Seamus Heaney

Seamus Heaney

YazarDerleyen
8.4/10
69 Kişi
·
239
Okunma
·
9
Beğeni
·
651
Gösterim
Adı:
Seamus Heaney
Tam adı:
Seamus Heaney Justin
Unvan:
Nobel Ödüllü İrlandalı şair, yazar ve konuşmacı
Doğum:
Castledawson, Kuzey İrlanda, 13 Nisan 1939
Ölüm:
Dublin, İrlanda, 30 Ağustos 2013
Seamus Heaney (d. 13 Nisan 1939 – ö. 30 Ağustos 2013), İrlandalı şair, yazar ve konuşmacı.

Kuzey İrlanda'nın County Londonderry'sinde doğmuştur ve 1995'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır. Sanat alanında başarı kazanmış kişilerden oluşan bir topluluk olan Aosdána'da en yüksek onur unvanı olan Saoi'ye layık görüldü.

74 yaşında ki Heaney, kötü sağlığından bir süre sonra, 30 Ağustos 2013 tarihinde Dublin'in Blackrock Kliniği'nde öldü.
"Ve işte sevgi
tahıl bidonunun içinde
batık, parıltısı geçmiş
bir kalaycı küreği gibi."
Seamus Heaney
Sayfa 22 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
"Dış kapının dış mandalıyız ne zamandır,
taş gibi soğuk ve sert,
ama hala ikiyüzlü bir kapıyız sınır boyunda..."
Seamus Heaney
Sayfa 90 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
"Yaşadığımız günlerin çivisi çıkmış ama ben tespihlere meylediyorum..."
Seamus Heaney
Sayfa 88 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
"Kaldıracını yerleştireceği doğru yeri bulabildiğinde dünyayı yerinden oynatabileceğini düşünmüştü Arşimet [...] Sokuyorum levyeyi devlet ve kanun duvarının altında bildiğim bir yarığa, sırlar sarmaşığına tutunarak..."
Seamus Heaney
Sayfa 87 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
"Tüm bunların içinden büyüdüm ben
tıpkı bir salkımsöğüt gibi
yerçekimin arzularına
meyilli..."
Seamus Heaney
Sayfa 71 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
"...Alevlerin kenarında titriyoruz
ama gerçek ateşe en ufak temas istemiyoruz.
Kendi çıkarımıza bakıyoruz..."
Seamus Heaney
Sayfa 90 - Hece Yayınları 1. Basım Ağustos 2017 Çeviri: Mustafa Bal
136 syf.
·2 günde·10/10 puan
Anglosakson edebiyatının en eski destanı olarak bilinen Beowulf'u sonunda sakin kafayla, tadını çıkararak okuma fırsatı bulabildim. Geçtiğimiz senelerde İngiliz Edebiyatı derslerim için bu destanı derinlemesine okuyup analiz etmiştim, ama dediğim gibi zevk için okumam bugünlere kısmet oldu.

Beowulf 8. yy'da kim tarafından yazıldığı bilinmeyen epik bir destandır, dili eski İngilizcedir ve modern İngilizce'ye Seamus Heaney tarafından çevrilmiştir. 3182 dizeden oluşan bu şiir, adı üstünde Beowulf adlı halk kahramanının mucizelerini konu alır. Anglosakson edebiyatında karşılaşmamıza rağmen olay yeri İskandinavyadır, hatta Danimarka kralı Hrothgar'ın sarayında geçer çoğunlukla, ve Beowulf Geatlerden (Got diye de geçer) bir Kuzey Cermenlidir.

İçeriğe dalmadan önce destanların genel özelliklerinden bahsetmeli biraz. Edebiyatta 3 tip kahraman vardır: Epik, Romantik ve Trajik. Bu kahramanlar tarihin belirli dönemlerinde ortaya çıkmıştır ve doğal olarak o dönemlerin karakteristik özelliklerini taşırlar.

Romantik kahramanlar 18. yy'da Romantizm akımının etkisiyle ortaya çıkmış ve çeşitli normları reddedip kendi doğrularına ve yanlışlarına sahip tipler olarak edebiyatta yer edinmişlerdir.

