Onun böyle boş düşünceleri, istekleri olmadığına, yok yere sokaklarda dolaşmadığına, odasında uzanıp insanlık onurunu ve rahatını kaybetmediğine şükrediyordu.
Oblomov'un içinde olup bitenlerin kimselerin haberi yoktu. Eşi dostu sanıyordu ki onun bütün derdi yemek içmekten ve uyumaktan ibaret. Ne bilsinler? Herkes onu akıllı uslu bir insan diye tanıyordu.
Daha doğrusu, bilmediğim ya da unuttuğum bir duyguya kapıldım, tanımadığım bir rahatsızlık hissettim. Bu duygunun öfke olduğunu anlayınca da önce kendime öfkelendim, sonra her şeye ve herkese.