Ah bu kadın olmanın zorlukları…
Puan vermedi
Selam arkadaşlar, bu kitap size konforlu bir okuma koltuğu vaat etmk yerine, sizi Arnavutluk’un o vahşi ve baltayla kesilmiş dağ kanunlarının tam ortasına, Bekià’nın paramparça zihnine fırlatıyor… Kitapta ne düzgün akan bir zaman var ne de imla kurallarına boyun eğen cümleler var, yazar adeta karakterin travmalarından, bastırılmış çığlıklarından kendine has bir dil inşa etmiş… Özgürlüğünü kazanmak için kadınlığından vazgeçip bir "yeminli bakireye", yani Matija’ya dönüşen karakterin o büyük iç hesaplaşmasını okurken, aslında dışarıdaki erkek dünyasından kaçarken kendi içinde nasıl bir zindan yarattığına şahit olacaksınız… Tam da bu noktada hikayenin bir gazeteciye itiraf şeklinde aktarılması, akıllara Nawal El Saadawi’nin o sarsıcı eseri Sıfır Noktasındaki Kadın ’ını getiriyor. Tıpkı Firdevs’in idam hücresinde kendi gerçeğini çiğ bir dille haykırması gibi, Matija da maruz kaldığı ataerkil vahşete karşı aldığı o radikal ve uç kararı benzer bir yüzleşme tonuyla akıyor… :((( Kesinlikle okunmalı diyorum ben. Vesselam
Alıntı
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026104 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
"Zalimin mazluma kör zindan diye dayattığı hapishaneler, çoğu zaman bir kentin kütüphanesine meydan okuyacak kadar metnin filizlendiği bir toprağa dönüştü." Furkan Abi, gazeteciliğe 2018 yılında başlamış olsa da benim geçen yıl 19 Mart’tan sonra tanıdığım en onurlu insanlardan biri. Furkan Abi yazdıklarını hapisteyken sosyal medyada bizlerle buluşturmuştu. O zaman hepsini merakla okumuştum; şimdi o yazılar Mart ayında kitaplaştı ve bizlerle buluştu. Ben de Mayıs ayında kitap halini de bir çırpıda okudum. 3 kez yaşadığı bu tutukluluk süreçleri tabii ki keşke hiç yaşanmasaydı o ayrı ama o Silivri Cezaevi’nden yazdığı bu öykülerle iyi bir gazeteci olmanın yanı sıra iyi bir edebiyatçı olduğunu da kanıtlamış oldu. Lisedeki coğrafya hocamın çok sevdiğim bir sözü vardı, “elmas basınçla oluşur” derdi. Evet kâbus gibi bir süreçten geçiyoruz ama bu süreç bize gerçekten o kadar kıymetli insanlar kazandırdı ki, her karanlıkta bir aydınlık olduğunu görmüş olduk. Karanlık yeterince aydınlık :) Kitabını “onurunu kaybetmeyen tüm tutsaklara…” ithaf etmiş. Umarım onurunu kaybetmeyen tüm tutsakların bir an önce özgürlüğüne kavuştuğu ve “Bizim Burada Ne İşimiz Var?” sorusunu sormayacağı günler çok yakındır. Bu düzenin dişlerini kıracağımız günlere...
Bizim Burada Ne İşimiz Var?Furkan Karabay · Tekin Yayınevi · 20264 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Elinizdeki Kitap Aslında Daha Yazılmadı
Puan vermedi·336 syf.··
2026 9. kitabı
Eski zindanları gezdiniz mi hiç? Oralar karanlık, kasvetli, zamanın ağır ilerlediği yerlerdir. Arkadaşlarınızdan biraz ayrı kalsanız biri kolunuzdan tutup çekecekmiş gibi irkilirsiniz. Demir ökçe bana zindan gezisindeymişim hissini verdi. O kadar ağır aktı ki bağlantılar koptu. 2600’lü yıllarda bir kitap bulunur ve o zamanki tarihçi bu kitabı insanlara tarihi belge olarak sunar. Aslında kitabın yazılış fikri çok güzel. 700 yıl sonra bulunan bir kitabı bir tarihçi dipnotlarla anlatır. Gerçekte ise kitabın ana karakteri ve günlüklerin sahibi Ernest Avehard de günlükleri kitaba aktaran karısı Arvis Avehard de dipnotları düşen tarihçi de Jack London’dır. Üç katmanlı oluşu onun edebi yönünü arttırmış. Okuyucuya gerçek bir tarihi belge okuma hissi vermiş. Bütün bunlara rağmen kitabın içindeki insanların yaşadığı acının ağırlığı üstüme sindi. Okuma iştahımı kapattı. Velhasılı Jack London aradan yüzyıl geçmesine rağmen bu despotizmi satırlara mühürlemişki unutmayalım.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ÜMİTSİZLİKTEN KURTULUŞ YOLLARI" "Manevi hastalıklar içinde ilki ve en büyüğü yeistir. Kişinin fıtratı yaralandığında ilk ümitsizlik doğduğu gibi, herhangi bir konuda yaralanmış fıtratını tedaviye kalkışan kişilerin karşısına da ilk çıkan hastalık yine ümitsizliktir. Şeytanın âciz insanı en çok vurduğu nokta orası olduğu gibi insana ilk saldırdığı cihet de orasıdır. Üstad Bediüzzaman yeisi hem yapısı, hem yayılışı, hem öldürücülüğü noktasından, hem de manevi müşahedesine dayanarak "Seretan" (kanser) hastalığına benzetir." İnsan, madde ve manadan, ruh ve bedenden müteşekkil hassas bir varlıktır. Onu anlamaya çalışan her yaklaşım, bu ikili yapıyı ve aralarındaki derin etkileşimi gözetmek zorundadır. Aksi takdirde insana dair söylenen her söz eksik, her iddia temelsiz kalır. İşte