Trajik kahraman fikri Aristo'nun tragedyalarından doğmuştur, bu kahramanımız "iyidir", soylulardan gelir ve Hamartia ve Hubris dediğimiz tipik özelliklere sahiptir. Mesela Oedipus trajik kahramanlara çok güzel bir örnektir.

Epik kahramanlar Yunan Arkaik döneminde ortaya çıkmışlardır ve kahramanlar arasında en popülerleri olmuşlardır, savaşları ve başarıları nesillerce dillere destan olmuştur. Beowulf da epik bir kahramandır. Epik kahramanların belirgin bir özelliği de fiziksel güçleriyle değil de zekaları ve pratiklikleriyle öne çıkmalarıdır. Beowulf dışında Kral Arthur, Akhilleus ve Odysseus da epik kahramanlara örnek gösterilebilir.

Epik destanlarda bir sistem vardır, karakter tanıtılır, karakterin orada bulunma amacı belirtilir -ki bu genelde kötü biriyle savaşma gereğidir- ve sonra karakter yavaşça güçlenmeye başlar. Bu sakin yükseliş birtakım çatışma ya da küçük bir savaşla gözler önüne serilir genel olarak, bunun amacı okuyucuyu büyük savaşa hazırlamak ve karakterin aslında ne kadar güçlü -fiziksel olarak olmasa da- olduğunu göstermektir.

Tepe noktasına ulaşıldığında -peak yapıldığında- karakter olabileceği en güçlü seviyededir, destanın ana kötü kahramanını alt etmek üzeredir ya da etmiştir ve bunun verdiği şeref ile karakter kendini "layık" hissediyordur. Kötü karakter öldüğüne göre yapılacak çok bir şey kalmamıştır, tepe noktasından düşüşe geçilir. Kahramanımız halk tarafından sevilir, sayılır; onun için adaklar adanır, anıtlar dikilir. Kısa da olsa mutlu bir hayat sürer; unutmayın, epik kahramanlar, görevlerini yerine getirdikten sonra çok yaşamazlar. Hayatlarındaki tek amacı gerçekleştirdikten sonra yaşamalarının çok da anlamı yoktur zaten. Ve kahramanımız ölür; mutlaka ölür. Kral Arthur, Akhilleus, Odysseus...

Buradan sonrasında spoiler var, eğer destanı bilmiyorsanız burayı atlayabilirsiniz, heyecanınızı kırmak istemem.

Bunları neden anlattım? Beowulf'un özgünlüğünü tanıtabilmek için. Beowulf epik bir destandır; evet, ama yukarıda belirttiğim sistem Beowulf'ta yoktur. Destan, Grendel'le başlar, oysa Grendel ana kötü karakterdir ve onun alt edilmesi, epik kahramanımızın "peak" noktasında yaşanmalıdır, değil mi?

Değil.

Beowulf epik destanlara dair bildiklerimizi baştan yazmamıza sebep olacak bir örgüye sahiptir, tepe noktasından başlar ve yavaşça alçalır. Beowulf'u diğerlerinden ayıran en önemli özellik de budur aslında, alışılmışın dışındaki şemasıdır. Destan öyle bir şekilde yazılmıştır ki normal romanlarda 100-200 kelimede anlatılacak ölümler, bu destanda 2 dizede söylenir ve geçilir. Bu yüzden sık sık bu destanın daha uzun olması gerektiği yönünde eleştiriler yapılır ama olay bundan ibarettir, bazı gelişmeler diğerlerinden daha az ya da çok önemli değildir ki anlatıldığı kısımdan paha biçelim. Yazar için hepsi eşittir, Grendel'in ölümü de Grendel'in annesinin ölümü de, hatta Beowulf'un ölümü de.

Yani... anlayacağınız, Beowulf böyle ezberleri bozan bir karakterdir, çok düzdür, tekdüzedir, sıradan bir kahraman gibi bir amacı olan ve o amaç için yolunda sendelemeden ilerleyen biridir aslında; ama bunların bize aktarılış şekli o kadar havalıdır ki Beowulf gözünüzde tanrılaşır. Bu kaçınılmaz bir durumdur.

Gerek incelerken gerekse zevk için okurken çok keyif aldım, sık sık durulup şiddetlenen yazış biçimi gerçekten etkileyici. Mecazlar, dolaylı anlatımlar... bu destanın kimin ağzından çıktığını, ilk kimin anlattığını bilseydik, edebiyat çok daha farklı şekillenebilirdi.

