Şiro Hamao, "Şeytanın Çırağı"nda yasaların toplumsal bir güvenlik kalkanı değil bazen bizzat adaletin önündeki en büyük engel olduğunun altını çiziyor. İçindeki iki hikayeden biri hukukçu kalemiyle, sistemin nasıl hataya meyilli olduğunu olayı olduğu gibi anlatarak bunu gösteriyor.
Hikayelerde yazarın kanunların yetersizliğine ve sistemin kusurlu doğasına dair bu keskin bakışı oldukça net. Ancak, metnin kurgusunda hissettiğim o teknik ve mesafeli dil, hikayenin duygusal ağırlığını yok etmiş. Varsayımlar da dahil olmak üzere ne yazık ki bende beklediğim sarsıcı etkiyi yaratamadı.
Keyifli okumalar..