10/10
·512 syf.··
2025 1. kitabı
Üstad Necip Fazıl'ı bilmeyen yoktur. Kendisinin çoğu şiirini ve sözünü ilkokuldan itibaren öğreniyor, ezberliyoruz. Benim de hayatımda ilk ezberlediğim şiirler Üstad'ın şiirleriydi. Lakin bu kitabı okuduktan sonra Üstad'ın çok bilinen şiirlerinin yanı sıra daha az bilinen şiirlerinin de inanılmaz derecede kaliteli olduğunu fark ettim. Kaleme yön, nizam, şekil vermek kalemi hakkıyla kullanmak bu olsa gerek. Benim şahsi fikrimce kitaptaki hiçbir şiir kötü değildi. Hepsi inanılmaz güzeldi ve çok derin manalara sahipti. Normalde bu kitabı rahatlıkla bir günde bitirirdim ama okuduğum her cümlede anlatılmak istenenin üzerinde o kadar çok kafa yordum ki bitmesi birkaç gün sürdü. Böyle hemen bitirmemekte bence en iyisi oldu çünkü kitabı sindirerek okumuş oldum. Bence şiirle ilgilenen, şiir seven, şiir yazan ya da yazmak isteyen herkesin okuması gereken bir eser. Kitapta beni şiirlerin yanı sıra kitabın sonunda bulunan Poetika da çok etkiledi. Sonda Üstad şiirin nasıl yazılması ve niçin yazılması gerektiğini başlıklar altında maddeler halinde sıralamış. Kitapta bulunan şiirlerin içinden en çok Allah ve Peygamber sevgisini işleyenleri beğendim. Gerçekten aşkın, sevginin fani bedenlere ait olmadığını, gerçek aşkın ancak ve ancak Allah ve Rasulüne ait olabileceğini birkez daha anladım. Kitaptaki şiirler çok çeşitli: ölüm, insan, Allah, şehir, Tabiat, korku vb. birçok konuda şiir mevcut. Hepsi harika. Herkese okumasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
1000Kitap
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
7/10
·468 syf.··
2026 116. kitabı
İlk bakışta oldukça sıra dışı bir fikir üzerine kurulu gibi görünse de, aslında anlatılan şey çok tanıdık sevdiğin birini yavaş yavaş kaybetmek. Lewis'in bir köpek balığına dönüşmeye başlaması fantastik bir unsur gibi dursa da Emily Habeck, bu dönüşümü bir hastalık, bir ayrılık ve kaçınılmaz değişimin metaforu olarak kullanıyor. Kitabın anlatımı sessiz, kırılgan ve yer yer melankolik. Duygularını büyük çıkışlarla değil, küçük anlar ve ince detaylar üzerinden aktarıyor. Ancak bazı bölümlerde hikayenin duygusal etkisi oldukça güçlü olmasına rağmen anlatımın biraz durağanlaştığını hissettim. Bu nedenle kitap bende beklediğim kadar derin bir iz bırakmadı. Yine de anlatılan şey aslında hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı bir gerçeklik İnsanlar değişiyor. Bazen fiziksel olarak, bazen ruhsal olarak, bazen de hayatın onları sürüklediği yön yüzünden. Ve çoğu zaman onları eski halleriyle tutabilmek elimizden gelmiyor. Kitap tam da bu kabullenişin hüznünü ve çaresizliğini anlatıyor. Yazarın kullandığı metaforları başarılı bulsam da bazı noktalarda karakterlerin ve hikayenin daha derine inmesini isterdim. Buna rağmen sevginin, vedanın ve değişim karşısında duyulan çaresizliğin işlendiği farklı bir roman okumak isteyenler için kesinlikle şans verilebilecek bir kitap.
