N

N
@zamangemisi

N

, bir kitap okudu
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Namık Kemal
7.9/10 · 5,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zafer her şeyi örter mi?
6/10
·320 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 18:38
Çok güzel başlayıp kötü ilerlemesi üzücüydü. Hindistan seferi son derece etkileyiciydi. Çıplak Hintli ile Timur’un konuşmaları, hatta Siva’nın çıplak Hintlinin elinde geleceği gösterişi, fillerin üzerine develerle gidiş, dağlardan ‘uçarak’ geçiş… O bölümlerde gerçekten büyük bir komutanın zekası, cesareti, ihtişamı hissediliyordu. Keşke böyle devam etseydi. Ne yazık ki kitap bambaşka bir yönde ilerlemeye başlıyor. Altmış yaşlarındaki Timur'a bir mektup geliyor: 'Kızımla evlenmenizden çok mutluluk duyarım' diye. Bu kız da güzelliğiyle her yerde adını duyurmuş on beş yaşında bir kız. Yaş farkından dolayı duruma olumsuz bakan Timur, yine de gidip kızı görmek istiyor. Tacir kılığına girerek kızın evine gidiyor. Kızın güzelliğinden büyüleniyor ve evlenmek istediğini söylüyor. Kızın istemediği her halinden belli olsa da, en başta kimliğini gizlemeyi tercih eden cihangir, kendisinin Timur olduğunu söyleyerek kıza tekrar düşünmesi için zaman tanıyor. Kızın isteği olmadan evliliğin olmayacağını söylese de, ismini ortaya koyması, tehditkar halleri aslında kıza pek de açık kapı bırakmıyor. Tarihi roman deyip geçmek istedim. Ama gözümün önüne ihtiyar bir adamın küçücük kızı öpmeye çalışıp ‘küçük’, ‘çocuk’ diye hitap etmesine rağmen güzelliğinden büyülendiği için evlenmekte ısrar etmesi gelince rahatsızlığım had safhaya ulaşıyor. Belki bunlar erkekler için rahatsız edici olmayabilir ancak hayatı boyunca sözlü, fiziksel ya da göz temasıyla dahi olsa tacize uğrayan biz kadınlar için oldukça tetikleyici diye düşünüyorum. Bu gibi konuların romantize edilmeye çalışılması beni rahatsız ediyor. Evet, aşkı çok güzel anlatan cümleler var, ama onların yaşlı bir adamın torunu yaşındaki kız çocuğuna kurulduğu da bir gerçek! Yanlış yaptığını içten içe bilmesine rağmen, o yoldan vazgeçmiyor.
Edebiyat & Roman
TimurlenkM. Turhan Tan (Mehmet S. Fethi) · Ötüken Neşriyat · 202128 okunma

N

, bir kitap okudu
6/10
·320 syf.··
6 günde okudu
·
2026 9. kitabı
M. Turhan Tan (Mehmet S. Fethi)
7.5/10 · 28 okunma
10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 21:27
Uzun zamandır beni bu denli düşündüren ve aynı zamanda zihinsel olarak rahatlatan bir psikoloji kitabı okumamıştım. Psikoloji denilince çoğunlukla Freud ismi öne çıkar ancak Adler’in dili çok daha anlaşılır, yaklaşımı ise insana daha yakındı. Onu okurken yalnızca bireyin iç dünyasını değil, bireyin toplumla ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi de aynı anda düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Adler’in en güçlü yanlarından biri, insan davranışlarını tek bir dürtüye indirgememesi. Kadın-erkek ilişkileri, toplumsal roller ve güç dengeleri üzerine yaptığı tespitler oldukça çarpıcı. Özellikle cinsiyet rolleri bölümünde, bugüne kadar daha çok kadınların “aşağılanması” üzerinden düşündüğüm bir meseleyi farklı bir yerden görmemi sağladı. “Bu dünyaya erkek olarak gelmek vardı…” cümlesini hep bir öfkeyle kurmuştum, erkeklerin çabasız bir üstünlüğe sahip olduğu düşüncesi içimde derin bir isyan barındırıyordu. Ancak Adler sayesinde fark ettim ki erkekler de sanıldığı kadar sağlıklı bir ruh hâli içinde değiller. Sürekli kazanmak zorunda olma, güçlü görünme baskısı ve kaybetme korkusu erkekler için adeta bir varoluş mücadelesine dönüşüyor. Toplumda çalışmayan, güçlü olmayan bir erkeğin yerini koruyamaması, saygınlık görememesi, bu baskının ne kadar yıpratıcı olduğunu gösteriyor. Yani mesele yalnızca kadın ya da erkek olmak değil, toplumun her iki cinsiyete de yüklediği rollerin ruhsal bedelleri. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta ise psikolojik sorunların kökeninde aile yapısının ve çocukluk dönemindeki ilişkilerin belirleyici rolüydü. Anne-baba tutumlarının, ilginin azlığı kadar fazlalığının da kişilik üzerinde kalıcı izler bıraktığını görmek sarsıcıydı. Çocuğun kendini ya aşırı güçlü ve ayrıcalıklı ya da değersiz ve yetersiz hissetmesi, ileriki yaşamda kuracağı tüm ilişkilerin
Psikoloji
İnsan Tabiatını TanımaAlfred Adler · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20247,7bin okunma
Yoksunluk ve aşırılık arasında
En yaygın olan iki çeşit hata vardır. Birinci hata, annenin, çocuğuna karşı olan görevlerini yerine getirmemesinden ileri gelir ve çocuğun hiçbir sosyal duyguya sahip olmaması gibi bir sonuç yaratır. Bu durumda, çocuk sanki düşman ülkesinde büyüyen bir yabancı gibidir. Eğer birisi böyle bir çocuğa yardım etmek isterde, bunun biricik yolu, çocuğun gelişmesi sırasında yoksun kaldığı anne rolünü yeniden oynamaktır. Onu bir insan haline getirebilecek tek yol budur. İkinci hataya belki de daha sık rastlanmaktadır. Bu hata şudur: Anne, görevini benimsemiştir; ama bu görevi öyle abartılmış ve aşırı bir şekilde yerine getirmiştir ki, sosyal duygunun anneden başka bir kimseye yönelmesi ve başka birine aktarılması imkansız hale gelir. Böyle bir anne, çocukta gelişmiş olan sosyal duygunun tümüyle kendisinde toplanmasına yol açar. Yani bu tip bir çocuk, yalnızca annesine ilgi duyar, geri kalan herkese karşı kayıtsız bir tavır takınır.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Psikoloji