27’de Novella
10/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Alihan Aygör, ilk eseri Yitiş'ten sonra edebiyata verdiği üç yıllık aranın ardından yeniden okurlarıyla buluşuyor. Aygör, yeni eserinde bulunduğu çağı anlatırken; sarkastik dili, edebî yoğunluğu ve felsefi argümanlarıyla okurunu 27'de Novella ile derin katmanlı bir yolculuğa davet ediyor. Aygör, 27'de Novella'da kullandığı Deniz ve Barış karakterlerini, alter egosuyla estetik bir şekilde kurgulayarak okuru dehlizlerinin içine dahil ediyor. Edebiyatta daha önce görülmeyeni gözler önüne seren 27'de Novella, okuyucuyu derinden sarsarak uyanışa çağırıyor. Yıllar yitip gitse de eşsiz bir eser olarak edebiyat tarihinde yerini alacak. Alihan Aygör 27'de Novella
27'de NovellaAlihan Aygör · Ange Yayınları · 20262 okunma
10/10
·530 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 00:00
Gecenin Sonuna Yolculuk Herkese tekrardan merhaba. Sanırım en zorlanacağım inceleme bu olacak. Tam üç sene önce aldım kitabı ve o zamanlar içimde başlamamı engelleyen bir his vardı hiç cesaret edememiştim. Her kitabın bir zamanı olduğuna inanırım. İyi ki beklemişim diyorum. Bir başyapıt bitirdim, gerçek bir yaşamı kullanma kılavuzu, farkındayım. Bitireli 3 gün oldu ve etkisinden çıkamadığım için başka bir kitaba başlayamadığım gibi ne yazacağımı nasıl yazacağımı düşünüyorum kafamda. Öyle ya da böyle bir ucundan başlamak gerekiyor. Oldukça uzun ve detaylı bir inceleme olacağını öngördüğümden sonda unutmamak adına teşekkürlerle başlamak istiyorum. Öncelikle Yiğit Bener ; En büyük teşekkür kendisine. Muazzam bir iş çıkarmış. Her sayfasında, her bir kelimede, her bir virgülde emeğin kokusunu alacaksınız. Orijinaline bu kadar yakın ve özünü muhafaza etmeyi başararak maksimum anlam gücü ile çevirilen bir eser uzun zamandır okumamıştım. Bu kitabı bırakmadan 10 gün elimde tutabilmemde ve bu denli derin bir bağ kurabilmemde en büyük pay kendisinindir. Zira okuması epey zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca önsöz ve sonsözleri okumak pek alışkanlığım değildir. Fakat bu herhangi bir önsöz değil çünkü sevgili Ferit Edgü kaleme almış. Aynı şekilde herhangi bir sonsöz de değil çünkü çevirmenimiz Yiğit Bener, "Çevirinin Sonuna Yolculuk" adı ile ana karakterimiz Bardamu'ya bir ruh üflemiş gecenin sonunda onunla buluşmuş ve Ferdinand Bardamu, gerçek hayattaki personası olan yazarımız Ferdinand'a bir selam çakmıştır ve bizler yolculuğun sonuna yaklaşırken o üçü kol kola kendi yolculuklarını başlatmıştır. Yani siz bitirdiğinizi sandığınızda onların yolculuğuna kapılıp birlikte sürüklenmeye başlayacaksınız ve bu sayede kitap içinizde yaşamak üzere sonsuza dek devam edecek. Müthiş bir
