Ne yazık ki, insanlar, bizim açımızdan, kendi zihnimizin çok çabuk bozulan koleksiyonlarının sergilendiği levhalardan başka bir şey değildir. Zaten bu yüzden, insanlarla ilgili, düşüncenin bütün şiddetine sahip planlar yaparız, ama zihin yorulur, hatıra da yok olur.
Ne yazık! Bilhassa geceleri,
Kendini esir saydığı odadan kaçan kuş,
Dönerek çarpar cama, biter ümitsiz uçuş.
ve Manon'un ölümü:
Manan, cevap ver!
Ruhumun tek aşkı
Kalbinin saflığını daha yeni anladım ben.
"Öldüğüm gün tabutum yürüyünce
Bende bu dünya derdi var sanma
Bana ağlama, 'yazık yazık, vah vah' deme
Şeytanın tuzağına düşersen 'vah vah'ın sırası asıl o zamandır
Yazık yazık asıl o zaman denir.
Cenazemi gördüğün zaman 'el-firak, el-firak' deme
Benim buluşmam asıl o zamandır
Beni kabre koyunca 'elveda' demeye kalkışma
Kabir cennet topluluğunun perdesidir
Kabir sana hapis görünür ama
Aslında o canın hapisten kurtuluşudur.
Batmayı gördün ya doğmayı da seyret
Güneş ile Ay'a batmadan ne ziyan gelir ki
Sana batma görünür ama
Aslında o doğmadır, parlamadır...
Hangi tohum toprağa ekildi de yetişmedi
Niçin insan tohumu için bitmeyecek,
Yetişmeyecek, zannına düşünüyorsun.
Hang kova kuyuya salındı da dolu olarak çekilmedi ki
Can Yusuf'un kuyuya düşünce niçin ağlarsın?
Sen bu tarafta gözünü yumdun mu öteki tarafta açacaksın.
Çünkü sen 'Hû'nun mekansızlık aleminin boşluğunda olacaksın"
(Mevlana Celaleddin-i Rumî)