Köpek Balığı KalbiEmily Habeck · Artemis Yayınları · 202484 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·240 syf.··
2026 89. kitabı
KAN DAVASI . #reşatnurigüntekin in edebi yolculuğunun son eserlerinden biri " Kan Davası ". Ölümünden sonra yayınlanan toplumsal bir eleştiri romanı . Ömer'in hikayesi askerlik dönüşü karşılaşıp konuştuğu ona su veren çocukla yön buluyor. Onun peşi sıra Yukarı ve Aşağı Sazan olarak ikiye ayrılmış Bozova da kalmayı kabul ediyor öğretmen. Ama bilmiyor ki büyük bir nefretle çizilmiş bu iki yakanın arası: #kandavası . İdealisttir Ömer Öğretmen, merhametlidir. İki köyü barıştırmak, çocukları okumaya başlatmak için çabalar bu hikayede. Doğanın eşsiz tasvirleri ile her satırda geçmiş şerit gibi akar gözümüzün önünden. Belki de en çok can acıtan, hala bu davaların sürdüğünü bilmektir bizlere. Okurken keşke Ömer Öğretmen son uğraş veren olsa, bitmiş gitmiş olsa bu olaylar derken yurdumuzun belli kesimini düşünüp üzülmemek elde değil malesef... Savaştan çıkmış yorgun Anadolu insanının, toplumsal yaralarının, cehaletin, yoksulluğun ve eğitim yoluyla değişen yaşamların mücadelesini kalemine her kitabında hayran kalarak okumak şahane bir duygu. Bir yanda vicdan ve merhamet, bir yanda ezeli bir rekabet. Ve bilginin gücünü silaha karşı kullanan bir öğretmen. Ömer'e destek olan Murat , sert görünen tehlikeli Müslim ve felakete götüren Osman ve Fettah!! Toplumsal yaramıza tuz basan kitap, Reşat Nuri'nin enfes betimlemeleri ve sevginin_bilginin ve sabrın yolumuzu aydınlatan ışığıyla neler yapılabileceğinin göstergesi. Yine yeni yeniden hayran kalarak #iyiki okudum .
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 87. kitabı
İSTEDİĞİM İNSAN OLMA YOLUNDA . Zihnin ve bedenin alışıldık reflekslerle devreye girmesi tepki vermek mi yoksa muhakeme edip yanıt vermek mi ? Anlık bir refleks olan tepki, bizi çoğu zaman rahatlatır; fakat uzun vadede değerlerimizden uzaklaştırabilir. Yanıt ise her zaman konforlu olmasa da, daha bilinçli ve uyumlu bir yön sağlama potansiyeli taşır bizlere. Işte, " istediğim insan olma yolunda" atılabilecek en temel adımlardan biri; ne zaman otomatik bir tepkiye kapıldığımızı, ne zaman bilinçli bir yanıt verebildiğimizi fark etmektir! Çünkü bu farkı yaratan, ne yaşadığımızdan çok, yaşadıklarımız karşısında neyi, nasıl seçtiğimizdir. Din de, psikoloji de benzer bir soruya hizmet eder aslinda: " Nasıl yaşamalıyım? "Bu durumda bizimle yol alacak bir psikoloji bilimi, bir de psikoloji bilimine dair tasavvurumuz var elimizde. Ahlaki tercihlere zemin hazırlayan bilgiyi sunan bilim, " Ne olur? " derken; Ahlâk ise " Ne yapılmalıdır? " der. Psikoloji, insanın nasıl davrandığını, hangi koşullarda ne tür tepkiler verdiğini, hangi örüntülerin tekrar ettiğini incelerken, din ise insanın niçin yaşadığını, hangi yöne yürümesi gerektiğini, neyin değerli olduğunu bize bildirir. İnsan, neye sahip olduğu kadar, sahip olduklarıyla ne yaptığı üzerinden de değerlendirilir. Kendisini acıya ve zorlanmaya davet eden deneyimlerden kaçınma eğilimindedir. !! Bizlerin ana besini olan bağ kurma, zayıflık ve korkaklık olarak gösterilerek insanın kendisine yeteceğinin, kimsenin sevgisine ihtiyaç duymadığının, güçlü hissetme beklentisiyle tezat oluşturuluyor. Oysa ki en önemli şey birilerine ihtiyaç duyduğumuzun farkına varmışken bunu bizi değersiz yapmayacağını da anlayabilmek. Ve önemli olan iyi gelen ya da gelmeyen insanlardan ziyade, ilişkilerimizde neye tahammül edip, neye sınır koymamız
