Zeynep

Soytarılık maskesi ile gizlenen melankolik bir ötekinin hayat portresi
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Japon edebiyatına ilk girişimi bu kitap ile yapmış bulunmaktayım. Benim için ilgi çekici bir okuma oldu. Yazar Şuci Tsuşima’nın “Osamu Dazai” müstearı ile yazmış olduğu bir otobiyografik kitap. Dazai, bu kitabında “Yozo” adlı bir karakter ile kendi hayatının bir portresini bizler için çizmekte. Her ne kadar baş karakter Yozo ve Dazai’nin hayatı birebir benzemese de büyük bir paralellik olduğu söylenmekte. Toplumdan korkan, ondan uzakta kalmak isteyen, kendisini en baştan beri hayal kırıklığı olarak gören bir ötekinin hikayesi. Başkahraman Yozo kimsenin onu kendi benliğiyle kabul etmeyeceğini, onu o şekilde sevmeyeceğine küçük yaşta öylesine benimsemiş ve kabullenmişki yıllar boyunca takmak zorunda kalacağı bir maske oluşturmuş kendisine. “Soytarılık” dediği bu maske ile kendi iç dünyasındaki depresifliği, acıyı ve kederi herkesten saklamış ve soytarıyı oynayarak etrafındaki herkesi güldürerek kendisinin sevdirmeye çalışmış ve uzun bir süre boyunca da bunu başarmış. Yozo, herkesten ve her şeyden o kadar korkuyor ki bırakın insanlar ile iletişim kurmayı, onlar ile konuşmayı bile bilmiyor. Çok parlak bir zekası olmasına rağmen bunu soytarılığın arkasında gizliyor ve yegane amacını kendi iç dünyasında yaşadığı fırtınaları gizlemek olarak belliyor. Bir süre soytarılıkları ile yaşayan Yozo büyüdüğünde ise bazı şeyleri bu şekilde elde edemeyeceğini anlıyor. Çünkü kasten oynadığı bu soytarı rolünün ardındaki benliğini görebilen gözler olduğunu fark ediyor. Zira tam olarak o saatten sonra bakış açısı değişmeye başlıyor. Daha çok korkuyor. İçerisindeki zifiri karanlığı, gerçek benliğini başkalarıda görecek diye ödü kopuyor. Büyüdükçe kendi etrafını alkol, kadınlar ve başka kötülükler ile sarmaya başlıyor. Kendisini en dipte hissettiği ve kaybedeceği bir şeyinin artık
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·95 syf.··
2018 3. kitabı
Kör Baykuş şimdiye kadar okuduğum romanlar arasında en olağandışı olanlardan biridir. Anlamak, dolayısıyla da anlatmak çok zordur bu romanı. Her okumadan sonra, bu anlayamamaktan kaynaklanan anlatamamazlık öylesine çarpıcıdır ki, “sen anlamazsan, senin dediğin de anlaşılmaz,” diye bir not düşme gereği duyarsınız. Ama, kesinlikle oldukça doyurucu bir eser. Etkisinden uzun zaman kurtulamayacağınızı garanti veririm. Çünkü, imgeler ve gerçeküstü simgeler bakımından çok zengindir. Okur Kafka üslubunu sayfalar arasında kesinlikle hisseder. Okur, Kafka’nın imgelerle yarattığı Kafkaesk labirentinde ağır ağır aynı yönde ilerlerken, Hidayet’in labirentinin bir döngü olduğunu fark eder. Aslında fark etmez, hisseder. Ama bilir ki, her İkisinin de yarattığı, kayıp oldukları labirentlerden çıkmayı başaramayacaktır. Aralarında bir algılama farkı vardır. Kafka ağır bürokratik cehennemde bir hiçliğin içine hapsolurken, Hidayet kendi içinde kaybolur. Eserin temi, her bir bireyin kendi dışında var olan, kendisini çevreleyen dünyanın-dünyasının bilincine varma konusunda, hayatının merkezine aldığı bir var olma mücadelesidir. Ailesi, karşı cinsi, hemcinsi ve genel olarak şer şey. Bu temi dillendiren anlatıcıdan duyduğunuz her şey, sanki normal bir anlatıcının değil, sarhoş bir uyuşturucu bağımlısı zihnin hayallerinden, algılamalarından süzülür. Kocaman bir SANKİ'yi atlamamak gerek. Neden böyle düşünürüz? Çünkü anlatıcı, metinde, gerçek anlamda ne bir zaman ne de bir mekan hissi verir okura. Aslında mekan vardır. Ama zamana dağıtır onu. Lime lime eder .Hatta aktardığı olayların herhangi birinin cereyan edip etmediğini de anlayamaz okur. Aynı olaylar habire tekrarlanıp durur. Dönüşler, işte yukarıda değindiğimiz ouroboros labirentin, kısır-ouroboros döngünün içine hapsolur. Anlatıcının
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Heykel diyor ki : "kulağından gireni kalbinde saklayan kişi makbul kişidir ."
Sayfa 390·Kitabı okudu
“Gerçekten, hayat ne garip değil mi efendimiz, kimine nimet, kimine zahmet, kimi yürekte, kimi kürekte”
“Bir insana dengesini kaybettirip sonra da normal davranmasını bekleyemezsiniz.”