıyoruz?
Herkesin kendini iç muhasebe yapmasına davet ediyorum.
208 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Zeynep gibi yürü
Zeynep gibi yaşa
Zeynep gibi diren !
2013 yılında okuyup çok beğendiğim bir kitap tavsiye ederim. Zorluklar karşısında nasıl bir tavır sergilememiz gerektiğini öğreten bir kitap
Harika daha bitmedi ama genede güzel gidiyor hepinize tavsiye ediyorum mutlaka okuyun gencler maneviyatınızı geliştiren bir kitap benden söylemesi sizden yapması
144 syf.
·7 günde·Puan vermedi
"Bu kitabı alacağım aklıma bile gelmezdi. Simyacıyı okumayı istiyordum daha çok. Şans işte, benim şansıma da bu geldi. Kitabı elime aldığım an, "beni ağlatacak kitap" dedim. Bi heyecanla okumaya başladım. Gün geçiyor daha da üzücü oluyor. En son kendimi tutamadım... gözümden bir damla süzüldü yere. Evet ilk defa bir kitap da ağlamıştım. Annelerinden ayrı bu çocukların hasret ile annelerinin emrettiği gibi islamı öğrenmeleri çok hoştu. Babaları kumarbazlıktan çıkıp islama geçmesi ve her dini konuyu herkezden daha iyi bilmesi daha doğrusu bunca kısa zamanda o kadar çok şey öğrenmesi şaşırtıcıydı."
~~~~~~~~~*DIKKAT*~~~~~~~~~~
《Kitap çok argo kelime içeriyordu...》
387 syf.
·Puan vermedi
İnsan'nın yaratılma sebebi Allah'a ibadet etmektir. Allah'a kul olmalı insan, Allah kullarını imtihanlarla sınar. Böylece bu imtihanları kazananlar Allah'ın salih kullarıdır.
168 syf.
Töre, aşiret, terör üçgeninde boğulan bir halkın öyküsü...
Doğu'da terk edilmiş, unutulmuş, yoksul ve cahil bırakılmış mazlum halkın öyküsü...
Cahiliyenin karanlığından İslam'ın nuruna ulaşmakla huzura erecek olan insanlık ve bu insanlığın bir parçası olan mazlum Kürt halkı...
Yok edilmek, sindirilmek istenen bir halkın yeniden diriliş destanı...
116 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Zulüm sadece insanlara adaletsiz davranmak mıdır? Hayır! Asla!
Zulme sessiz kalanlar da zalimdir.
Zulmün bitmesi için dua etmeyenler de zalimdir.
Zulum olduğunu bile bile kalpleri acımayan da zalimdir.
Zulmü görmezden gelen de zalimdir.
Zulmü duymazdan gelen de zalimdir.
Hatta sadece ayıplayıveren de zalimdir.
Allah müslüman şuuru versin. Müslüman inadı versin. Okuduğum ama anlayamadigim hissedemedigim kitaplardan biri. Nasıl hissedilir ki uryan birakılanlardan tutun ailesi karşısında tecavüz edilenlere kadar her türlü işkence var. Ama mazlumların imanı herşeye yetmiş.
Hücrede kalanlardan birkaçı dünya basınına mektup göndermeyi başarıyor. Zannediyorlar ki mektupla duyurursam sesimi bu zulüm biter. Müslümanlar zulme sessiz kalmaz. Acıdım. Mektup yazana degil kendimize... Zulmü duyduk tüh vah demekle yetindik. Şimdi bu yaptığımız zulmü nasıl izale edeceğiz. Zulmedenlerin ürettiklerini satmaya ve satın almaya devam ederek mi? Onlara lanet okuyarak mi? Yoksa onların oluşturduğu sisteme destek vererek mi? Yani müslümanlığımızdan soyunarak mi zulme karşı koyacağız? Işin hep kolay yanından tutuyoruz. Yazık bize! (Kendi hislerimdir. Kimseye hakaret etme niyetinde değilim).
151 syf.
·10/10
Su an yarıya kadar gelmeme rağmen cok beğendim .Çok duygusal bir kitaptı.diğer yarısını da bitirince tekrar incekememi yazacağım .Sizlere de tavsiye ediyorum
208 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yıllardır kitaplığımın bir köşesinde durupta okumaya üşendiğim ve neden bu kadar geç kalmışım diye düşündüğüm bir kitap oldu.

