Zeyneb

Zeyneb
@zeyneb_dn
Not defterim.
81 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Birdenbire bir türkü başladı yüreğinde... Başını kaldırdı kitabından, kulak verdi dört köşeyi dinledi. Türkü yüreğinden geliyordu. Yüreğini dinledi uzun bir süre, sonra türkü büyüdü, dört bir yandan gelmeye başladı. Türkü kitaptan da geliyordu. Uyuyan karıncalardan, körenin ağzından, duvarlarından da geliyordu. Dışarıya çıktı, türküyü dinledi, türkü yıldızlardan, aydan, geceden, kayalıklardan, otlardan, akan sulardan,esen yelden, göğün mavisinden, toprağın içinden geliyordu.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor.Hissediyorum... ama anlatamıyorum... Bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyorum ama konuştuğumda bir bebeğin ingaları gibi sesler çıkıyor ağzımdan, duygu ve duyarlıkları, okuyan veya dinleyenlerin içinde benzer duygu ve duyarlıklar oluşturacak şekilde sözle ya da yazıyla ifade edilmiş konuşmalara dönüştürmek büyük bir görev. Asil bir görev. Görüyorsunuz, yüzümü çimlere gömüp aldığım tek nefes bile binlerce hayal ve düşünceyle ürpermeme neden oluyor. Çünkü içime çektiğim her nefes, evrenin soluğu. Şarkı söyleyip kahkahalar atmasını, başarıyı ve acıyı, mücadeleyi ve ölümü iyi bilirim; yine de nasıl oluyorsa sadece çimlerin kokusu bile beynimde bazı görüntüler oluşturuyor ve ben bunları size, bütün dünyaya anlatmak istiyorum. Ama nasıl?
Bu nasıl bir hastalık? Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştur ve dünya ile bağdaşamaz. Sonraları bu hisler de kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünya'ya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez. Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Geriye dönüş kalmamıştır. Bomboş, kül rengi bir yüzle ve nefretle çevresine bakar, tıpkı duman adamlar gibi. Onlardan biri olup çıkmıştır. Hastalığın adına gelince, buna ölümcül can sıkıntısı denir.
Sayfa 268·Kitabı okudu
İnsanlar oyalansın, bu zümrelerin çıkarları önünde pürüz çıkarmasın diye önlerine çok gelişmiş oyuncaklar atılır. Onlar bu oyuncaklarla vakit geçirip oyalanırken, hakim güçlerde "malı götürmüş" olurlar. Bu kadarla da kalınmaz. Bir zaman sonra bu oyuncakların işlevini unutan zavallı yığınlar onlara tapınılacak bir şey olarak bakmaya, dahası hayatlarını oyuncaklarına adamaya başlarlar.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Züleyha dedi ki ..
Gel, sana gül bahçesi nedir göstereyim, göster gül bahçelerini göreyim. Sonsuzluk ne demekmiş gel ben de bil. Ne demekmiş sonsuzluk sende bileyim. Cennetin nasıl tamamlanır sana öğreteyim, nasıl tamamlanır eksik cennetim senden öğreneyim. Ben ki senin geldiğin çöllerin yüzlerce yıl susuz kalmış ceylânıyım, indim su içmeye senin kıyına. Susuzluktan ölmektense su içerken ölmek yeğdir bana. Tutuklayıp eylemimi, ruhumu özgür bıraktın. İçim ateş bahçesi de yasaklı serüvenim. Sarsılıyor kalbim yedi yerinden, bunca sarsıntıyı ben kazasız belasız nasıl geçeyim? Kan istiyorsan al işte eşiğindeyim. Razıyım öl bende, sende öleyim.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Edebiyat