“Ölü ayak izleri var güneşli kumun üstünde. Gidenler büsbütün gitmedi henüz, kalanlar öfkeli bir merhametle bakıyor yüzüme ve henüz dönüp gelmedi çağrılanlar. Söndü ansızın şehrimin ışıkları, alaca aydınlığındayım masamda yanan mumun. Kollarım kan içinde dirseklerine kadar. Dışarda vakarlı, engin rahatlığı yıldızların, dışarda sessiz, beyaz haşmetiyle kar. İçerde yeşil, ıslak yılanlar çöreklenmiş karanlığında uykumun. Ben bu dertten kurtulmak için meydan yerinde yıkamalıyım kirli çamaşırlarını ruhumun.”
Sayfa 926·Kitabı okudu
Şiir
anavatanlarında yüzyıllardır "insan olan" ve "olmayan" ikiliğinin çok ötesinde ikamet etmekte olan Amerika yerlilerinin yaşam pratikleri bugün sayıları artan haf­ riyatçı saldırılar karşısında köylü özyönetim mücadelelerini de bes­ leyerek sürdürülmekte.51 Diğer örnekler arasındaysa hafriyatçılığı kaynak çıkarıcılığına indirgememenin gerekliliğine işaret edenler var. Demokratik Kongo Cumhuriyeti 'ndeki zanaatkar madenciler ve Kolombiya'daki Afrika kökenli madenciler bu bağlamda anıla­ bilir.52 Bu gibi topluluklar bir yandan madenciliği salt kendi geçim­ lerine ve de toplumsal adalete yönelik biçimlerde icra etmeye ça­ balarken öte yandan şirketlerle devletlerin çıkarları doğrultusunda (ve özellikle de Avrupamerkezci yeşil enerjiye geçiş politikaları kapsamında) sürdürülen büyük ölçekli madencilik faaliyetlerinin kendi yaşam alanlarına yönelmesi nedeniyle hafriyatçılıktan en çok zarar gören kesimler arasında yer alıyorlar. O halde, bu örneklerde andığım kesimlerin maruz bırakıldığı şiddet üzerine özellikle de üniversiteler gibi kurumsal firÔ𐀀üretim ortamlarında- düşünmek ve üretmek isteyenler bilgi temelli mütekabiliyet ve yöntemsel öz­ düşünümsellik ilkelerini gözetmeli.Yöntemsel özdüşünümsellik, şiddet üzerine üretilen bilgi şiddete maruz bırakılmış halkların on­ larca yıla -hatta bazı durumlarda yüzyıllara- dayanan yaşam mücadelelerinin hakkını mı veriyor yoksa bu mücadeleleri silikleştire­ rek onların eleştirel içgörülerini profesyonel mi mal ediyor sorusunu sormayı gerektirir. Bilgi temelli mütekabiliyet, profesyonel ve kurumsal bağlamda yapılan bilgi üretiminin söz ko­ nusu halklara ve onların mücadelelerine nasıl fayda sağlayabilece­ğini sormayı içerir.
Sayfa 262 - Metis yayıncılık 2024
Tarih siyaset politika edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Karakas’ta yüzyılın bitiminde, orkestranın açıkhava konserin-den sonra, Venezüella’nın Avrupai kibar sınıfı, Viyana’nın Sacher’s ya da Demmel’s’inin Karakas eşdeğeri olan “La India”daki partiye giderek, günün yorgunluğunu atmak için o zamanlar ülkenin baş-lıca ürünlerinden biri olan çikolatalarını yudumlardı. Günümüzde “La India” bir şirkettir, bir kafe değil; güçlü bir ulusötesi ABD şirketi olan General Foods Corporation’ın Venezüella’daki yan kurulu-şu. Müdürü Bill McClarence, Harvard Business School mezunu ve 25 yıldır General Foods’da çalışıyor. McClarence’in, seçici damak zevkine sahip Venezüella orta sınıfı için ürettiği yiyeceklerden biri Salsa Inglesa yani İngiliz sosudur. Tuhaf biçimde tanıdık gelen etiketinde, cüretle ve İspanyolca telaff uzu olanaksız şekilde “Worcestershire Sosu” iddiası bulunuyor. Etiketin kendisi tanıdık, çünkü “Lea ve Perrins: Özgün ve hakiki” diyor. Aslında sos, Worcestershire’daki İngiliz firmasına isim hakkı ödeyen bir Amerikan şirketi tarafından Venezüella’da lisanslı olarak üretiliyor. Bu da şüphesiz İngiltere’nin batmamasını sağlayan “görünmeyen kalemlere” katkıda bulunuyor. Latin Amerika ülkelerinde yokluğundan bahsedilemeyecek bir şey varsa, o da çok çeşitli soslar, acı turşular ve baharatlar yapmak için gereken malzeme ve geleneksel beceridir. Acı ve tuzlu, tatlı ve tuzlu-baharatlı… Malzeme bol; kırmızı biberler, yeşil biberler, acı biberler, mangolar, görünüşü muzu, tadı ise patatesi andıran plan-tain ve Latin Amerika’ya özgü bir kırmızı biber olan aji. Baskı altında kalmış ama becerikli köylülük tarafından yüzyıllar boyunca geliştirilen, korunan ve zenginleştirilen bir mutfak. Dolayısıyla, Venezüella’da Lea ve Perrins’a bu kadar büyük bir talep biraz şaşırtıcı geliyor insana.
Sayfa 302 - Yordam kitap 2008
Siyaset & Politika
"Fakat şahısların ölmesinden ne çıkardı? Fikirler yaşıyordu ya."
Edebiyat
Fakat şahısların ölmesinden ne çıkardı? Fikirler yaşıyordu ya.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Devrim düşmanlığı aslında cami minberlerinde yeşil bayrakları omuzlayıp tekbir getirerek sokağa uğrayan birkaç yobazdan gelmez, devrimci görünüp devrimi halkın gözünden düşürecek aptallıklar, hainlikler yapanlardan gelir!
Sayfa 314·Kitabı okudu