Yusuf Demir

Yusuf Demir
@yusufdemir1986
Her durum kendine özgüdür. Tüm genellemeler tehlikelidir, hatta bu bile.
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2018 15:21
Ben bu kitapta; başkalarının eskilerini giydiği için hep utanan, farkedilmemek için derste parmak bile kaldırmayan, başkalarının verdiği defterlerin kullanılmış sayfalarını yırtıp kimseye göstermediği yazılar yazan, arkadaşlarının arasına giremediği için sürekli kitap okuyan ama kitap alacak parası bile olmadığı için kütüphanedeki az sayıda kitabı defalarca okuyan ve bütün bunlara rağmen ufacık bir şeyde mutlu olabilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; en büyük utancı, mağazanın vitrininde gördüğü o çiçekli önlüğü alamadıkları için ne kadar üzüldüğünü yazarken elindeki kağıdı alıp tüm sınıfa okuyan bir sosyal bilgiler "öğretmeni" ve tüm sınıfın bakışları altında ezilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; evde ekmek yok diye beslenme götüremeyen, bütün gün boyunca su içen ve beden dersinde dayanamayıp bayılan bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; aşağlayan gözler, aşağılanan bir masumiyet gördüm.. İnsanların kendi seçimleri vardır. Birde seçemedikleri.. Cinsiyetimizi seçemeyiz. Irkımızı biz belirlemeyiz. Hangi ailenin çocuğu olacağımız sorulmaz bize. Ve kimseye doğduğu zaman büyük bir zenginlik verilmez. Kim yoksul olmak ister ki? Kim aç kalmak, kim eski kıyafetler giymek, kim aşağılanmak ister? Bu bir seçim değil, bu zaruriyettir. Seçilemeyen bir şey nasıl kusur olabilir? O çocuk istemedi ki yoksul olmayı. Neden yoksul olduğu için sustu? Neden aşağılandı? Bazı insanlar gece gündüz çalışır, kurtulamaz fakirliğin pençesinden; bazı insanlar yan gelip yatar, paralar içinde yüzer. Sonra cebindeki iki kuruş parasına güvenen, parasızı ezer. Bu adaletsizlik mi? Evet adaletsizlik. Ama bu sadece adaletsizlik değil, bu bizim insanlarımız. Bu biziz.. Dostoyevski'nin ilk romanıyla başlıyorum onu okumaya. Ve iyiki diyorum, iyiki bu kitapla başlamışım. Kitaba çok fazla inceleme
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Yusuf Demir
yaklaış 9 yıl önce yazılmış inceleme.... belkide de inceleme yerine iç ses diyeceğiz... bence bu kitap sizin yüreğinizin dehlizlerinden fışkıran, bir nehir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2017 53. kitabı
Spoiler olabilir siz yine de bir okuyun da gelin. Yine Stefan Zweig yine tek atımlık ama sindirmesi zor,düşünce bağırsağında emilmesi daha da zor bir başyapıt. Ama dikkat çekilmesi gereken nokta bu kitabın aslında Zweig'in kaleminden çıkmamış olduğudur. Ayrıntılı bilgiyi inceleme altındaki yorumda vereceğim. :) Bir an için çok çok aç olduğunuzu düşünün, yıllardır bir şeyler tüketmişsiniz ama hiçbir şey yememişsiniz, arayış içindesiniz ve sonra çok lezzetli ama küçücük bir tatlı(hadi baklava olsun) atmışsınız ağzınıza, bitmesin diye hareketsiz bekliyorsunuz ama eriyor, tükeniyor sonunda. İşte kitap bitince uzun zamandır hissetmediğim bu hissi tattım tekrardan. İşte dedim, incelemeye değer bir kitap. Hepimiz hayatımızın bir döneminde bir tükenmişliğe doğru ilerleriz, yaşamın anlamsızlığı bir yana bizim yüklediğimiz, gerçek olmasını umduğumuz, hayat dağına tırmanırken kullandığımız kamamız olan anlamımız elimizden kayıp terk eder bizleri. Duygusal bir donukluk sendromuna tutuluruz, bazısı için her şeyi yapacak parasının olmasıdır sebep; bazısı içinse hiçbir şeye sahip olamamanın acısıdır. İntihar düşüncesi de geçer zihnimizden, sanki varlığını yok olarak kanıtlamak mümkünmüş gibi. İşte bunun son bulduğu, zamandaki bir kopma noktası vardır, Zweig buna olağanüstü bir gece demiş. Hepimizin böyle bir gecesi vardır (ya da olacaktır) kim bilir. O andan sonra başka biri oluruz,hayatımızın geri kalanında o gecenin izini taşırız. Eğer o bilet ayağımızın dibine düşmese o gece belki de hiç gerçekleşmeyecekken, kaderimiz üzerindeki etkimizin bir yanılsamadan ibaret olduğu daha iyi nasıl suratımıza çarpılabilir ki? Yalnızlığın insan ruhunda uyandırdığı dalgalanmaları bu kadar güzel ortaya koymak, betimlemeler ve karakter analizlerindeki derinlik kendisinin bir Freud hayranı
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,8bin okunma
Yusuf Demir
elinize, yüreğinize sağlık.
