"Neden düşene hep gülünür ki?"
Adalet Ağaoğlu’nun "Düşme Korkusu" adlı eseri, yazarın 1996 yılında geçirdiği ağır trafik kazası sonrası yaşadığı fiziksel ve ruhsal iyileşme sürecini anlattığı, felsefik düşünce şeklinde hikaye tarzında bir kitaptır.
" 'Hayat' denen girdili çıktılı, iyilik ve kötülüklerle dolu gidişatın, kimlere ne zaman ne yapacağı hiç belli olmamakta..."
"Para insana en çok yaşlılıkta lazımdır. Elin ayağın tutmadığı, çalışamadığın, para kazanamadığın zamanlarda kendine en iyi şekilde para sayesinde baktırarak, şanınla, şerefinle ölürsün," der dururdu. kitapta geçen haklı bir alıntı.
Fiziksel ve Ruhsal Travma olarak Ağaoğlu, kazadan sonra uzun süre yatağa bağımlı kaldığı dönemde, sadece bedensel dengesini değil, hayata karşı olan tutunma noktasını da sorgular.
"Düşme" eylemi burada hem gerçek anlamıyla (yürürken düşmekten korkmak) hem de metaforik olarak ele alınır.
"İnsanlar alışkanlıklarını çok kolay terk edemezler. Yenilerin eskilerden daha iyi, daha güzel ve anlamlı olduğunu anlamaları zaman ister."
Aydın Sorumluluğu ve Gözden Düşme olarak yazar, kişisel travmasını toplumsal bir boyuta taşır. Türkiye’nin o dönemdeki siyasi ve sosyal yapısını, bir aydının toplum nezdinde "gözden düşme" kaygısını ve değerlerin yozlaşmasını sorgular.
“Gözden düşme korkusu gözden düşürmeye yaramış oluyor demek ki. ”...
"Kendi düşen ağlamaz."
Yaşlılık ve Kırılganlık: Yaşlanma ile gelen bedensel zayıflığın, yazarın o güne kadar ördüğü güçlü ve bağımsız kadın kimliğiyle olan çatışmasını işler.
Yazma Süreci: Yazmak, onun için bu korkuyu yenmenin ve hayata yeniden bağlanmanın temel yoludur. Kitap, bir sanatçının en zor anlarında bile gözlem yapma ve üretme yetisini nasıl koruduğunu gösterir.
Özetle; Hayatın her anında hissettiğimiz, görünmez ama her zaman