Yazıya geçirilip çeviri aşamasında aralara dini elementler sıkıştırılmış olsa da Beowulf özgünlüğünden hiçbir şey kaybetmemiş bir şekilde, Anglosakson edebiyatının en önemli destanlarından biri olmaya devam ediyor. Umarım okuduklarınızla sizi biraz etkileyebilmişimdir ve hala okumadıysanız Beowulf'u okumayı göz önünde bulunduruyorsunuzdur.

Keyifli okumalar.
129 syf.
·5 günde·9/10 puan
Ah Beowulf...İngiliz edebiyatına giriş dersi sağolsun ön yargılı yaklaştığım bir eserdi.Zaten çoğumuz zorla okutulan kitaplara önyargı beslemez miyiz?
Lakin tüm bu yargılarıma karşın çok beğendiğim bir destan oldu Beowulf!
Eser 5. yüzyılda geçmesine rağmen 8 ile 10. yüzyıllar arasında ilk defa kaleme alınmış.Anglo-saksonlar tarafından anlatılmasına rağmen ingiliz toplumu değil iskandinav kahramanları anlatır.
Kahramanımız Beowulf Grendelin insanlara karşı zulmünü duyar ve Danları kurtarmak için onların ülkesine gelir.Grendel Kabil soyundan gelmedir ve tanrı bu soyu lanetlemiştir.Heorotda verilen bir eğlenceyi basarak insanları katleder,bu olaydan sonra kahramanımız Gotların Prensi Beowulf Danların ülkesine gelir.Eser genelinde Beowulfun kahramanlıklarını okuyoruz.
Yer yer hristiyanlık öğretileri barındırsa da Pagan inancı odağında anlatılmış bir destan Beowulf.Zaten kahraman olma isteği de bu inançtan gelmekte,paganlarda ölümden sonra yaşam inancı olmadığı için kişi kendini bu dünyada kanıtlama isteği içerisindedir.Hristiyan öğelerinin 7. yüzyıldan itibaren etkisini gösteren Hristiyanlaşma ile eklendiği tahmin edilmekte.
Zaten çok çok kısa bir eser,ingiliz edebiyatına en ufak bir ilginiz varsa kesinlikle okumalısınız,özellikle kitabın başında yer alan Nazmi Ağıl'ın şiir hakkında ki yazısı da kesinlikle okunmalı!
136 syf.
·Puan vermedi
İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyanlar için bölümde verilen ve kesinlikle verilmesi gereken, İngiliz Edebiyatının ilk epik şiiri ve Avrupa’nın da en eski destanı olarak bilinir. 700 ve 750 yılları arasında composed edildiğine yani oluşturulduğuna inanılıyor.Yaklaşık 1000 yılına kadar tek bir manuscript (el yazması ) olarak korunuyor.Bir süre ağızdan ağıza geçen destan çok sonraları yazıya geçmiştir. Anglo Saxon Döneme ait Beowulf yaklaşık 3,000 satırlık bir şiirdir. Şiir orjinalinde eski ingilizce olmasına rağmen kahramanları ingilizler değil, onların Kuzey Avrupalı atalarıdır. Bu nedenle şiirin sadece eski ingiliz epik şiirinin en eski ve nadir örneklerinden biri olmakla kalmayıp Kuzey Avrupa halkının yarattığı en büyük destanlardan bu güne ulaşan bir örnek olduğunu görebiliriz.Yazarı ve sözlü olarak şiiri taşıyan kişi veya kişiler anonimdir.Yazıya döküldüğü sırada pek çok değişikliğe uğramış ve Hristiyanlık öğeleri girmiştir şiire. Hristiyanlık ve Paganizm karışımıdır.