olmadı, kısmet değilmiş albayım, mutfak temizliği ile olmuyormuş. uyanınca boynuma sarılmıştı uykulu kollarıyla. ben de bütün iş bundan ibaret diye sevinmiştim, esas meseleleri boş vermiştim, tabakların suları bile akmadan onları kurulamıştım, beni azarlamıştı, çünkü kurulama bezleri hemen ıslanmıştı, ondan azarlamıştı, beni bu kadar seven ve ikidebir kollarını boynuma saran kadın neden böyle önemsiz bir mesele için beni azarlamıştı? iyi niyetlerle iyi eserler verilemeyeceğini neden hatırlatmıştı? neden neden neden albayım"
"ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümseme yaratmak için ne uzun yollardan geçiyorsun. kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. oysa bazı insanlar oldukları gibi kalarak elde ederler istediklerini . ben kanımı damla damla süzerek veriyorum."
hiç olmazsa, istediği gibi yaşayamadı ama istediği gibi öldü, istediği gibi unutuldu kabilinden soğuk bir söz ederler arkamdan. tutunamayanların arasında bile yeri yoktu, derler. o kim, tutunamamak kim derler.”
bakışlarımı kaçırıp dışarı çıktım ve yürümeye başladım, tramvayların ve kentin insanın üstüne çığ gibi gelen dayanılmaz gürültüsüne kavuşmaktan hoşnuttum. ellerimi cebime sokup yürüdüm."