Puan vermedi·132 syf.·
2022 45. kitabı
Biraz bilim kurgu, biraz distopik biraz da fantastik bir roman olsun . Kaliteli psikolojik ve sosyolojik tahliller içersin, üstelik ibretlik mesajlar da versin. Bütün bunların yanında arka planda okuyucuyu bazen gülümseten, çoğu zaman hüzünlendiren en çok da düşündüren ağır bir hiciv olsun derseniz, işte size Köpek Kalbi. Bolşevik devrimi sonrasında 1925 yılında Bulgakov tarafından yazılmış bir Rus klasiği. Diğer klasikler kadar meşhur olamasa da dünya edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Mihail Afanasyeviç Bulgakov, Sovyet Rus roman ve oyun yazarıdır. 1891 yılında Ukrayna Kiev'de doğdu.Tıp eğitimi aldı ancak güçlü edebî yeteneği sayesinde doktorluğu değil yazarlığı meslek olarak tercih etti ve bu seçimi, hayatının sonuna kadar maddi sıkıntı içerisinde yaşamasına neden oldu. Çünkü yazdıkları, Sovyet rejiminin ilkeleriyle örtüşmüyordu. O hicivden , devlet ise katı sansür politikasından geri adım atmadı. Köpek Kalbi romanı da bu sansürden nasibini aldı ve dönemin iktidarı Stalin tarafından yasaklandı. Kitap, ilk defa 1967 yılında Amerika'da yayımlandı. Rusya'da ise ancak Bulgakov'un ölümünden 47 yıl sonra, 1987 yılında okuyucularıyla buluşabildi. Roman, sokak köpeği Şarik'in içler acısı hikayesiyle başlar. Her ne kadar kitabın konusu ilk bakışta, İnsanların ömrünü uzatmak ve onları gençleştirmek için uçuk deneyler yapan ünlü bir profesörün, bu sokak köpeği üzerinde yaptığı deneysel çalışma ve sonrasında başından geçen ilginç olaylardan ibaret bir bilim kurgu gibi görünse de, Bulgakov, sembolik bir üslup ile, bu hikaye üzerinden , öncesi ve sonrasıyla Bolşevik devrimini eleştirir. Şarik, Rusya'nın sert soğuğunda, açlık ve sefalet içinde, insanlar tarafından itilip kakılan yaralı bir sokak köpeğidir. Kendisine bir parça sucuk veren
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
Yusuf Demir
elinize yüreğinize sağlık. çok kısa/ öz bir yazı olmuş.
Bir Sayı Sadece!