Özet olarak hikaye Beowulf adlı bir kahramanın ve savaşçının kahramanlıklarının anlatıldığı bir eserdir.Eserde Hrothgar adlı bir kralın ülkesine dadanan Kabil in soyundan geldiğine inanılan şeytani yaratık Grendel in hikayesi anlatılır. Kral yaşlı ve güçsüz olduğu için bu canavarla baş edemez ve o sırada Beowulf çıkagelir. Kral Beowulf un babasını önceden bir kan davasından kurtarmış ve bu da Beowulf u Kral ın bu zor günlerinde harekete geçirmiştir.Pagan inancına göre öldükten sonra Valhala ya tanrıların yanına gidildiğine ve ölümsüz olunacağına inanılır. Beowulf da pagan bir karakter olduğu için korkusuzca bu canavara karşı savaşmaktan kendini geri tutmamıştır. İskandinav ve İngiliz Edebiyatında önemli bir yer tutan bu eseri ,İngilizlerin ve İskandinav ülkelerinin tarihini birbirleriyle olan iletişimlerini kültürlerinin doğuşunu daha iyi anlamak için okunması gereken bir destandır.
136 syf.
·Puan vermedi
Beowulf "bee" (arı) ve "wulf" (kurt) kelimelerinden oluşan bileşik bir kelime ve arıların baş belası "ayı" anlamına geliyor. 5. yüzyıla ait sözlü bir edebiyat ürünü olan destanın anadili anglo-saksonca olmasına rağmen, İngilizce'nin uğramış olduğu değişimler hasebiyle kendi dilinden okunamayan bir destan. Beowulf destanda nasıl bir karakterdir; Şapşik doğaüstü canavarlarla çarpışan, heybetli, cesur, bilek gücünün kıvrak bir zekayla buluştuğu, tam da destansı bir kahraman. Yazıldığı dönemden mi eklenen, yoksa destanın kendiliğinde mi mevcut olup olmadığı bilinemeyen; -kuvvetle muhtemel üçyüz yıl sonra yazılırken yapılan ekleme ve değişikliklerden sadece biri- pagan inancından izler var. Anlayacağımız dilden söyleyeyim, 'bâsübâdelmevt', yani ölümden sonra dirilmek, yeniden canlanmak gibi bir inanışa sahip değildirler. Dolayısıyla içinde bulundukları yaşamlarınının niceliği de, niteliği de, onlar için daha büyük bir anlam ifade eder. Nam salmak, yiğitlik şanına ermek, şöhret elde etmek amacıyla ve gurur kazanabilmek için, canavarlarla dahi savaşabilirler... Destanların ve sözlü edebiyat ürünlerinin en sevdiğim yanı; dilediğin gibi çıkarım yapabilmemdir. Gedik mi var, kendin doldur.