bu bütünlük içinde insan hayatının en temel dinamiklerinden biri de ümitsizlik meselesidir. Ümitsizlik, ruh ve beden bağlantısına vurulan ilk ve en derin darbedir. Öyle bir darbedir ki, bazen en uzman gözler dahi onun teşhisinde âciz düşer. Öyle öldürücüdür ki, kişinin hem fiziksel hem de manevi hayatını sessiz sedasız katleder. Ümitsizliği bir karadeliğe benzetebiliriz: Tıpkı evrendeki karadelikler gibi etrafındaki her şeyi –umudu, enerjiyi, yaşama sevincini– yutar ve kişiyi kendi içine çökertir. Sonunda insan, kendi varlığını kendine bir zindan olarak hissetmeye başlar. Peki ümitsizlik nereden doğar? İnsanın ruhuyla bedeni arasındaki sağlıklı etkileşim bozulduğunda. Modern dünyanın insanı çoğu zaman beden üzerinden tanımladığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa insan yalnızca etten ve kemikten ibaret değil. Aynı şekilde sadece ruhtan oluşan bir varlık da değil. İnsan; beden ve ruhun birbirini tamamladığı, birbirinden ayrı düşünülemeyecek hassas bir bütündür. Yazar, yalnızca psikolojik bir meseleyi
Edebiyat
Ümitsizlikten Kurtuluş YollarıErdem Akça · Foliant Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 35. kitabı
Vazgeçtiğiniz ya da başka tercih yaptığınız için yaşayamadığınız hayatınızı değiştirme şansınız olsaydı ne yapardınız? Evet gerçekten de merak ediyorum böyle bir şansınız olsaydı ne kadar ileri gidebilirdiniz? Sizi bilmem ama Jason'in başına böyle bir durum geldiğinde ne yaptığını biliyorum artık. Jason, bir akşam arkadaşının daveti için dışarı çıktığında ailesini son kez gördüğünü bilmiyordu. Eve dönerken başına gelenler yüzünden kendini bir anda başka bir gerçekliğin içinde buldu. Acaba gerçek hayatı bu muydu yoksa birkaç saat önce yaşadığı mı? Herşey bir anda allak bullak olmuştu ve neyin rüya neyin gerçek olduğu belli değildi. Önünde ise kendisinin tasarladığı söylenilen bir küp vardı. Bu küp ile imkansızı başarmıştı, karısı ve oğlu ise hiç olmamıştı. İnsanın gerçeklik algılarını alt üst eden, okuduğu herşeye şüphe ile yaklaştıran ve ciddi anlamda akıllıca yazılmış bir kitap. Kurguyu da, ana fikrini de çok sevdim. Başlarda biraz fazla fizik terimi olduğu için zorlanabilirsiniz ancak sonradan kitap içine alıyor ve bir sonraki bölümü merakla bekliyorsunuz. Gerçekten baş döndürücü bir hikaye. Zindan Adası ve Inception filmlerini sevdiyseniz, bu kitabı da zevkle okuyacaksınız. Hatta bir ipucu vereyim, sanırım film projesi de yolda. Keyifli okumalar dilerim...
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018424 okunma
Surprise Motherf**kers!
10/10
·719 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bu incelemeyi yazmak uzun zaman aldı. Psikolojik olarak o havanın üzerimden kalkmasını beklemem lazımdı. The Butcher's Masquerade belki de serinin şu ana kadar okuduğum EN İYİ kitabı. HALA bu serinin neden bir yayınevi tarafından alınmadığını anlamış değilim. Yani ottan b*ktan o kadar çok şey çevriliyor ki böyle bir harikalar diyarının ısrarla geride kalmasına akıl erdiremiyorum. Uzaylı distopyası ve komedi unsurları içeren böylesine kral bir seri başka nerede var sevgili yayınevi çalışanları? Her neyse... Gelelim biricik Carl ve Donut'ın maceralarına. Beşinci kitap, zindanın altıncı katı; The Hunting Grounds. Namıdiğer Avlanma Alanı. Adından da anlaşılacağı üzere av ve avcı mantığı üzerine kurulmuş, her üç katta bir devasa bir prodüksiyonun zindanı yerinden oynattığı o nadir seviyelerden biri. Carl beyefendinin ilk hamlesi ile kitaba zaten dehşetül vahşet bir giriş yapıyoruz. Yani ilk sayfalardan böylesine yüksek bir aksiyonla başlanılması genel anlamda kitap için bir fikir oluşturuyor. Halihazırda asla aksiyonun bitmediği bir seride aksiyon bu sefer sınırları zorluyor desem yeridir. Biliyorum, şu zamanlarda bu incelemeleri okuyan öyle çok kişi yok. Bir kez daha bunu yayınevlerinin alıklığına veriyorum. Yoksa sekiz kitabı bir hafta içerisinde bitirecek öyle çok manyak var ki... Buraya incelemeleri okuyup kitaplar hakkında biraz da olsa bilgi almak için uğrayacak onca kişi için ben şimdiden tatlı bir girizgah hazırlıyorum kendimce. İyi veya kötü, en azından ben Carl'ın izinden gidiyorum kardeşim. Bir nevi Anarşistin Yemek Kitabı'na bırakılan notlar gibi... Ben de sizin eski zindan gardaşınızım. Gelelim bu kitapta olan genel olaylara. Öncelikle artık diğer gezegenlerden olan uzaylı psikopatlar oyuna dahil olabilecekleri bir alana sahipler. Yani spor niyetine bu
The Butcher's MasqueradeMatt Dinniman · Independently Published · 20221 okunma