Bencil insan, bencil olduğunun farkında olmazsa ne olur, yani nasıl bir insan olur ve nasıl bir hayat yaşar? -Asık suratlı, yanına yaklaşılması zor bir insan olur. Öfkelidir. Geçimsizdir. İş birliği yapmaz. Her şeyde olumsuz bir niyet arar. İdeolojik saplantılar geliştirir.
Sayfa 169
1000Kitap
Harika bir giriş..
Aslında trajik bir çağ bizimkisi, bu yüzden onu trajik olarak görmeyi reddediyoruz. Büyük tufan kopmuş, yıkıntıların arasındayız şimdi, yeni yeni küçük yaşam alanları kurmaya, küçük küçük umutlar beslemeye başladık. Doğrusu zor iş; geleceğe uzanan düz bir yol yok şimdi, bunun yerine bir çember çiziyoruz ya da düşe kalka ilerliyoruz. Dünya başımıza yıkılmış olsa da yaşamak zorundayız.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ama o iş öyle değildi. Aşk zor, karmaşık ve acımasızdı, evet ama aynı zamanda kolay olması gereken bir şeydi; rahat ve güvenli olmalıydı. Adelaide’ın hissettiği şeyse bunların hiçbiri değildi, daha çok kalbi yavaş yavaş rendeleniyormuş gibiydi. Rory’nin sürekli planlarını iptal etmesi, ona sevdiğini söylememesi, Adelaide’ı hayatındaki özel biri olarak tanımlamaktan kaçınması her seferinde yeni yaralar açıyordu.
Kitap Alıntısı
Acı olsun, tatlı olsun, anılarla avunabiliyordu insan. Şarap, dura dura, olgunlaşır. Zaman da, zor, kolay, bir kez atlatılmış olan her güçlüğü, her sıkıntıyı, kendine göre yumuşatmasını becerir. İş, başa gelince dayanmakta.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
Mutluluk kolay iş değildir. Onu kendi içimizde bulmak çok zor, başka yerde bulmaksa imkânsızdır
Sayfa 86 - Say·Kitabı okudu
Ağır ağır çıktı odadan, banyoya girdi, şofbeni yaktı, suyu açtı. Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altına. Değişmek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek. Sonra yavaşça girdi. Hiçbir şeyin akıp gideceği yok. Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan. Her şey hemen değişiversin istiyorsun. Sanki daha mı iyi olurdu? ... O zaman da peşinden koşar, bir türlü yetişemezdin. Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de... Altından çekiliverdi, çok kızmıştı su. Gözlerindeki sabunları akıtmak için uzattığı eli bile zor dayanıyordu. Sende iş yok oğlum. Bu sıcak, beriki soğuk... Öteki sert, beriki yumuşak... Ömrünce sınırda kalacaksın. Sende iş yok oğlum, sende iş yok... Biraz ferahlamıştı. Şofbeni ayarladı, tekrar girdi suyun altına. Her vakit böyle olurdu. Sonunda dönüp dolaşıp kesinlikle kendini suçladı mı bitirirdi. Söyleyecek söz kalır mı? Ben, böyleyim... Bitti... Artık savunma bile boşuna. Değil mi ki değişmez... O vakit bırakırsın yaşamayı kendi yoluna, yürür gider. Sonra yine kımıldamaya başlar birikenler. Sonra yine kızgın su. Ya da bir diş ağrısı. Ola ki bazı görmeden bastığın asfalta yayılmış yemyeşil bir balgam. Bir vapurun kaçması... Tutunarak koştuğun dolu bir tuvaletin kilitli kapısında kalıvermen...
Sayfa 19·Kitabı okudu