Kültür eleştirisi yapabilmeye ve varoluşu olumlamalara da müsaittir destan okumaları. Ki bu tarz okumaların en belirgin rolü, asla anlatılmak istenenle yetinmemelerde olduğunu düşünüyorum. Dahasını, eğerini ve günümüzcesini kafamda kurup, selametimi aradım. Hal böyle olunca üzerine konuşabileceğim epey bir düşünce peydahladığımı söyleyebilirim.
117 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Irlanda'lı Nobel ödüllü şair çevirmen Mustafa Bal'in deyimi ile arada kalmışlığın şaiiri.
Siirlerinde mitlere yer veriyor.Ancak ne mitlerden ne de İrlanda halkının yasadiği acilardan haberdar olmadiğimdan şiiirleri düz metin gibi okudum.Sairin vermek istediği duyguları alamadım ne yazıkki.
136 syf.
·2 günde·10/10 puan
Beowulf, İngiliz edebiyatındaki ilk destandır. İlk olması hasebiyle de önemi çoktur. Mesela İlk Dönem İngilizce'nin kaydını mükemmel şekilde tutuyor. Destan olduğunu söylemiştim ya, bana kalırsa eser destan türünün ne olduğunu, bir destanın nasıl şekillenmesi gerektiğini çok iyi yansıtmış. Şimdiye kadar yüzlerce çevirisi yapılmış ve yüzyıllardır edebiyat araştırmacılarının ilgi odağında olan bir eser.
Kitap bir prologla açılıyor. Shield Sheafson’un önderliğinde Danların tarih sahnesine çıkışı anlatılmış burada. Neredeyse bütün destanlardaki gibi epik bir tarih anlayışı, olağanüstü güçlü önder, düşmanların hepsini yenen millet falan filan. Birinci bölümde Hrothgar’ın önderliğindeki Danları Heorot’ta görüyoruz. Başlarına belalı bir canavar olan Grendel dadanır. Bunu duyan Beowulf, Got topraklarından can yoldaşlarıyla çıkar gelir ve Grendel’i öldürür. Hrothgar tarafından hediyelere boğulur. Ama sevinçleri fazla uzun sürmez. Bu sefer de Grendel’in annesi öç almaya gelmiştir. Hrothgar’ın en sadık adamını öldürür. Ama Beowulf onu da öldürür. İkinci bölümde ise aradan elli yıl geçmiş, Beowulf Got kralı olmuştur. Buradaki temel olay ise sahibinden kaçan bir kölenin kadim bir ejderhanın inine girmesiyle başlar. Ejderha köle yüzünden uyanır ve krallıktaki herkese illallah ettirir. En sonunda Beowulf adamlarını toplayarak ejderhayı öldürmeye gider ama adamlarına savaşmamalarını emreder. Ejderhayla teke tek dövüşür ve ikisi de dövüşün sonucunda ölür. Beowulf için cenaze töreni düzenlenir ve kitap biter.
Kitap gerçekten olağanüstü bir şiirselliğe sahip. Her sayfası buram buram destan kokuyor: Kahramanımız Beowulf epik bir yolculuğa çıkar, yurduna başarıyla döner, tüm övgüleri toplar, ünlenir ve hayatının en üst noktasında vatanı veya halkı uğruna ölür. Ayrıca Beowulf’ta tam bir kahraman arketipi var. Gerek kibirli oluşu, gerek cesur ve güçsüz halkı için her şeyi yapmaya hazır oluşu, dürüstlüğü… Her şeyiyle tam bir kahraman. Bana onu dinlerken hep Akhilleus’u hatırlattı. Aralarında kan davaları eksik olmayan Gotlar ve Danları kahramanlığıyla falan barıştırması, olağanüstü bir güce sahip olması… Tabii burada küçük mitolojik esintiler de var.
Biraz da o dönemdeki toplumdan bahsedeyim. Paganist bir inançları var ama tek tanrıya tapıyor gibiler. Yazar araya sık sık girip Tanrı, Tanrı diye tutturuyor. Bence eserin tek kötü yanı buydu. Neyse, Danlar ve Gotlar arasında en önemli erdemler şan, şeref ve savaş tutkusu. Bunlar olmadan toplumlarının tutunamayacağını düşünüyorlar. Yüzyıllardır bu bölgede diğer halklarla veya kendi aralarında süren kan davaları da bunu açık şekilde gösteriyor zaten. Mülkiyet anlayışları da gayet hoşuma gitti. Mal, mülk gibi şeyleri dostlarına hediye etmek için ediniyorlar. Yani onlar için zenginlik mülkten ziyade dostluk, sevgi.
Değineceğim son konu da kaderin eserdeki yansımaları. Beowulf’ta baştan sona kadar bizle konuşan bir kader var. Eserin daha başlarında sanki Beowulf’un akıbetini biliyor gibiyiz. Öyle ki Beowulf bile bunun farkında. Dil açısından oldukça kasvetli olan bu dizeler genellikle karakterler kutlama yaparken, sevinçliyken, umutluyken karşımıza çıkıyor. Bu da gayet ilginç aslında. Bu satırların çoğu Beowulf’la ilgili ama ben Beowulf’un kişiliğinde böyle bir kasvet olduğunu düşünmüyorum.
Sonuç olarak eser Orta Çağ’dan bugüne kalabilmiş en değerli eserlerden. İngiliz edebiyatının oluşumundaki katkısı çok büyük. Bu gibi sebeplerden dolayı ben Beowulf’un edebiyata ilgi duyan herkes tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum.
310 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Beowulf, İngiliz şiirinin hatta modern dönemdeki şiir ve kurgularnın temeli olan bir şiirdir. Dili, Anglo- Saksoncadır ve tek nüshasının bulunduğu British Library'de çıkan bir yangında son anda kurtulmuştur ve küçük bir kısmı yanmıştır. Sonrasında ise günümüz modern ingilizcesine çevrilip basımları gerçekleştirilmiştir. Fakat he yazık ki Beowulf muhteşem bir destan olmasına rağmen çoğunlukla -buna ben de dahil- bir araştırma ya da ders kitabı olarak bakılıyor.