Asrın Zeyneplerine nasihat ve yaşam yoluyla anlatılmış bir hikaye. Çekilen zorluklar, sıkıntılar, musibetlerden sonra bile ekilen tohumların yeşermesi. Kitapta sanırım en çok beğendiğim alıntı "Gayesiz olmayın" cümlesi oldu. Sahi bizim gayemiz ne?

Zeynep gibi olmak
Zeynep gibi yaşamak
Zeynep gibi görmek, duymak, bilmek itaat etmek kabullenmek... Ne büyük lütuf Rabbim herkese bağışlasın inşallah...

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabiha Ateş Alpat
Unvan:
Türk İlahiyat Yazarı
Doğum:
1964
İbrahim Sadiyaninin Dilinden Sabiha Ateş AlpatrnrnMasa-yı Esma (İsimler Masası) ’da konuk ettiğimiz ilk isim, “Zamanın Zeynebi” sıfatını ülkemizde kurumsallaştıran, fakat samimî söylemek gerekirse, bu sıfatı da en çok kendisi hakkeden bir isim: Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği (ZEYNEP – DER) Genel Başkanı Sabiha Ateş Alpat.rnrn1964 yılında Doğu’nun ücrâ ve soğuk bir köşesinde dünyaya “merhaba” diyor, Sabiha Ateş Alpat...rnrnKars diyorlar adına... Soğukmuş; içleri sıcacık olan insanları üşüyormuş... Bu yüzden böyle garip bir ismi varmış şehrin. “Qerıs” imiş aslı ismin. Kürtçe; “üşümek” demek...rnrnO’nun ilk çığlıkları sıcaklık getirmiş, ısıtmış geldiği evin içini, ısıtmış yeni ferdi olduğu aileyi...rnrnQerıs... Otuz yılı aşkındır hâlâ çehresi değişmemiş, Doğu’nun yetim şehirlerinden biri... Kafkasya’nın en güney eteklerinde, Kürdistan’ın en kuzey eteklerinde, “üşüyen şehir” Qerıs... Sırtına dağlar yüklemiş erkeklerin dağlardan da büyük dertleriyle, şiir kokulu kadınların mısrâ mısrâ bakan gözleriyle, “güneş görmeyen sularda” yıkanan çocukların cennet kokulu nefesiyle ısınan şehir, Qerıs... Şâirin mısrâlarına işlediği gibi tıpkı:rnrn“Selam olsun bahararnçiçekler açmış memleketimdernkuşlar cıvıl cıvıl ötmekternözlemin sarısıyla vuslatın mavisi kucaklaşmışlarrnekinler yemyeşil bu yüzdenrndört yön beş vakit çıkmıyor aklımdan söylediklerinrn‘benim yazarım’rnhaykırdım eteklerinde yankılansın diyernyüklenmiyor dağlar sevginin emanetini dernşimdi çırılçıplak ortasındayım kavganınrnçırılçıplak, yani suskun ve kalemsizrnben Kafkasya eteklerinde geçireceğim bu kışırnsırtımı Allahuekber dağlarına yaslayacağım bu mevsimrnsevdiceğim kapama gözlerinirnüşürüm sonra.”rnrnÇocukluğu zor şartlarda geçiyor, Kars’ın Digor ilçesinde hayata adım atan küçük Sabiha’nın. Annesiz büyüyor...rnrnİlkokula adım atana kadar annesizliğin anlamını pek bilmiyor ama. Tâ ki, okulda “Anneler Günü” kutlaması yapılana kadar. Anlamını bile bilmediği bir şeyin kutlamasını, boynu bükük bir şekilde yaşıyor, öksüz kız.rnrn“Anneler Günü” kutlaması, okulu sevmemesi için yeterli sebep oluyor küçük kızın. Bir de, “maymundan gelindiğini anlatan” dersi unutmuyor. İçinden yükselen itiraz, sessiz bir çığlıkla kulaklarını çınlatıyor. O dersten sonra, “Biz kimiz? ”, “Nereden geldik? ” sorularıyla ablasını, ailede nazı geçen büyüklerini adetâ bıktırıyor. Anne nedir bilmeyen küçük kıza okulda “Anneler Günü” kutlaması yaptırılınca, o bunun şokuyla annesini zihninde canlandırmaya ve anlamlandırmaya çalışırken bir de derste öğretmenleri “bizler maymundan gelmişiz” deyince, daha ilkokuldayken nefret ediyor okuldan.rnrnOkumayı seviyor, ama okulu sevmiyor. Ders çalışmaktan hoşlanıyor. Başarılı bir öğrenciliği oluyor. Herşeye