Unutulmaz bir gün oldu bu benim için, çünkü bende büyük değişimler yarattı. Zaten herkesin yaşamında böyle olmaz mı? Yaşamınızdaki sayılı günlerden bir tekini silin... yazgınızın yönü kim bilir nasıl değişik olurdu!
Bunu okurken bir dakika durun, sizi çekip götüren zinciri düşünün; ister demirden olsun ister altından, ister çiçeklerden ister dikenlerden örülü olsun... o unutulmaz günlerin birinde ilk halkası yaratılmasaydı, bu zincir belki de size, yaşantınıza hiç dolanmayacaktı!
Beşinci aydan sonra yalnızca " bilmem" zikrine devam
ettim. Tapduk Sultan'ım bana biat vermiş, " Biz ümmlyiz
ve senin aklında sorular var. Soruyla dervişlik olmaz; teslimiyet gerektir; bu yüzden hiç nesnen kalmayana dek
sorulardan kurtul; zahirini terk eyle, dimağını ant. Bundan böyle 'Bilmem!..' çek ve 'Bilmem!' lafzı senin virdin
olsun. Ta o güne kadar ki sana 'Adın nedir?' diye sorulsa 'Bilmem!' diyesin," buyurmuştu
"Hayatım dediğin şey sensin, sen parçacıkların geçici ve rasgele kümelenmesisin. Hayatım dediğin şey bu parçacıkların karşılıklı etkileşimi ve değişiminden ibaret. Bu kümelenme belli bir zaman daha devam edecek, parçacıkların etkileşimi duracak ve hayatım dediğin şey bütün sorularınla birlikte yok olacak."