Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır.
Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Sevgi duygumuzu uyandıran üstün meziyetlerin söz konusu olmadığı hallerde dahi, çocukluk arkadaşlarınız her zaman sonraki dostların elde edemeyeceği bir kudrete sahiptir zihinlerimiz üzerinde. Sonraları düzeltilse de asla tamamen yok olmayan çocuksu taraflarımızı bilirler; güdülerimizin doğruluğuna bakıp, eylemlerimize dair daha kesin yargılara varabilirler.
Üzerinde yoğunlaştığınız çalışmalar sevgi hissinizi zayıflatıyorsa, basit şeylerden aldığınız, dışarıdan hiçbir şeyin karışmaması gereken tadı yok ediyorsa, çalışmalar uygunsuz demektir; yani insan zihnine uymazlar.
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı doymak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kalın sesli, ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu. Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.