İn dem ki ze şâirî eser nîst
Sultân-ı sühan menem, diger nîst
Şeyh Galip
[Şairane söze muktedir çok er yok zamanımızda; söz ülkesinin sultanı benim; bir yanlışlık olmasın!]
Unutmadım hiç pence-releri yarıya kadar griye boyalı sınıflarımızı. Çocuklar dı-şarıya bakamasın diye, hangi akla hizmetse. Hep delikler açmak istedim o boyalı pencerelerde. Kırmak değil, açmak. Gökyüzüne, masmavi semaya, buradan öteye uzanan öz-gürlük kapıları; içimize kapanmayalım, hepimiz birbirimi-ze benzemeyelim, aynılaşmayalım diye.
Gönlüm bir sevgilinin elindeki kaleme döndü; bu gece “ze” harfini yazıyor, yarınsa “rı” harfini yazacak. (Zer – altın sözü yazılacak; altına döneceğim, sararıp solacağım, ayarı tam altın kesileceğim.)
Özgürük, seçme hürriyeti olarak tanımlandığında daha fazla seçenek daha fazla özgürlük olarak takdim edilir.
Oysa "seçme paradoksu"bi- ze daha fazla seçeneğin ve opsiyonun otomatik olarak daha fazla mutluluk, tatmin, doyum ve huzur anlamına gelmediğini ve do- layısıyla özgürleşme sürecimize katkı sunmadığını gösteriyor.
İhtiyaçlara değil arzulara dayalı, yapay ve tüketim odaklı kurgulan- mış seçenekler, seçme hürriyeti duygusunu güçlendirebilir ama bizi özgurlestirmez.
Ölüme gözya dökmenin derecesi, ölümün kendi benliine
yaknlama derecesi kadardr. Bu yüzden en çok kendibenliimi-
ze yaknlaan varlklarn ölümüne alyor insan.