İstediğim İnsan Olma YolundaEsra Oras · Timaş Yayınları · 202625 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 51. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:02
Adil Yakubov, kitabın sunuş kısmında okura "Mukaddes'e âşık olacaksınız." diyerek başlıyor. Bense kitaba başlarken gençlik ve aşk üzerine kurulmuş bir hikâye okuyacağımı düşünmüştüm. Ama gordum ki, yalnızca bir aşk hikâyesi değildi okuduklarim, gençlerin gelecek kaygıları, eğitim hayatında karşılaştıkları engeller, verilen kararların insan hayatındaki etkileriyle karşılaştım, tıpkı günümüzde yasailan sorunlar gibi.. Şerif'in yaşadığı kararsızlıklar; 'hemde ne kararsizlik'... geleceğine yön verme çabası ve zaman zaman içine düştüğü çıkmazlar hikâyenin en etkileyici kısmı bence.. Karakterlerin hata yapmaları yaptiklari hatalariyla yüzleşmeleri gerçekçiliği çok daha çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu. Şerif ve Mukaddes'in sınav süreci; Şerif'in, Mukaddes'e duyduğu ilgiyle aldığı yanlış karar birçok şeyin başlangıcıydı asilnda. Ancak hikâyeyi bitirdiğimde kendimi Mukaddes'ten çok Şerif üzerine düşünürken buldum. Bence kesinlikle bu hikayede yanan Serif oldu.. Çünkü onun hikâyesinde kötü niyetle hareket eden birini değil; duygularına yenilen, bir hata yapan ve o hatanın sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan biri vardı.. Bu nedenle yaşananların sonunda en çok üzüldüğüm karakter de Şerif ti.Şerif'in taşıdığı yükün ve yaşadığı kaybın satır aralarında daha derinden hissedildiğini düşündüm. Belki de yazarın amacı buydu; Mukaddes'i anlatırken okurun Şerif'i de görmesini sağlamak... "Mukaddes'e aşık olacaksınız" diye yapılan vurgu, okuru; bir aşk hikâyesinen ziyade gençliğin, yapılan hataların, vicdanın ve insanın kendi yolunu bulma çabasının hikâyesiydi. Kısacık bir kitap ama etkisi kocaman olanlardan Ve okuyup bir kenara bırakmak değilde üstünde uzun uzun konuşmaya yönelik konusuyla oldukça etkiledi beni Yürekten tavsiye ederim Okuyun bu kitabi
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000139 okunma
Sessiz Çığlığın Adı: LAYLA
10/10
Bu kitapta, "göz ucuyla bakıp geçtiğimiz yüzlerde bazen koca bir coğrafyanın sessiz çığlığı saklıdır". Gerçeklerden uyarlanan Layla, tam da bu çığlığın, o sessiz yakarışların yazıya dökülmüş halidir. Sadece dört duvardan ibaret konfor alanından çıkıp gerçeğin izini sürmeye cesaret edenler için kaleme alınmış, sarsıcı ve derinlikli bir eser. Kitap, bir uçak yolculuğunda yan yana yolculuk yapan Deniz ve Layla’nın tanışmasıyla başlıyor. Ancak bu sıradan tesadüf, sayfalar ilerledikçe okuru Ortadoğu'nun acı dolu yakın tarihine götürüyor. Son derece akıcı bir dille yazılan bu romanda, ABD’nin Irak’ı işgali sırasında masum sivillerin üzerine çöken o zifiri karanlığı, bizzat bu cehennemi yaşayan Layla’nın kendi anlatımıyla dinliyoruz. Yolculuk boyunca süren duygu yüklü sohbette; Layla’nın kardeşini kaybetmesinin yürek yakan acısına, Savaşın ortasında savunmasız bir kadının maruz kaldığı insanlık dışı tecavüz travmasına, Dünyaya "değişim" adı altında yön veren güçlerin sivil halklar üzerinde yarattığı o yıkıcı tahribata tanık oluyoruz. Layla, okuruna pırıltılı, şatafatlı ya da içi boş bir kahramanlık hikâyesi vadetmiyor. Aksine, savaşın sivillerin ruhunda ve bedeninde açtığı, telafisi imkânsız yaraları tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor. Kalbiyle ve düşünceleriyle insan kalmakta direnenlerin, o sessiz yakarışlara kulak tıkamayanların mutlaka okuması gereken, uzun süre etkisinden çıkılamayacak, çok güçlü bir roman. Layla Gökhan Şahin
Roman
LaylaGökhan Şahin · Kitapresso Yayınevi · 202510 okunma