Güç ve özgürlük.— Kadınlar kocalarına ne kadar büyük bir saygı gösterirlerse göstersinler, yine de toplum tarafından kabul edilen güçlere ve düşüncelere daha fazla saygı gösterirler: Kadınlar binlerce yıl boyunca her yöneticinin karşısına başları eğmiş, elleri göğüslerinde kavuşturulmuş olarak çıkmaya alışmışlardır ve kamusal otoriteye yönelik hiçbir başkaldırıyı onaylamazlar. Bu yüzden, böyle bir şey yapma niyetleri olmasa bile, tersine içgüdülerinden kaynaklansa bile, kadınlar kendilerini birer fren gibi her özgür ruhlu, bağımsız çabanın tekerleklerine bağlarlar ve bazı durumlarda kocalarını hayli sabırsız hale getirirler, özellikle de kocaları kendi kendilerini, kadınları bunu yapmaya iten şeyin temelde aşk olduğuna ikna etmişlerse. Kadınların bu yöntemlerin gerisindeki nedenleri yüce gönüllülükle onurlandırırken başvurdukları yöntemlere gelince; bu bir erkeğin tarzıdır ve fazlasıyla sık biçimde bir erkeğin çaresizliğidir.
...sanatçının aşkına gelince, saygıdeğer küçük hanımefendi, size açıklamaya çalıştığım kadarıyla Herr Leonhard Ettlinger elbette kötü bir örnek olarak gözünüzün önüne geliyor, o bir müzisyendi; ama iyi insanlar gibi âşık olmak istedi, bu da tabii ki onun aklıselimini biraz altüst etti, işte ben tam da bundan ötürü Herr Leonhard Ettlinger'in gerçek bir müzisyen olmadığını düşünüyorum. Gerçek müzisyenler gözdeleri olan kadını kalplerinde taşırlar, onu onurlandırmak için şarkı söylemek, şiir yazmak ve resim yapmaktan başka bir şey istemezler, kendini sevgilliye adamak konusunda bir tek centilmen şövalyelerle karşılaştırılabilirler, hatta masum zihniyetlerine bakılırsa, onlardan bile üstündürler; çünkü kalplerindeki kadına bağlılıklarını bildirmek için, eğer ortalıkta sunacaklanı devler, ejderhalar yoksa, en değerli insanları yere seren o kana susamış şövalyeler gibi davranmazlar!”
Sınırı geçiyorsun günü gelince
Nereden geliyorsun gittiğin yer neresi
Ne anlamı var yarının ve dünün anlamı ne
Diken değiştiriyor işte yüreği
Her şey anlamsız ve acımasız değil mi