Beowulf, Gotlar'ın büyük bir lideridir; çok iyi bir savaşçı ve çok zeki bir insandır. Bir gün, Grendel adında şeytani bir canavar Dan krallığına musallat olur ve 12 yıl boyunca her gece bir sürü genç kanı içer. Bunu duyan Beowulf, kendine güveni sayesinde denizleri aşıp Dan krallığına gider ve Grendel ile yüzleşir. Evine döner. Bir süre sonra muhteşem soyluluğu sayesinde Got kralı olur. Ve 50 yıl sonra, bir ejderha ortaya çıkar. Bu Beowulf'un yüzleşmesi ve hayati bir olaydır.

Betimlemeler, dilin kullanış tarzı ve lirik anlatımı çok hoşuma gitti. Biraz dikkatli okunduğunda eski ve modern edebiyatın izleri çok güzel görünüyor; Odysseia'daki ölülerin diyarına açılan göl, Yüzüklerin efendisindeki kılıçlara isim verme... Güzel ve hoş ayrıntılar.

Sadece ders ya da araştırma kitabı olarak değil, ebedi bir eser olarak okunmasını tavsiye ederim, iyi okumalar.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eser ve yazarla tanışmama #61522373 etkinliği vesile oldu.
Şiir şeklinde anlatılmış bir destan diyebiliriz.Eserin dilini sevdim.Nobel ödüllü yazar Seamus Heaney sözlü edebiyatın bir ürünü olan bu eseri derleyerek büyük bir iş başarmış diyebilirim.
Kitabın 25. sayfasinda belirtildiği şekli ile "Konu itibariyle şiir iki ana bölümden oluşur. Birinci bölüm
şöhret arayışı içindeki genç Beowulf'un bugünkü İsveç'in güney kıyısında kurulu Got ülkesinden kalkıp denizi aşarak Danimarka topraklarına gelmesini, Dan halkını önce Grendel adlı bir canavardan, sonra oğlunun öcünü almaya gelen annesinden kurtarmasını konu alır. İkinci bölümdeki olaylar bundan yaklaşık
elli yıl sonra, bu defa Beowulf'un kral olduğu Got topraklarında geçer ve yaşlı kralın bir ejderhayla giriştiği ama kazansa da canına mal olacak zorlu mücadeleyi anlatır. "
Eseri dilimize çeviren Nazmi Agıl çok basarılı bir iş çıkarmış.
129 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İngiliz edebiyatı tarihinin en eski metinlerinden olan Beowulf, tahmin edilene göre sekizinci ve onuncu yüzyıllar arasında bir zaman diliminde Britanya’da yazılmıştır. Eserin dili Anglo-Saksoncadır ( Eski İngilizcedir.) ve olaylar İskandinavyada geçer. Adını esere vermiş olan Beowulf ise Gotların en yüce savaşçısı olarak adlandırır. Kenning adını verdiğimiz bir aç sanatı bulunur. ‘Kenning' genellikle iki ya da daha çok sözcükten oluşan bir tamlamadır.

örneklemek gerekirse :

hildeswat = savaş-teri = kan.
hronrad = balina-yolu = deniz.
heofoneswynne = gökyüzü-neşesi = şafak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Seamus Heaney
Tam adı:
Seamus Heaney Justin
Unvan:
Nobel Ödüllü İrlandalı şair, yazar ve konuşmacı
Doğum:
Castledawson, Kuzey İrlanda, 13 Nisan 1939
Ölüm:
Dublin, İrlanda, 30 Ağustos 2013
Seamus Heaney (d. 13 Nisan 1939 – ö. 30 Ağustos 2013), İrlandalı şair, yazar ve konuşmacı.

Kuzey İrlanda'nın County Londonderry'sinde doğmuştur ve 1995'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır. Sanat alanında başarı kazanmış kişilerden oluşan bir topluluk olan Aosdána'da en yüksek onur unvanı olan Saoi'ye layık görüldü.

74 yaşında ki Heaney, kötü sağlığından bir süre sonra, 30 Ağustos 2013 tarihinde Dublin'in Blackrock Kliniği'nde öldü.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 239 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 174 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.