rağmen, okulda oldukça başarılı bir öğrenci. Öğretmenlerinin her dediğine hemen “tamam” diyen bir yapısı yok ama itirazları hep sessiz. Yüreğinin kabulsüzlüğüyle yetiniyor.rnrnOrtaokula başladığı zamanlarda sağcılık ve solculuğun dehşet verici savaşının ortasında buluyor kendisini. Okul adetâ savaş alanı; okuldan başka herşeye benziyor. Ülkücülüğün hâkim olduğu bir aile ortamında büyümüş ama hiç ülkücü biri olmamış, buna rağmen ülkücü aileye sahip olmanın sıkıntısını çekerek sürdürüyor ortaokulu. Ağabeyi ülkücü ve böyle olduğu için dayak yiyor solculardan. Okul küçük Sabiha için bu terör yüzünden çekilmez hale geliyor. Sınıfta öğretmenlerin notları tamamen ideolojik. Can güvenliği yok. Her geçen gün, bir talebeyi vuruyorlar. Cidden çok sıkıntılı günler, ortaokul günleri...rnrnLiseye kendi isteğiyle gitmiyor, haliyle. Sebep, okulların durumu. Ciddî anlamda saldırılar artıyor; marketleri, oturdukları ev, karşıt görüşlüler tarafından bombalanıyor. Sonra küçük kardeşi kaçırılıp öldürme tehdidi alıyor babası; derhal ne var ne yok, yok pahasına satıp çıkıyorlar memleketten... 1978; Elvedâ Qerıs... Ayrılıyorlar “üşüyen şehir”den; küçük kız henüz 14 yaşındayken; annesiz... Kocaeli’ye yerleşiyorlar, merkez ilçe İzmit’e. Bir müddet sonra şehrin, bir Karslı için oldukça “kapitalist” olan havasının sürüklemesiyle halı firmasında çalışmaya başlıyor Sabiha Hanım. Uzun bir müddet çalışıyor burada.rnrnKitaplarla arası, tâ çocukluğundan beri hep iyi: “Cin Ali” ile başlayan kitap okuma sevgisi, okul sıralarında “Red Kid”ler, “Teksas”lar ve eline geçen her tür kitapla devam ediyor. İlk okuduğu ideolojik kitabın adı, “Gittim ve Gördüm” diye bir kitap. Yazarının, komünist bir rejimle yönetilen Sovyetler Birliği’ne gidip Sibirya’da çektiklerini dile getirdiği bir kitap... Bir gün, İstanbul’da misafir olduğu bir yakınımın evinde, gözü yine kitaplara takılıyor Sabiha Hanım’ın. Kitaplıkta “İman Esasları” diye bir kitap dikkatini çekiyor. Elindeki “pembe dizi” kitabını bırakıp, onu okumaya başlıyor.rnrnNe acı? ! Yığın yığın kitap okumuştu ama Allâh (cc) ’ı anlatan, Peygamber (saw) ’i anlatan kitaplardan haberi bile yoktu! ... Biri bitti öteki derken, artık okuduğu kitapların rengi değişmeye başlıyor...rnrnİslamî kitaplarla haşir neşir oldukça, hayatın sonunun “son” olmadığı yer ediyor kendisinde. Yani, âhirete inanmaya başlıyor.rnrnİşinden ayrılıyor. O günden sonra, hayatta farklı bir bakış ile yürüyüşe başlıyor. Kendini daha bilinçli bir şekilde “Müslüman” olarak tanımlıyor.rnrnİslamî hayata başladığının üzerinden 3 yıl geçmişti ki, bütün hayatını altüst eden, hayata bakışını tamamen değiştiren, kalbinde ve beyninde “devrimlerin en büyüğünü” gerçekleştiren asıl kitapla tanışıyor: Üstâd Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı kitabı...rnrnSabiha Ateş Alpat, büyük üstâd Mewdudî’nin “dört terimini” okuyana kadar, İslam’ın bir hayat tarzı olduğunu, kurulu beşerî sistemlerin “L” ile red edildiklerini kavrayamamıştı. Demek ki okuduğu kitaplar, genelde âmel ve ahlak içerikliydi; İslam’ın ferdî ve ahlakî boyutuyla sınırlı anlatıldığı kitaplardı. Mewdudî’nin kitaplarıyla tanıştıktan sonra Sabiha Ateş Alpat, İslam’ın sadece bireysel ibadetlerden veya ahlakî – içsel bir takım düzenlemelerden, toplumda anlamları