“S a n a n e d e n ‘Yiğido’ diyorlar, ikinci ismin mi?”
Sorum la birlikte kısık sesli bir kahkaha attı ve yine gamzesi gözlerimi aldı. “ Hayır,” dedi gülüşü silinmeden. Bakışları tekrar bana iliştiğinde yüreğim pır pır atıyordu . “Sivaslı olduğum için," dedi.
“Türkiye’de Sivaslılara ‘Yiğido* denir.”
Biraz utandım . A m a sonuçta bilmiyordum, böyle sormam doğaldı.
“Kulağa h o ş geliyor. Ben de yiğido diyebilir miyim?”
Kaşların ı olmaz der gibi havaya kaldırdı. “Yok. sen yiğidim de."
O n a b a k a b ak a, Yiğidim ,” dediğimde Yusuf Agâh’ın bakışlarında anlık b ir değişim sezdim . “Bu d a mı Sivaslılara söyleniyor?"
“Sayılır a m a herkese söyleyemezsin."
“Ya kime?"
“Çok iyi tanıdığın kişilere."
‘Anladım ,” d e d im .. “Yani sana ‘yiğidim* diyebilirim.”
Gülümsemesi genişledi. “N e zaman istersen
Sadece senin için ve yalnızca sana geldim. Sen beni çağırsan da çağırmasan
da hep gelirim. Çünkü olman gereken topraklar burası değil. Ve gönlüm, yanlış
yere uçan göçmen kuşunu asıl yuvasına götürmeden rahat etmeyecek.