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Yitiş hakkında çok derin bir yazı bırakabilirim ama yazarın arka kapak yazısı yeterli olur diye düşünüyorum. “Yitiş, yazarın yitip giden yirmi bir yılını kaleme aldığı otobiyografik bir kitaptır. Yazar, çocukluğundan itibaren hissettiği varoluşsal yalnızlığıyla tanışmasının ardından içinde yaşadığı dünyadan çıkmaya başladığında, kendisini bilmediği bir sahnenin içinde bulur. Sahnenin içerisinde yitişleriyle boğuşmaya devam ederken oyunlarıyla boşluğunu doldurmaya çalışıp kendisini sahnenin içerisinde tutmaya gayret eder. Karanlığı yüreğinde dolaşırken yaşamını yeniden kazanmaya diretmekten de hiçbir zaman vazgeçmez. Fakat yitişlerinin şiddeti arttıkça ihtiraslı ruhuyla nevrotik bir sürece girer. Yaşamında tutanacağı dallara sıkı sıkıya sarılmasına rağmen karanlığıyla yolunu aydınlatamaz. İçinde biriken köhne duvarlarını, kalender kalemiyle yıkmaya yeltenir. Yitişleri devam ettikçe kaleminin mürekkebi yüreğinde hiddetlenir. Yıllar yittikçe yaşama karşı duyduğu inançsızlığını, kaleminin hakikatiyle yok etmeye çalışır. Son kalan umudunu bir kadının varlığına bırakırken kendi varlığını unutur. Yitişlerinin sebebi olan insanlara tehevvürü de dinince, ruhunda kalan travmalarının yara izleriyle yaşamaya devam eder. Sahnenin ana karakteri olma isteğini kenara bırakması gerektiğini anlayınca, seyircilerin arasından sıyrılıp, evinden getirdiği sandalyeyle seyircilerin onu göremeyeceği bir yere oturup yitişini yazmaya başlar. Yazdıkça ruhunu teskin eder, karanlığını söndürür. Yazarın artık tek isteği, yıllarca içini kemiren yitişlerini sonlandırıp hayatına yeniden başlamaktır.”
YitişAlihan Aygör · Ange Yayınları · 20235 okunma
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 12:10
"Arayış"taki karakter, aslında yalnızca ailesini değil, kendi varlığının anlamını da kaybediyor. Bu kayıp, sıradan bir acı değil; derin ve içsel bir boşluk, sanki varoluşun omurgası kırılmış gibi. Kendi içindeki Tanrı’ya, evrene ve en önemlisi kendine olan inancını yitiriyor. Ama belki de bu yitiş, bir doğum sancısıdır. Egzistansiyalist bir perspektiften bakarsak, bu sancı, insanın varlığıyla yüzleşip özgürleşme çabasıdır. Kader fikrine tutunmanın rahatlığına sırt çevirip her şeyin sorumluluğunu yüklenmeye çalışması, onu ağır bir yalnızlığa sürüklüyor. Fakat o yalnızlıkta, insanın çıplak haliyle kendini gördüğünü düşünüyorum. Bu hikâye, kaybetmenin aslında yeni bir varoluş biçimine dönüşebileceğini fısıldıyor gibi. Belki de Tanrı’dan uzaklaşmak, kendi içine bir adım daha yaklaşmaktır. Bu yüzden, onun sancısını sadece bir trajedi olarak değil, insan olmanın kaçınılmaz, belki de en anlamlı süreci olarak görüyorum.
ArayışHakan Kaya · Zengin Yayıncılık · 201812 okunma
Diri Gömülen - S. HİDAYET /Cennet de cehennem de insanın içindedir!