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2020 11:52
Fransız ihtilalini Charles Dickens anlatımıyla buluşturan bu kitaptan bahsetmek istiyorum sizlere. İnsanlık tarihinde bu kadar derin izler bırakmış bir dönemi çok önem verdiğim bir yazarın kaleminden okumuş oldum. Bu açıdan memnunum. Ama yazmak öyle değil, bu kadar bilinen bir kitaba, hem de 457 tane inceleme yazılmışken niye bir şeyler yazalım ki! Evet sadece sert bayana kalsa, Fransa’nın tepesindeki bir giyotinin hikayesini okumuş olurduk. Neler söylenmemiş ki giyotin için, sert bayan demişler önce, hatta “milli ustura” koymuşlar adına. İyice kanıksamışlar artık, şakaya vurmuşlar işi. Baş ağrısına iyi geldiği, saçların ağarmasını önlediği, cilde özel bir zarafet verdiğini söylemişler. Örgüsünü örüp, yemeklerini yerken, toplu idam kararları onaylanmış jürilerde. Belli sayı hedefleri koymuşlar kendilerine. Hep birlikte karar verirken vicdan sorun değil nasılsa! Coşkuyla verilen bir idam kararından sonra tekrar daha büyük bir coşkuyla bu kararın bozulmasına sevinebilirler. İnsanların duyguları o kadar değişken ki, nabzı yakalamak asıl mesele. İnsanların görüşünü topluca etkilemek, tek tek ikna etmekten daha kolay sonuçta. Anne, baba, eş, çocuk, arkadaş, komşu değil bunlar. Bir sayı sadece, 50,51,52…Tarihsel olarak önemli bir dönem, ama yazıyorsam bundan değil. Neden yazmak istedim diye soracak olursanız; Lucie o duvarın kenarında bekledi ya günlerce dokundu yüreğime, yazmak istedim. Sait Faik gibi, deli olacaktım yoksa! Ben şimdiye kadar batıda bir aşkın böyle anlatıldığına şahit olmadım. Hayır, Zweig demeyin bana, bu başka! Kendi görmeden sevgilisinin görmesi için günlerce, saatlerce bir sokağın köşesinde dikilmek, hem de korkunun hüküm sürdüğü can pazarı kurulmuş sokaklarda! Böyle karşılıksız, fedakârca bir aşk Leyla ile Mecnun’a yakışırdı ve bunu en iyi Fuzuli
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
Yusuf Demir
Kitapin dili oldukça akiciydi, durup durup burda yazar ne demek istemiş diye dönmedim. Bu benim için oldukça önemli:) Sadece hapishaneden kaçış bölümü çok amatorceydi, kitabın yer yer gerilimi yukarıya tirmandirmaya çalışmış olması, doruk noktasında bunu yasatmamaliydi diye düşünüyorum :) Kitaptan beklentim çok yüksekti belki ondan biraz hayel kırıklığı yaşattı bana, fakat devrimin nasıl gerçekleştiği, getirileri / götürülerini gözler önüne sürmesi gayet güzeldi. Eline sağlık abi, güzel bir inceleme olmuş. Yazarin duruş yeri bakış acinida ayrıca cebime koydum ;) kullanacağım :)
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi - İncelemesi
9/10
·456 syf.··
2018 53. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2018 18:03
Sizce 21. yüzyılda insanlığa yönelik başlıca tehdit nedir: kamusal/kişisel finansal erimeler, ülkeler arası nükleer savaşlar veya altından kalkılamayacak kadar etkileyici olan ekolojik felaketler veya epidemik hastalıklar? Yazar Yuval Noah Harari'ye göre cevap, yukarıdaki seçeneklerden hiçbirisi değil. Tüm bunların yerine, en büyük varoluşsal mücadelemize yönelik tehdit bugünkü adıyla “Dataizm” olarak bilinen (tekno-din) den gelecektir. Hala ikna olmadınız mı? O zaman hep birlikte incelemeyi okumaya devam edelim. Yola “önemsiz bir hayvan” olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor? İsrailli bir profesör olan Harari, dünyada en çok satan Homo Sapiens kitabıyla, biz insanların dünyayı fethetmek için 6 bin yıllık hikâyeler ile bilinçli bir şekilde, kolektif mitleri (tanrılar ve para gibi) kullandığımız konusunda dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır. Şimdi, Homo Deus kitabında, bu eski mitler, yapay zekâ ve genetik mühendisliği gibi yeni “tanrısal” teknolojiler ile birleştirildiğinde neler olabileceğini ihtimallini araştırıyor. Unutmayın; olasılıklar, onu hafifletmekten daha da ürkütücüdür. O zaman önce iyi haber ile başlamaya ne dersiniz? Biz insanlar binlerce yıldır esas olarak kıtlık, veba ve savaş hakkında endişelere sahiptik. Bu yazdıklarımın üçü günümüzde hala var, ama o zaman ile bu zaman arasında olan değişim (evrim) süreci sayesinde, bu az önce yazdıklarım biz insanlar için artık “yönetilebilir/çözülebilir” birer problem oldular. Benim için kitabı mükemmel bir şekilde ifade eden, etkileyici pasajlardan birisi: “Tarihte ilk defa çok yemekten ölen insan sayısı, gıdasızlıktan ölen insan sayısından daha fazla. Enfeksiyona bağlı ölümler azalırken yaşlılığa bağlı ölümler giderek artıyor; askerler, teröristler ve suçlular
Felsefe
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Yusuf Demir
Elinize sağlık, kitabı bitirdim ve diğer kullanıcıların incelemelerini okurken sizin ki çıktı güzel de olmuş :)