sembolik düzeye indirgenmiş kimi ritüellerden ibaret bir dîn olmadığını, tüm zamanları ve mekânları kuşatan cihanşümûl bir dîn olan âzîz İslam dîninin belli bir dönemle ve belli bir coğrafyayla sınırlı olmayan, hayatın tüm alanlarını kuşatan, bireysel, sosyal, iktisadî ve siyasî tüm alanları düzenlemek için âlemlerin Râbbi Allâh tarafından gönderilmiş, ahlakî davranışlardan cemiyet hayatına, toplumsal ve ekonomik hayattan siyasal erke kadar tüm alanlarda düzenlemeler içeren, “ritüeller dîni” değil gerçek anlamda bir “hayat tarzı, yaşam modeli” olan bir dîn olduğunu öğreniyor.rnrnHindistanlı büyük İslam âlimi Mewlânâ Ebû’l- Âlâ el- Mewdudî’nin sadece Hind Yarımadası’nda değil, tüm İslam dünyasında büyük bir düşünsel devrim gerçekleştiren “Qûr’ân’a Göre Dört Terim” adlı ölümsüz eseri, aynı devrim ateşini, “üşüyen şehrin kızı” Sabiha Ateş Alpat’ın kalbinde de yakıyor.rnrnBütün hayatı altüst olan ve dünyaya bakışı tamamen değişen Sahiba Hanım, Tewhîdî düşünce ile, İslam’ın hakikatleriyle yeni tanışan herkesin yaşadığı sarhoşluğu ve “sersem olma” durumunu yaşıyor. Roman yazıp Tewhîdî hakikatleri düşündürtmek istiyor ilk başlarda. “Kitap yazmak” fikri böyle doğuyor ve bu şekilde de başlıyor.rnrnElhamdulillâh; iyi ki de doğuyor böyle bir fikir: Büyük iddiâlardan uzak, felsefik değil, fakat gerçeğin ta kendisi olan hayatları dile getirmiş, hissetmediği şeyleri yazmaktan daimâ kaçınmış bir kalemle, hepsi de biribirinden kıymetli 12 esere imza atıyor. Kendi ifadesiyle, “yüksek edebiyat derdinde olmayan, mütevazi, 12 göz nûru”:rnrn1. “Ana Yüreği” (Beka Yayınları)rn2. “Ölüm Çiçekleri” (Beka Yayınları)rn3. “Zamanın Zeynebi” (Beka Yayınları)rn4. “Sarsılmadan Uyanmak” (Beka Yayınları)rn5. “Kardeş Kurşunu” (Beka Yayınları)rn6. “Yozlaşmış Duygular” (Beka Yayınları)rn7. “Güneş Doğudan Doğar” (Beka Yayınları)rn8. “Evladımı Geri Verin” (Beka Yayınları)rn9. “Modernizmin Kurbanları” (Beka Yayınları)rn10. “Sılâya Hasret” (Beka Yayınları)rn11. “Kûr’ân’ın Gölgesinde” (Beka Yayınları)rn12. “Zûlüm Yağdı – Burası Irak” (Çıra Yayınları)rnrn“Evlendiğimde daha 3 yaşındaydım” diyor Sabiha Ateş Alpat. İslamî bir kimliğe kavuşalı daha üç sene olmuştu çünkü, evlendiğinde. Evliliği, kaçınılmaz olarak, İslamî anlayışı ile geleneksel anlayışın savaşını uzun bir müddet yaşıyor. Gelin gittiği evde, eşi hariç, herkes O’nun “yeni bir dîn icad ettiğini” söylüyor...rnrnFakat boş durmuyor; diğer hânımlarla birlikte “ev dersleri” organize ediyorlar. Bu “ev dersleri”, 2004 yılına kadar devam ediyor.rnrn2004, “hayatının en anlamlı yılı” Sabiha Ateş Alpat için. Bu tarihte, kendisi için de özelliği çok olan “Zamanın Zeynebi” adlı kitabının adıyla “Zamanın Zeynebi” derneğini kuruyor. Derneğe, kitabının ismini veriyor. Yedi yıldır güzel çalışmalarını kesintisiz sürdüren ve kısa adı ZEYNEP – DER olan “Zamanın Zeynebi – Kocaeli Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği”, halen ilk günkü heyecanıyla hizmet vermekte. Derneğin bir de web sitesi var; http://www.zeynepder.org...rnrnYine 2004 yılında Anadolu Radyo (http://www.anadoluradyo.com) ’da başladığı “Zamanın Zey

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 683 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 189 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları