Delalê dilê mino, çenda bêjim hêj û wê ve ye
Were were, şeql û hêla te pê ve ye
Gidî lolo, tu xweşmêrê min î, ez dilbera te me
Were bi şêxadî, kesk û sor û zera te me
Râgıb el-İsfahânî, Zería adlı kitabında öfkelenme durumuna göre insanların dört gruba ayrıldığını söyler. Birincisi ve en olumsuzu, çabuk öfkelenip zor yatışanlar... İkincisi, çabuk öfkelenip çabuk yatışanlar... Üçüncüsü, nadir öfkelenip zor yatışanlar... Dördüncüsü ve en hayırlısı, nadir öfkelenip çabuk yatışanlar...
Şirînê ber dilê mino, xwe bike ewrek reş û tarî
Hûrik-hûrik bibarîne ser vî warî, li vî aqarî
Lo lo gidî were tu malxwê be, ez kabanî
Ala evîniyê dîsa’ hilde ser vî serî, li ser wî banî
Delalê dilê mino, çenda bêjim hêj û wê ve ye
Were were, şeql û hêla te pê ve ye
Gidî lolo, tu xweşmêrê min î, ez dilbera te me
Were bi şêxadî, kesk û sor û zera te me
Xweşî û tenahiyê bîne dîsa’ bo vê malê
Bi derzîka min sêwîkê bixemlîne rengê alê
Çeto lawo, ez welat im, ez welat im
Lo lo gidî, her nûjen im, tirh û kat im
Li zozanê evîna dila’, bila helbin hezar çira
Di govenda min û te de, xwe hilavêjin bab û bira
Çeto lawo, tu xweşmêrek aştîxwaz î
Lê ko nebû, bi xwînê jî min dixwaz î
İslâm’ın başlangıcında Kureyş kâfirlerinin müslümanlara çektirdiği çile, bütün şiddetiyle devam etti…
Ammâr bin Yâsir’in annesi Sâmiye Hatun’a işkence edilirken Ebû Cehil yanına geldi ve bir vuruşla kadını şehîd etti. (İslâm’ın ilk şehîdi…)
Ebû Zer der ki:
> “Başlangıçta islâmını açığa vuranlar yedi kişiydi: Allah’ın Resûlü, Ebûbekir, Ammâr bin Yâsir ve annesi Sâmiye Hatun, Suheyb-i Rûmî, Bilâl-i Habeşî ve Mıkdâd…”
Allah’ın Resûlü’ne kolayca azâb edemezlerdi, zira O’nu amcaları Ebû Talib korurdu. Ebûbekir’e de bir şey yapamazlardı; o da soyunun himayesi altındaydı. Ama öbür, himâyesiz müslümanlara yapmadıklarını bırakmazlardı.
Müslümanları tutarlar, sırtlarına birer demir zırh geçirip yakıcı güneş altında bekletirlerdi. Güneşin demirde toplanan ateşi müslümanları eritirdi.
Bilâl’i yakalayıp çocukların eline vererek Mekke sokaklarında dolaştırırlardı. Bilâl, cefâ çektikçe “Allah bir, Allah bir” demekten başka söz söylemezdi. (İmam-ı Ahmed’in rivayetleri… Mücâhid’in rivayeti.)
Bazılarına göre Bilâl’in boynuna ip takarlar ve ipi çocukların eline verirlerdi… Hatta büyük mü’minin boynunu ip keser, alnına nişan bırakırlarmış… O yine “Allah bir, Allah bir”den başka kelime sarfetmezmiş…
Habeşî bir köle olan Bilâl kâfirden iğrenir ve bu derecede tahammül gösterirdi. İmanının zevki, ona azâbı duyurmazdı.
Allah’ın Resûlü’nü kâfirlerin azâbından kurtarmak için Hazret-i Ebûbekir, mü’min köle ve cariyelerden yedisini satın alıp azad etmiştir. Onlardan biri Zenîre adlı bir kadındır ki, îmânı kabul ettiği için çekmediği azâb kalmamıştır.
Bu kadına destanlık cefâlar yapılır ve sonunda şöyle derlerdi:
“İslâm’dan dön, kurtul!”
“Hayır,” derdi kadın; “ben kurtulmuşum!”
O kadar azâb ettiler ki kadının gözleri kör oldu.
Onlar şöyle dediler:
“Lât ve Uzza (put isimleri) seni kör