8/10
·88 syf.··
2023 174. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2023 08:45
"İçimdeki insanı yitirdim," diyor yazar bir cümlesinde. Kopuş, yitiş, yok oluş burada başlıyor aslında. Kimi yirmisinde yitiriyor içindeki insanı kimi yetmişinde. Sonra oradan oraya sürüklenip gidiyor dünya keşmekeşinde... Sadık Hidayet İran edebiyatının önde gelen isimlerinden... İçindeki insanı erken yitiren, yaşama küsen, küstürülen bir karakter. Kısa ömrü geniş bir coğrafyada geçiyor. Farklı kültürler tanıyor, farklı insanlarla tanışıyor ve eserlerinde bu kazanımlarına yer veriyor. Genellikle hayatın arka planında kalmış, yorulmuş, kırılmış, tabiri caizse "arka sıradakiler" onun hikayelerinin kahramanları. Kendisinin de öyle bir karakter olduğunu düşünüyor. Bir Franz Kafka bir Fyodor Dostoyevski izlenimi alıyorum onu okurken... İnsan psikolojisini işlemekte oldukça başarılı, kuşkusuz bunda yaşayıp da yazmasının, kendi ruhunu kaleme dökmesinin büyük etkisi var. Adım adım ölüme gidiyor ve gerçekten öldüğünde yaptığının bir edebiyat değil, özyaşamını anlatmak olduğunu fark ediyoruz. "9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu." "Ya ölüm de insanı istemezse," diyor eserinde. Yirmi yıllık bir istek sonucunda ölüme ulaşmayı başarıyor. Kuşkusuz ölüm onu istemezse daha nice eserler kaleme alacaktı. Ama yaşadığı hayat gösteriyor ki bir Diri Gömülen'den çok Ölü Yaşayan'dı o... Hayatını araştırırken tesadüfen fark ettim ki Yılmaz Güney ile aynı mezarlıkta yatıyor: Pere Lachaise. Kendi ülkesinden yasaklı, kendi ülkesinden sürgün, kendi folkloruna bu kadar düşkünken bu kadar ırak bırakılmış çok az isim vardır sanırım. İnsan İranlı değil de Avrupalı olsa
Hikaye-Öykü
Diri GömülenSadık Hidayet · Saltokur Yayınevi · 20213,126 okunma
Mountolive
9/10
·350 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
Lawrence Durrel İskenderiye Dörtlüsü Mountolive Bütün kitaplarda giriş gelişme sonuç ya da serim düğüm durum ya da değişmiş sonuçlar vardır.boyleyse bu dörtlü de üçüncü kitap olan #mountolive de düğümlere giriyoruz,aşkların,bir takım flortlesmelerin arkadaşlıkların altında siyasal duzlemlerde ki dengelerin ve çıkarları gösteriyor.Bu kitap da da bir kayboluş yitis var,yazar Pursewarden in elçilik adamı olduğunu ve acı bir gerçeği ogrendiginden tüm planlardaki kendi gorememezligine cezayı kestiği den bir intihar vakasını görüyoruz.Mounrolive iyi arapcasiyla Mısır'a aşık bir diplomat yıllar sonra tekrardan misrira atandiginda önce Nessim in annesi Leyla ya kavuşacağından sevinse de bölgede kaynayan sular ve tuğgeneral,Memlûk pasalar mısır in kralı Fransız ve İngiltere hükümetine yapılacak raporlar ve Naruz un Filistin e gönderilecek silahlarla tüm dengelerin bozulduğunu gerçekten bir düğümler silsilesinin içinde debeleniyorsunuz.ama o merak ne güzel bir merak ki Naruz u kim öldürdü kimler iç etti,bundan sonra nessim ve justine nin evlilikleri ve adanmışlıklari nasıl bir yön alacak, Mountolive diplomat olarak duygularına yenik düşmeden doğru kararlar verebilecek mi?bölge için mi doğru kararlar, güçlüden yana olan bir zihniyet için mi işe yarayacak kararlar?kimdir bu adaleti sağlayan kendi çıkarları için halka eziyeti umursamayan üst tabakanın dünyanın en üst tabakalarla el ele kol kola öğrenim gören cocuklriylar daha da milletinden özünden uzaklassin diyen adaletsiz ama zengin, olanların dediklerimi doğru kararlar.NOKTA. Serinin en can alıcı kitabiydi oldukça hareketli tempolu bir o kadar da cozumleyiciydi.Kaosu ilikilerinize kadar hissediyorsunuz çöllerin kumu kadar gerçekti.Filistin, Yahudiler,hristiyan Kiptiler ve muslumanlar kör,sağır, sıcak,ve terle bulanmış zengin
Edebiyat & Roman
MountoliveLawrence Durrell · Can Yayınları · 2022385 okunma